141351 entry daha
  • kısa bir zaman içinde tanıdığım ve cok deger verdigim birisine büyük bi kelek yaptim. beni affetmeyecek. kötü bir anı olarak kalacağım onun hafizasinda . insallah tez zamanda unutur beni. çok üzgünüm.
  • mücadele mücadele mücadele. şuna bak ya.. hep böyle hep.. bir işe giriyorsun başlasın bakalım mücadele.. iş hayatı başladı. burada da ayrı entrika var. ben o kadar çalışayım diğeri gelsin benim yaptığım işi sanki kendi yapıyormuş gibi göstersin. ulan bir bitmediniz be. masamın üzerine koyduğum işi çalmak nedir ya! ben de entrikatör olucam artık. yeter ya. öf. aman. slk şey nolck
  • güzel şeyler hep başkalarının başına geliyor gibi.
  • kadınları anlayamıyorum. gerçekten. sanırım onları mutlu etmek için olmadığımız biri gibi davranmamız gerekiyor. bu mudur?
  • aslında böyle şeylerle hiç uğraşamam, standart french press ile kahve içen bir insanım. ama belki bir gün evlenirsek diye iki filtre kahve makinesinin özelliklerini karşılaştırdım. sen bunu bilmiyorsun.

    puding tenceresinin dibini, kalan son köfteyi, dolaptaki son sodayı ve karışık çerezdeki tüm antep fıstıklarını tamamen hür irademle sana veririm. belki sen bunu da bilmiyorsun.

    ps4'üme gelişine vole vursan, şövalye figürümün kolunu kopartıp geri versen sana asla kızmam. belki sen bunu da bilmiyorsun.

    doğum günün ile haggard konseri aynı güne denk gelse, “ben zaten ikinci dünya savaşından beri almanlara gıcığım” diyerek konsere gitmem.belki sen bunu da bilmiyorsun.

    sehpayı ayağının ucuyla kendine çekerken, ilk baskısını sahaf sahaf dolaşıp da bulduğum murakami kitabımın üzerine bi şeyler döksen, içimden bile olsa “senin ayağının ayarını...” demem, sana sarılıp "canın sağolsun” derim. belki sen bunu da bilmiyorsun.

    en azından bunu bil ve hiç unutma olur mu...

    seni gerçekten seviyorum.
  • garip dünya işte,
    senin sevdiğin seni sevsin istiyorsun,
    seni seveni sen sevmiyorsun.
  • bir seyi ozluyorum. ama ne en ufak bi fikrim yok!
  • bir seyler yazayim diye geldim. “bir bakayim ne yazmis su yazarlar” dedim. meger ne cok dertli insan varmis. buraya yazinca rahatlik hissi olusuyor galiba. cogu gonul acisindan muzdarip, bazilari mutsuz. nese doluyum, asigim, saglikliyim itirafi hic yok. mutluluklari hep baska kalplerde ariyoruz. yanlislik burada. en guzel mutluluk, nerede biliyor musunuz? ıcinizde, kalbinizde. felsefe yapmiyorum, gercek bu. biraz kendinize bakin, nasil biri olamadiginizdan cok, nasil biri oldugunuza bakin. gulumseyin sadece, ben hep oyle yapiyorum artik.
  • 6-7 sene önce ablamın kumbarasından kaybolan kağıt 5 tl, 4 yaşındaki yeğenim kerem’in üzerine kaldığında hiç sesimi çıkarmamıştım. buradan itiraf edeyim; o parayı ben aldım, sigaram yoktu başka çarem de yoktu.
  • hemen bi tane anlatayım.

    bundan yaklaşık 12 13 sene evvel lise yeni bitmiş. 18 olmuşuz geçmişiz. artık kahveye bara rahat rahat giriyoruz. bir gün bir yılbaşı gecesi yanımız da bizden 7 8 yaş büyük bir abimiz ile bara gitmeye karar verdik. ben ve arkadaşlarım v. z. s. s. ve abimiz m. ile. yer ünye mekan fırat bar. bilen bilir. ağır bir ortamı vardır hafiften arabesk müzik çalar.

    neyse ben de karadenizli biriyim. karadenizde herkesin evinde olduğu gibi bizim de evimizde silah mevcut. ben de babaannemin kendisine ait olan 7.65 tabancayı belime takip öyle çıktım evden. daha doğrusu evden kaçırdım tabancayı. içtik yedik eğlendik ki çok fazla içki de içemem gece saat 4e doğru saat fazla geç olunca ve biraz da alkollü olunca abimiz bize eve gitmek yerine çınarsuyu denen mevkide olan apart evlerde kalalım dedi. atladık arabaya oraya gittik. mekan var ama sanki terk edilmiş gibi evler. elektrik falan hak getire. şömine var mumları yaktık etraftan biraz odun topladık deniz zaten 10 metre ileride. her şey güzel şömine başında oturmuşuz koltuklara ısınıyoruz konuşuyoruz.
    derken birkaç ayak sesi birileri yaklaştı bi anda kapıya vurup açın lan demeye başladılar. genciz delikanlıyız ama ne oldu anlayamadık eller ayaklar titredi. o arada mekanı cennet olsun s. ayağa kalktı kimsiniz lan diyerek kapıya yöneldi. bi an abimiz m. bağırıp dur gitme açma deyince durdu. hepimiz sustuk bizim abi bağırıyor kimsiniz falan filan. sonra kapıya bi tekme adamlar içeri girdi lan lun diyerek ben bi refleksle silahı çektim adamın burnuna dayamamla diğer iki adam da elini beline attı silahlar çekildi. yaklaşık 10 saniye kadar alabildiğine sessizlik ama nasıl bi sessizlik en ufak bi çıtırtıda silahlar patlayacak adamlar bizi kevgire çevirecekler. onların da kafalar iyi. silah elimde elim titriyor kaza bela elim tetiğe değecek ama emniyet açık mi değil mi farkında bile değilim. ne oldu ise duraklama bitti bize baktılar abimiz konuştu silahlar indi. sonra tabi ortada sayılan birkaç isimle tanış çıkıldı karşılıklı özür dilendi. meğer adamlar başka birilerini arıyorlarmış az kalsın o şömine ışığında kim vurduya gidecektik. adamlar çıkınca yanıma gelen v. ulan bilmem naptığımın oğlu hepimizi öldürtecektin diyerek sövdü saydı. ben yavaşça silahı belime koydum ertesi gün uyanınca eve gidip silahı da yerine koydum o gün bu gün daha üstüme tırnak makası bile almam.
    o gün ben ve arkadaşlarıma yaşattığım korku için tüm arkadaşlarımdan özür falan da dilemiyorum beter olun ibneler :) sayemde biraz heyecanlı geçti yılbaşı :)
1024 entry daha