şükela:  tümü | bugün
125246 entry daha
  • yeni bir ayrılık sonrası beni darmadağın eden:
    "kuş ölür, sen uçuşu hatırla."
  • ne hissediyorum?

    mide bulantısı hissetmek gibi... ama aslında midenin zerre bulanmaması. canının yanması yada bir tür acı çektiğini düşünmek ama vücudunda acı verebilecek hiçbir yara yada hastalığın olmaması. uykulu olmak. ama aslında uykunu fazlaca almış olmak. yada hiç uyumadığın halde nedense gözlerinin kapanmamakta direnmesi.

    sürekli gelen "iyileşemiyorum" hissi. daha doğrusu; iyileşme gücümün beni bu durumdan kurtaracak kadar hızlı olmaması. o yüzden sadece acıya katlanıp umut ediyor olma halim.

    kafanın içinin bomboş olması. hani boş bir kuyuya taş atarsın, dibe vurur garip bir yankı yapar. kafanda öyle bir yankının olması, bir tür çınlama. ama boşluktan değil, o kadar tıka basa doludur ki kafan, içindeki bulamaçtan... hiçbir şey bulup çıkaramazsın. bir kahve daha demlersin, sonra kupanda zaten yarı yarıya kahve olduğunu fark edersin. hangisini dökeceğine karar veremezsin.

    üzgün olduğunu düşünürsün sanki ama aslında üzülecek bir şey de yoktur, zira ölümler, terkedilişler, yıkımlar kadar mutluluklar ve sevinçler de yaşamışsındır. her şey ancak herkesinki kadar kötü olabilir daha fazla değil, diye düşünürsün yine de anlam veremezsin, böyle gider ne kelimeleri anlamlandırabilirsin ne de duyduklarını, oysa anlamlandırman gereken bir şey de yoktur ya. tuhaftır ama anlamsız yere kendini bir garip hissedersin, yada sadece hissedersin.

    bazen soruyorlar, hayal dünyanda mı yaşıyorsun diye.

    evet hayatın bokluğunu anladığımdan itibaren bu dünyada -ülkede yaşayamıyorum.
  • bitişler değil! hiç sevilmemiş olduğunu anlamak üzücü oluyor... bırakın huzuru,acısını çekebileceğin bir gerçeklik bulmak bile ne kadar zor. hayat bir bok çukuru, içinde çırpınıp durduğumuz. sadece ölüm çekip alacak sanırım buradan insanı.
  • hafta sonu keyfimin kahyasının istediği yere gidip çadırımı kurup kafamı dinleyeceğim. düşünmesi bile huzur veriyor yemin ederim.
  • belirsizliği sevmeyenler aynı zamanda paşabahçe'nin köşem serisini sevenler bence. hatta fizik matematik de severler. pis fenci rasyoneller. rasyonellerin aynı zamanda korkak olduğu konusunda oldukça önyargılıyımdır. fencilik eskiden benim için küfürdü, sonra bir fenciye aşık oldum. yine de fencilik hoş değil.
  • sabahtan beri sevdiğim birinin doğumgününü 00.00'da kutlamak için bekliyorum. kutladım da.

    1 ay kadar erken kutlamışım...
  • kuzenim evine direk koydurmuş pole dance yapıp video çekiyor, ben vantilatörün önünde direğe sarmam gereken bacaklarımı pergel gibi açıp yapışıklığı en aza indirmeye çalışıyorum.

    ulan bu ne biçim gen ki eğlence, sosyallik, çılgınlık falan bana hiç uğramamış.

    anama babama da benzemiyorum tip olarak, kesin evlatlık aldılar. fakat ben beni biraz büyüttükten sonra olmayacağını fark eder cami avlusuna geri koyardım. koymadıklarına göre kan bağı olsa gerek.
  • dışarda gayet içebiliyorken eve alkol sokmamak gibi bir takıntım var. sanki o dolaba o alkol girdiği zaman ne de olsa o an ulaşabildiğim yerde diye sürekli içerim düşüncesiyle almak istemiyorum.

    ama bazen de bi olmeca olsa 3-5 shot atsam ve halıya odaklanıp kalsam diye de hayal etmeden duramıyorum.
  • takip ettiğim yazarların fiziksel görünümlerini tahmin etmeye çalışıyorum. hepsinin bir hayali tipi var zihnimde, yazdıklarıyla birleştirdiğim bir imajları. çok merak ediyorum tahminlerimde yaklaşabiliyor muyum diye. utanmasam instagram var mı diye soracağım. arada ifşa edin kendinizi lütfen.
  • sanırım artık kötü bir görümce olacağım. bu abimin eşi olan hatun doğum yapınca 180 derece değişti. böyle saçma salak tripler, en ufak bir eleştiriyi kabul edememe, aşırı alınganlık, dangalaklık, bencillik, cehalet vs. almış başını gidiyor. sanki çocuğu bana doğurdu, zorladık doğur diye tövbe esta... hayır hormondur, psikolojidir tolere ediyordum ama iyice sinir bozucu bir hâl aldı. şimdi bu fil gibi yeşil çay içiyor zayıflamak için, dedim fazlası çocuğa zararlı bilgin olsun. neymiş çocuğunu her şeyden çok düşünürmüş, bunları düşünmeyenlere söylemeliymişim. yani? ne alaka? gerizekalı mısın sen? ben yeğenim için zararlı olanı sana söylemek zorundayım, bir tek sen mi düşünüyorsun. bir de mısır gevreği tarzı şeylerle besleniyor, doktorlar yırtınıyor paketli gıdaların hepsi kanserojen diye. ben böyle cehalet görmedim, çocuğunu o kadar çok düşünüyor ki 2 aylık bebekle kuaföre gidip ombre yaptırıyor, perişan oldu çocuk kuaförlerde, kaç saat sürdüğü malum. kuafördeki bir abla dedi ki bu ortamda durmasın boya kokusu çocuğu mahveder, bunu ben de düşünemedim hemen bahçeye çıkardım. kadın çok haklı ama gelin olacak hatuna bu şekilde akıl veremezsin çünkü o çocuğu için her şeyin en iyisini düşünür (çok afedersiniz nahhhhhhhhhh diyorum) kuaförden sonra saatlerce ağladı yavrum ya çok üzüldüm içim parçalandı. ya sen daha 2 aylık annesin elbette ki yanlışların olabilir, zamanla öğrenirsin lakin insanların bunu sana izah etmesi niye zoruna gidiyor? mesela, biri benim çocuğumun iyiliği için bir şey söylese ona teşekkür ederim ama tabi ki her şeyi araştırır kendim öğrenmeye çalışırım. bu hem bilmiyor, bilene söyleyene de trip atıyor. hani kötü bir üslupla, yargılar gibi söylesem neyse. valla ağzının ortasına çakasım var acayip uyuz oldum, içimdeki cadıyı uyandırdı resmen, hamileyken beni yiyecekti neredeyse şimdi ayıldı. hayır biliyoruz canı ister yer lakin biraz da sonrasını düşün. kıyafetlerine giremiyormuş da zayıflaması lazımmış, e zayıfla ama sağlıklı zayıfla. hamileyken dikkat etme, spor yapma sonra tutuş. valla acayip sinirleniyorum bu kadına, dellenmeye başladım iyice. yeğenim adına ciddi anlamda üzülüyorum çünkü annesi tam bir gerizekalı. he bu anlattıklarım da devede kulak he, daha neler neler.

    ay buraya yazdıkça da sinirlendim, soldan soldan geliyorlar tahsinnn...
6117 entry daha