157498 entry daha
  • geçenlerde 2019 un en çok okunan ekşi şeyler yazıları linkini bulunca yeni sekme aç deyip arkaya attım okuyayım arada diye. bir kaç gün önce de sekmelere bakarken en eskide 2018 in en çok okunan ekşi şeyler yazıları sekmesini buldum açık halde.
  • sessizliğe tahammül edemiyorum. zihnimle baş başa kalmaktan o kadar korkuyorum ki. sevmediğim bir müzik bile çaldığında değiştirirken diğerini durduramıyorum. uyumaya çalışırken bile bir sese, görüntüye ihtiyaç duyuyorum. bu yüzleşmeyi ertelediğim sürece daha büyük bir patlamayla karşı karşıya kalacağımdan da eminim. buna rağmen zihinsel atıllığımdan kurtulamıyorum. sesler, şekiller önümden geçip gidiyor ve ben sadece izliyorum.
  • adını bilmediğim, tarifini yapamadığım şeylere özlem duyuyorum. sanki bir yerlere gitsem kendimi bulacağım, aradığım o huzura ulaşacağım ama o yer nerede nasıl giderim bilmiyorum.
  • dedemin günlüğünü okuyorum, yemin ederim benimkinden daha heyecanlı ve renkli bir hayatı var.
  • ek: gelen öneriler kıymalı pideleri köpeğe kuşa vermem şeklinde. milletin çoğunluğunun fakir olduğu bir ülkede doğrudan çöpe atmaya içim elvermedi pideleri. galiba ağzı açık bir torbaya doldurup bırakacağım bir arsaya.

    ek2: hallettim.

    canım çekti ve pide yaptırmak istedim bugün. bekar halimle pide içini güzelce hazırladım(başkalarının hazırladığı içe güvenmiyorum ve pahalı geliyor) ve bunun için aydan aya uğradığım fırının yolunu tuttum.

    el değiştirmiş yakın zamanda. problem değil hayırlı olsun.

    lakin böyle durumlarda ayrıntılara özellikle dikkat ederim. ilk rezalet; fırının başındaki adamın parmağı kanamıştı. uyardım; kanama devam ediyorsa bant takmasını istedim. diğer çalışanlar da aynı fikirde olmalarına rağmen adam önemsemedi bile. allah'tan diğer çalışanlardan biri duruma uyandı da pide içini hamura yayma işini üzerine aldı.

    daha sonra; bu arada ellerini bile yıkamamış olan bu sözde "usta", fırına yerleştirilmeye hazır pideleri kenarından tutarak fırın sopasına taşımaya başladı. rahatsız olduğumdan parmağının kanlı görünen tarafının hamura dokunup dokunmadığına dikkat ettim. lakin açık açık yazayım: iğrendim.

    daha sonra fırına yerleştirilmiş pideler ısınırken bu kişi, fırının ağzındaki külle karışık unu süpürgeyle süpürmeye başladı. dışarıya süpürse iyi; lakin ... adamı, fırının içine doğru süpürmeye çalışıyordu.

    ben pek genç değilim ki, adam da ilk görüşte babamla yaşıt sayılır. hem üstelik pideler de hala fırında olduğundan sustum. lakin onları fırından çıkardığında diğer çalışanın bu sözde ustaya pidelerin pişkin olup olmamasını sorması ve onun da tüm umursamazlığıyla "ekmeğin pişkinliği bilemem. kazandığım ekmeğime bakarım" gibi konuşmasıyla; işi öğretsin diye geçici tutulan biri olduğunun farkına geç varmıştım.

    sonuçta pideleri evde attım buzluğa. içimden tüketmek gelmiyor hiçbirini. komşuya versem... ne diyeceğim: "ben iğrendiğim için yemek istemiyorum. siz buyurun mu?"

    oysa keşke fırına ilk girdiğimde, fırının hemen önündeki bu sözde ustanın umursamaz bakışlarından anlasaydım başıma gelecekleri. yazık oldu.
  • bugün ürün teslim ettiğim firmadaki sekreter kız, çok tatlıydın. ama ben ilk adımı atıp kovalayan erkeklerden değilim. belki sen beni bulursun veya tekrar bir yerde karşılaşırız. belli olmaz, kısmet işi bunlar.
  • gece sürekli uyanıyorum.. tekrar uykuya dalmak da zor.. internetten yağmur sesi hazırlıyorum öyle uyuyorum.. şıkır şıkır uyku getiriyor..

    buraya kadar bi sıkıntı yok ama korkuyorum.. bi gece habamam sınıfında inek şaban'ı işettikleri gibi işalah ben de işemem yatağa..

    bi takım tatsızlıklar yaşanırsa editleyeceğim..
  • canlı canlı kuzunun derisini yüzen insansı senin aq piç.
  • “yeryüzünde sen diye bir şey olmasaydı, ben yine de seni arardım”

    çok uzun süredir sevdiğim şairlerin beni etkileyen dizelerini, yazarların sözlerini vs bir deftere not almak gibi bir huyum var. işte yukarıda yazdığım cümleyide o deftere çok uzak olmayan bir zamanda not almışım.

    bazen bu beni etkileyen mısralar öznesinde, sahibine hiç ulaştırmadığım/ulaştıramadığım mektuplar da yazıyorum. belki de kendimi kendime anlatıp rahatlıyorum veya o defterin varlığı beni rahatlıyor. bunu insanoğlunun iz bırakma merakına yoruyorum. neyse işten güçten vakit bulduğum takdirde, bu mektupların bir kısmını buraya da yazıp iz olarak bırakma kararı aldım sözlük. mübarek olsun.
  • unutmak büyük nimet gerçekten. unutamamak insanın laneti sanırım. bugün diğer günler gibi değil biliyorum. hatırlatmak isterdim. hatırlamanı isterdim..
42666 entry daha