184134 entry daha
  • to new horizons.
  • dünya ezelden beri babaların oğullarıyla olan problemlerinin kahrını çekiyor. belki kadınlara bencilce gelecek bu dediğim ancak anlayanlar hak verecek. anlamayanlar ise anlamamış olarak kalacak sonsuza kadar. çünkü ben de daha tafsilatlı bir şekilde anlatamayacağım.

    öyle işte.
  • yolumun gittikçe ne kadar uzadığını gördükçe irkiliyorum bazen. yorgunluğumu aklıma getirmemek için düşünmemeye özen gösteriyorum. . hep az kaldı diyorum kendime ama neye az kaldı asla bilmiyorum.
  • beni özledin. henüz tanışmadık.
  • bugün çok uzun zamandır beklediğim, şu zamanlarda olsa bütün dertlerimden arınırım dediğim bir şey gerçekleşti. sana çok öfkeli olsam da bi yerlerden yazıp paylaşmamak için o kadar zor tuttum ki kendimi. biliyorum çünkü bu habere benim kadar hatta belki daha fazla sevinecektin. keşke arkadaş kalabilseydik dedim. keşke mutluluğuma ortak edebilseydim seni yine. hani her önünden geçtiğimizde burası senin kazanamadığın yer değil mi dediğin, benim de bi gün kazanıcam görüceksin dediğim yer vardı ya, kazandım!
  • burası ruh hastası, psikopat ve manyaklarla dolu bir yer
  • dün gece rüyamda artık ne gördüysem kalkıp kelebekler ya da başka bir şey çıksın diye camı açtığımı hatırlıyorum. sonra allahtan uyumuşum ama cam sonuna kadar açık. sabaha karşı uyandığımda çok üşümüş hissettim. bazen geceleri böyle şeyler yapıyorum. bunun için bile adam lazım kolundan tutup napıyorsun diyecek. umarım başka şeyler denemem.
  • bir günahım var, çıkarmalıyım. bugün “2 dakikacık yüzünü göreyim” diyerek bu sıcağa rağmen dolmuşa, metroya, vapura, otobüse binerek yanıma kadar gelmiş bir kadına “yorgunum” dedim ve gitmedim. ne denli acımasız, kalpsizce değil mi.. bunu neden yaptım hiçbir fikrim yok, bir yarım saat farkına varamadım ne yaptığımın..

    asla yapmam, asla etmem demeyin çok normal gelmişti oysa bu durum bana o an. insanoğlu işte ne yaparsınız, kusursuz değiliz. farkına varmamla beraber affetmeyeceğini bile bile apar topar çıktım evden. günün tüm yorgunluğuna, terine, ağırlığına, darmadağın tipime aldırmadan çıktım. farkına bile varamamışım nasıl yana yakıla gittiğimin, ondan önce varmıştım evine. apartmanının altında beklerken onu göz göze geldik. çekingen adımlarla geldi, sarılmadı. açıklamama izin verdi. anlattım, saçmaladım. ne diyeceğini ince ince tartıp söyleyen ben, bir anlık kalp ritmine yenik düşüp özrü kabahatinden büyük laflar ettim. o ise gözlerimin ardından, neyi anlatmak istediğimi biliyordu. içten sardı beni, sımsıkı sarıldı. “daha fazla konuşma gerizekalı” dercesine baktı, sarıldı. tüm pisliğime aldırmadan sarıldı. “önemli değil, buradasın” dedi..

    velhasıl kelam, kalp kırılır hata yapılır. insanız, hata yaparak öğreniyoruz. bir özrü çok görmemek lazım. o sizi görünce parıldayan ışıl ışıl gözleri gurura, aptallığa, saçma sapan şeylere kurban etmemek lazım. bir özrü sevdiğinize, ne olursa olsun çok görmeyin..

    edit: imla
  • hayatım aşırı monoton. bi ekşın olsaydı ufak bi kalp çarpıntısı falan iyi olabilirdi.neyse gideyim de bir bardak daha çay içeyim
  • "ey, kapana kısılmış ruhum! çırpındıkça
    daha sıkı kapana kısılıyorsun."
1693 entry daha