153912 entry daha
  • ankara öyle soğuk ki kemiklerim üşüyor. doğduğumdan beri bir yere ait hissetmedim kendimi. hiç yerim yurdum şurası diyebilecek kadar uzun bir yerde kalmadım, ankara hariç...
    şimdiye kadarki her kaçma girişimim başarısız oldu kendisinden, ben bırakmak istesem de o beni bırakmadı. bu hafta hayatımda önemli bir dönüm noktası gerçekleşecek. eğer her şey istediğim gibi olursa en azından bir 3 sene daha buralardayım. içime işlemiş bu şehir , bırakamıyorum.
    hiç bir yere ait olmadan oradan oraya sürüklenmekten korkuyorum ...

    not: rüzgar gibi özgür olmak varken, ayaklarımızda prangalar eksik olmasın diye dualar ettirir bu hayat . yalnızlıktan vazgeçip huzuru aramak varken, yalnız başına karanlık ormanlardan yürür kimi insanlar hayalleri uğruna. hangisi doğru hangisi yanlış? geleceği bilmek ne kadar mümkün?
  • araba sürerken mesaj atmaktan çok topluluğa karşı konuşmaktan korkarız.

    yanlış kişiyle evlenmekten çok beğendiğimiz kişiyle tanışmaktan korkarız.

    50 yıl istemediğin bir işte çalışmaktan çok hayallerimizin peşinde koşmaktan korkarız.
  • insanın doğasında egolar vardır ve bu doğanın en doğal hali onlardan tamamen arındığı zamandır.
  • hiçbir zaman göründüğüm kadar mutlu olmadım. gözlerimdeki hüzün bulutlarını dağıtmaya çabaladıkça hüzün gözlü bir çocuğa kaptırdım gönlümü. kaçtıkça kovalıyor beni. bunca yürek sancısı, bunca hayal kırıklığı içimde dolup taşıyor da dışıma şen kahkahalar olarak yansıyor.
  • bu gün bir konuşmam vardı. sahneye çıkmama 5 dakika kalmış ve inanılmaz çişim gelmişti. kızlar tuvaleti dolu ve kapısında kuyruk vardı. yanda erkekler tuvaleti bomboştu. düşünecek zaman değildi. daldım erkekler tuvaletine, kimsecikler yoktu. girdim tuvalete, tam çıkacağım, bir ses “şırrrrrr”. aman allahım muhtemelen bir erkek geldi ve pisuvarda işini görüyor. bekliyorum ama acelemde var. bitti mi bitmedi mi? en son dayanamadım, “pardon, ben kızlar tuvaleti dolu olduğu için erkekler tuvaletine girmiştim, işiniz bittiğinde bi ses verirseniz tuvaletten çıkmak istiyorum” diye seslendim. kahkahalarla gülüp, “işim bitti, çıkabilirsiniz” dedi. utandım mı? walla üç buçuk attığım bir andı, hiç de utanmadım, ama muhtemelen ben sahnedeyken izlediyse baya eğlenmiştir kendileri, eğlensin varsın:d
  • uykusuzluk başladı yine. hiç kurtulamayacağım ben bundan herhalde. kafayı yiyeceğim en sonunda.
  • haftasonu gezdirelim diye, kız kardeşimle damat, ankara‘dan geldiler, gezdirelim istanbul‘u diye.

    gezdirdik, yedirdik içirdik, dün de 76 yaşındaki anneannem geldi bursa‘dan. kız kardeşim hamile 6,5 aylık, biz de doğmuş bebeğimizi kaybettik yaklaşık 8 ay önce bir aylıkken. neyse, hatun atlattı sayılır, ilk başlarda kız kardeşimin hamile oluşunu bile garipserken, şimdilerde alıştı artık. herhangi olumsuz bir tepki vermiyor, biz de herhangi bir şekilde ona “acılarını” hatırlatacak bir girişimde bulunmuyoruz,

    derken 2-3 saat önce yatağa gittim, 03.30 gibi kalkıp işe gideceğim, anneannem, kız kardeşim, damat ve eşim salonda muhabbet ediyorlar, ben de yatak odasında debelenip uyumaya çalışıyorum. birden bir hışımla eşim sinirle odaya girdi, “anneannenin bu densizliğine katlanamıyorum.” deyip, yanıma uzanıp ağlamaya başladı. ama öyle böyle değil hıçkıra hıçkıra ağlıyor, ellerini sıkıyorum tırnaklarını ellerime geçiriyor, ağlarken de “annecim annecim” diye zangırdıyor. “ulan yine ne oldu amk, kesin çocuk mevzusu.” derken, anldık mevzuyu.

    sen git anneannem kız kardeşimin oğlu için, el örmesi hırka ör, onu eşimin yanında çıkar, ballandıra ballandıra anlat.

    e dedik yaşlandın, ama böyle de olur mu be anneanne. orada her şeyden habersiz evladını bekleyen masum kardeşim, ondan çok önce evladını kuvözden çıkaramamış, yastığının altına fotoğrafını koyduğu bebeğimizin ancak ve ancak fotoğrafıyla uyuyabilen yine masum mu masum eşim ve, anneannemin patavatsızlığı. kadınların ortasında kalan, hiçbirisine karşı suçluluk duygusu besleyemeyen bir adam. bilenmemek, kalkıp 76 yaşında kadına çemkirmemeye çalışmak, sonra balkona çıkıp buz gibi soğukta sigaradan iki fırt çekeyim derken, kardeşimle eşimi yatak odasında elele bulmak. garip duygular. kadınlar erkekleri bir şekilde çok karmaşık duygulara sokabiliyorlar.
  • sanırım gizli depresyondayım
  • (onunla ben, hep sevişecek gibi baktık birbirimize bir kez öpüşebilseydik dünyayı solduracaktık),dedim insanlar yaşasın, solmasın dünya biraz daha. hava soğuk çok soğuktu. uzaklaştım ıslık çala çala.

    (bkz: iyi geceler sözlük ben uyuyorum).
  • her doğum günüme teomanın paramparça şarkısını dinleyerek girerim. her doğum günümde de berbat hissediyorum. sanki tüm yapamadığım şeyler yetmezmiş gibi bir de bunun nişanesi gibi yaşlanmışlığını yüzüne vuruyor takvimler. bu insanlar niye pasta kesip mutlu oluyorki, ben şimdiden bugün bitse de kurtulsam bu eksiklik duygusundan diye bekliyorum.
44329 entry daha