156172 entry daha
  • izin sebebiyle tatilde antalya'ya babamlara geldik. ev merkeze yakın, evin yakınlarında da ucuz oteller var. muhtemelen her tür alem dönüyordur ama gelip giderken gözüme birşey çarpmadı. akşam ana caddeye doğru yürüyordum. tek katlı,bildiğin gecekondu görünümlü, otel demeye şahit bir otelden tam geçerken ingilizce konuşma sesi geldi. gayri ihtiyari kafayı çevirdim. baktım zenci bir delikanlı görevliye derdini anlatmaya çalışıyor. "three days" dedi, zenci çocuk. yanında da en fazla 25'lerinde bir yurdum kızı. belli ki zenci şeysi yemeye heves etmiş.
    biraz duraksamadan sonra devam ettim. düşündüm, erkek arkadaşı ile sevişecek olsa ve yer olmasa, çocuk da böyle rezalet bir otele kızı götürmek istese, muhtemelen kıyameti koparıp, siktiri de çeker. bir insan sırf bir hevesini yerine getirmek uğruna böyle rezil bir yeri kendisine neden reva görür ki? hiç mi bir insanın kendisine saygısı olmaz.
    oh, yea sevişmek çok güzel değil mi gençler.

    sorarım sana, değdi mi hanım apla, değdi mi?
  • çıplaklık özgürlüktür.
  • insanoğlu, olaylara karşı ne kadar pozitif baksa da, olumlu düşünse de ve nihayetinde sakin kalsa da an geliyor güçsüz hissediyor.

    düşünmeye başlıyorsun, yıkılmadan önce kaç darbeye dayanabilirim acaba diye. aslında sen de biliyorsun her zamanki gibi bunun da üstesinden geleceksin..hayatında sayısız mucizeye rastladın, kötü hissetmek için 1 nedenin varsa iyi hissetmek için 10 nedenin var. kafanı kaldır, dışarı çık, yeni insanlar tanı ve yalnız olmadığını bil. ne derler biliyorsun: " hayat dar açıda trajedi, geniş açıda komedidir." bu yüzden hayata daha büyük bir pencereden bak ve yaşadığın iyi şeylerinde kötü şeylerinde bir sonu olduğunu gör.

    sakin kal, gülümse ve sabırlı ol. biliyorum yazmak kadar kolay değil.. güzel günler yaşıyorsan tadını çıkar, kötü günler içindeysen gülümse, biteceğini bil ve seni güzel günlerin beklediğinin farkına var.. kendinden asla şüphe etme.
  • bir süredir kendi çapımda, apartman bahçesinde bir şeyler ekip biçiyorum.
    birkaç haftadır da verdiğim emeklerin "kelimenin tam manasıyla" meyvelerini toplamaya başladım.
    son zamanlarda topladığım meyve, sebzeleri sosyal medyadan paylaştığımı fark ettim.

    sabah akşam durmadan bebeğini, çocuğunu paylaşan arkadaşlarımı, akrabalarımı sürekli eleştirip, dedikodusunu yapardım.
    şimdi elimde kendi yetiştirdiğim domatese, bibere bakıp insan yetiştiren ve bunu hakkıyla yapanlara daha fazla saygı duymaya başladım.
    paylaşıp gururlanmak en doğal hakkınız.
  • bir hayvanla anlaşıyor olmak isterdim. baya baya konuşmak yani. bir at olur eşek olur ne bileyim bir güvercin olur...

    kedi daha uygun sanki. çöp atmaya giderken köşede iki lafın belini kırardık. öyle kendimize has bi dil. kimselerin anlamadığı. her şeyimi ancak o zaman dökerdim sanırım. hani eskiler derler ya suya anlat... ben kediye yüklerdim hepsini.
  • ilk kelle paçamı içmiş bulunmaktayım, acaba ayıkken de içebilir miyim meraktayım.
  • meteor yağmuru var dediler, geldik. gökyüzünü seyrettim bir süre. büyük şehirde olmadigim için doğa cok daha net gözlemlenebiliyor.

    bir dileğim vardi, fakat tek bir yıldız bile kaymadı.
    so sad.
  • bir ben var benden içeri.
  • bugün dört defa seni hatırladım.
  • takip ettiğin o bir (1) kişinin kim olduğunu merak etmekten kendimi alamıyorum.
750 entry daha