159655 entry daha
  • ilk kez bir kızla dışarı çıktığımda kızla selamlaşırken kafa tokuşturmuştum.
  • bölük pörçük düşünmek, şu fikirden buna, o kitaptan bu besteye geçmek hastalıklı bir zihnin belirtisi midir?

    şizofren teşhisi koymakta o kadar da acele etmemek gerekir çünkü devamlı kendiniz için istediğiniz demokrasi denen o ulaşılmaz nanenin yetiştiği topraktır bu. sabit fikirler, tartışılması teklif edilemez dogmalar, taşa kazınmış ideolojiler, kanunlaşmış fizik kuralları. bunlar sizi öldürür, çünkü yeni fikirleri, canınızı kurtarabilecek çıkış noktalarını görmenizi engellerler.

    köprüden önceki son çıkış...

    bu ya da benzeri başka bir tabelayı ne zaman görsem, aklıma sırf başka türlü düşünemediğim için yaptığım hatalar gelir. geriye baktığında hataları görmek kolaydır derler, oysa bu da pek doğru değildir. görmek istemediklerini nasıl görebilirsin, sana kim gösterebilir?

    sırf bu yüzden nasihat denen şeyin faydasızlığına iman ettim ben. görmek istemiyorsam kimse bana yolun sonundaki uçurumu gösteremez.

    öte yandan kim gerçekten neyin geldiğini görebilir ki?

    bu konuda fikir birliğine varalım, gerçek tarafsız değildir. görecelik kuramı üzerine biraz kafa yormuş herhangi bir insan evladı için hayat asla aynı olmayabilir. burada yazdığım birkaç satıra bakıp benim kendinden emin, dediği dedik, çaldığı düdük bir herif olduğumu mu sanıyorsunuz?

    oysa ben sık sık şeytanın avukatını oynamaktan alamam kendimi. ama sadece bu topraklarda değil, nereye gitseniz karşılaşacağınız bir gerçek var, o da insanların şeytan taşlamayı pek bir sevdikleridir. her şeye rağmen hayatta kalma içgüdüsü ağır bastığında susmak kaçınılmazdır. galileo bile engizisyon'un makineleri karşısında pısmışken, değil mi kardeşim?

    ateşle vaftiz edilmek hoş değildir velhasıl-ı kelam!

    on binlerce yıl ve on binlerce yıl. resmi tarih hz. isa ile başlama eğiliminde olsa da, yazılı tarihin birkaç bin yılı geçmediği iddia edilse de, işin bu kadar kolay olmadığını siz de ben de çok iyi biliyoruz değil mi?

    bu kadar yıldan, nesilden ve şurada burada boy atmış şehir kalıntılarından sonra gelebildiğimiz nokta çok acı. insan klonlamaktan bahsedip duruyorlar, sanki gezegende yeterince zekası oda sıcaklığında seyreden mahluk yokmuş gibi. nedir efendiler, mallarınızı tüketecek daha çok mu insan lazım?

    sonuçta insan tüketim ürünlerinin en başında geliyor artık ne de olsa, şaşırmamak lazım. rahat koltuğumuzda oturup, sıçrayan kanlara bakmaya o kadar çok alıştık ki.

    ne o? ölümsüz müsün? bana hiç bakma, sıcak kanın özgürce akışını ve hayatı beraberinde götürüşünü iyi biliyorum ben. ve her şeye rağmen hala her defasında ensemden aşağı bir kova buz boşalıyor.

    bir de bu var tabii. kendinle çelişmek...

    kendiyle çelişmeyen hiçbir insan olamaz. bir şeyler öğrendikçe, yeni gerçeklerin farkına vardıkça bir önce ki günün saçmalıklarını fark etmek varmak gerekir.

    kendinle çeliştiğini hissetmiyorsan, arada birde olsa, üzgünüm ama ıspanak kökünden farkın yok demektir. acı mı geldi? ıspanak kökü de pek tatlı değildir zaten, o yüzden yapraklarını pişirip yiyoruz ya.

    arada bir hiçbir yere gitmeyen, amaçsız yolculuklar yapmak gerekir aslında. yavaş gitmek, varacak hiçbir yeri olmamanın acısını hissetmek gerekir.

    özgürlük budur çünkü, sırf gidebiliyor olmak...

    biri çağırıyorsa özgür değilsindir. ama sırf beynin bile sana "lan ne bok işimiz var burada?" diye küfür ederken (ki benimki kısa bir zaman önce sesini kesmeyi öğrendi) evet o zaman bile gidiyorsan birazcık olsun özgürsün demektir. git, gidebiliyorken. ama unutma, carpe diem senin sandığın şey değil. en azından sana anlatılan şey değil.
  • tunahan merhaba...

    lise2'ye geçtiğimiz yaz hani senin odanda bir koku peyda olmuştu böyle bok gibi leş gibi bir koku, hatırlıyor musun? odanın parkelerine kadar söktünüz de yatağını değiştirdiğinde kesilmişti hani? o yatağın başlığına, demirin içindeki boşluğa baya bildiğin bok itelemiştim ben nedenini bilmiyorum bugün bir çaylakla konuşurken* idrak ettim ve bu sırrımı artık açıklamanın vaktidir diye düşündüm. üstelik turgay ve emre biliyordu onlara söylemiştim çok geçmeden. sen her kafayı yiyip konuyu bize açtığında bıyık alından gülüyorduk puahuahuahuuha.
  • ikizlerle grup yaptim sözlük. dunyada bunu kac kisi basarabilmistir ?
  • miniğim yeni evime çiçek alacakmış, baktıkça beni hatırlarsın dedi, tavsiyesi olan varsa çiçek bakımı konusunda, bi yeşil uzağınızdayım.
  • boş gemiler geçiyor gönlümün kıyısında,
    ruhum yorgun ve bezmiş düşman sayısından.
    ne anlamam lazım bu bakışından
    belli miydi zaten kaçısından...

    loopa aldık yine.
  • uykuya dalmak için sünger bob izlerim. bir ara tsubasaya sarmıştım
  • ben çocukken sarı rehberler vardı, okumayı yeni öğrendiğimden olsa gerek sürekli rehberle haşır neşir olurdum.

    mahallemizde uzaktan bir akrabamız oturuyordu, kadını hiç sevmezdim. o, bize her gelip gittikten sonra annem üzgün olurdu. bu da çocuk aklımla kadını sevmemem için yeterli bir sebepti. kadından intikam almam gerekiyordu...

    sarı rehberde tüm taksilerin numaraları yazıyordu. bir anda taksileri 5'er dakika arayla arayıp kadının adresine çağırmaya başladım (tabii emekçileri mağdur ettiğimin farkına varamayacak bir yaştayım). aile taksicilerle tartışıyor, ben de perdenin arkasından kıkır kıkır gülüyordum. harika bir intikamdı bu...

    ilerleyen günlerde taksileri yeniden aradığımda gelmediklerini fark edince itfaiye, ambulans gibi denemelerim oldu.

    yaptıklarım aklıma geldikçe çocukluğumdan tırsıyorum.
  • kesinlikle ruhum yaşlı.
    bugün annemin liseden bir arkadaşı ile tanıştım. kadın resmen yaşama enerjisi ile doluydu. küçük bir yerde yaşıyor. nerdeyse herkesi tanıyor. hayatın her alanında aktif, hiç evlenmemiş ve özgürce yaşayan birisi... kendini reçel yaparak mutlu ediyor ve ruhunu besliyormuş... bir ara üzüntülerden ve kötü günlerden bahsedildi. insan tökezlediği gibi ayağa kalkmalıymış. bunu da kendini mutlu edecek şeylerle yapmalıymış. arada es vermeliymiş insan...
    konuşulanlardan çıkardığım ise kendimi o kadar çok başarılı olmaya kaptırmışım ki kendimi mutlu edecek ve ruhumu doyuracak şeyleri unutmuşum. her ne yapıyorsam bir süre durmalıyım. sonra yeniden başlamalıyım.
    iyi ki buluşmaya gitmişim. umarım bende bir gün onun gibi olabilirim. deli dolu ve özgür...
  • hayat uçuyor,kuşlar kısa..
1157 entry daha