• sabahtan akşama ınstagram'da kedi videoları izliyorum. çok tatlı lan orospu çocukları! daha önce de yazmıştım, takrar ediyorum. kedileri çok seviyorum. bunu bana kazandıran insana sonsuz minnet duyuyorum.
  • 'zaman' korkutuyor. varlığı, geçişi, yönetimi... onunla ilgili her şey. bu kadar değerli oluşunun yanında aynı zamanda bu kadar değersiz oluşu. fazlasıyla öznel.
    geçişine maruz kalıyor olmak. ona her maruz kalışımız, yaşanılan her an sorgulatıyor kendini. yaşandığına pişmanlık hissettiriyor tüm anlar.
    kaçırıyor olma. anların yanlış yaşandığı duygusu.
  • 26 saattir uyumuyorum belki 10 ar dk 4-5 kere uyumus olabilirim. sağolun kızım meme ucunu bırakmıyor. insan nelere dayanamıyormuş hakikaten. eşim dısardan yemek getirmesin diye 5-6 çeşit yemek yaptım ama yapmak 6 saatimi aldı benim sıpam yüzünden. gece uyuyamayınca eşimle bize gönderilen düğün videolarını izledik. ne güzelmişim. ilk dansta vır vır konusmuşuz, eşim çok güzelsin ne güzelsin inanamıyorum seninle olduğuma demişti, ben ise geceyi beklediğini bal gibi biliyorum,sikinin sertleştiğini de biliyorum demiştim, yüzü kızarmıştı.
    hey gidi günler şimdi düğünden 1 yıl geçmeden kızım oldu. ne tuhaf aynı anda birbirine zıt,tezat ne varsa duygular yasayabiliyoruz ve başka zamanlarda ben uyumayı hayal ederken, eşimi bezi nasıl bağlayacağını düşünüp dururken gözlemleyebiliyorum.
  • sanki yüzlerce yıllık bir uykudan uyanmışım gibi hissediyorum. her şeyi anlamaya başladığım bir küçük milat gibi bu uyanış.
  • iki şeritli sağa dönüşü olan bir kavşakta kırmızı ışıkta bekliyordum, sağ şeritteyim sağ sinyalim dakikalardır yanıyor demek ki sağa döneceğim aa nerden anladınız? ışık yandı, önümdeki araç gitti arkasından ben minnoşça gidiyorum ama o da ne? sağ şeritten üzerine doğru gri peugeotlu bir ablamız geliyor, neyse ki böyle gerizekalılar olabileceğini tahmin edip kontrollü gidiyorum çünkü varlar! görüp korna çalmasam arabaları öpüştürücez yandan. sonra fark ediyor duruyor, ben kornayı basılı tutarak dönüyorum falan. arkamdan geliyor abla, kesintisiz korna ve orta parmakla kendisini uğurluyorum. dikiz aynasından bakıyorum nasıl bir mal olabilir acaba diye. bilin bakalım ablamız beni neden görmemiş çünkü sağ eliyle telefonla konuşuyor. ileriden de u dönüşü yapıp sağa döneceğim ama ablamız hala arkamda. sinyal veriyorum ama muhtemelen görmez ablamız ve geniş dönmek zorundayım. kornalar sinyaller eşliğinde ablaya sola döneceğimi anlatarak dönüş yapıp ablayı son kez kornalarla uğurluyorum. ve kendime sakin kaldığı için teşekkür ediyorum ama inip ablayı dövmediğim için aşırı derecede pişmanım.
    umarım bir yerde karşıma çıkmaz ve dikkatsiz haraketler yapmazsın gri pöjo 207'li abla.
    bence tüm kadınların ehliyetleri toplansın, ben dahil. hepimize de birer tane şoför tahsis edilsin lütfen.
  • bütün yetişemediklerimizin acısını yüreğimde yaşıyorum.
  • yoruluyorum, çok fazla şey ile mücadele ediyorum. her seferinde en üste koyduğum hedefe ulaşmak için dünya kadar cefa çekerken, hedefe ulaşırsam bir üst hedefe ulaşmak için zorluklar oluşturuyorum kendime. öyle bir noktadayım ki herkesin tüm takdir duyguları en ufak başarısızlıkta binlerce yergiye dönebilecekken vazgeçmeden mücadele etmeye çalışıyorum. bazen neden diye soruyorum kendime? aslında neden sorusuna cevabım hep var, ama bazen de güçlü bir durumda, güçsüzlüklerle yıllarca sınanan biri olarak , güçsüzlük dehlizine düşmekten korkuyorum. evet korkuyorum, ne acı. oysa yaşamaya yönelik hiçbir hevesi olmayan biri için bunca büyük mücadele ne kadar anlamsızsa bu korku da o kadar saçma. işte tam bu noktada neden korktuğumu da tanımlayamıyorum.

    mutsuzluk benim için zevk aldığım bir yaşam biçimi mi yoksa zevk aldığımı zannettiğim bir kader mi? bilmiyorum.
  • başımıza gelebileceklerin sayısı belli, güvendeydik. son söylediklerin kulağımda tıpkı ilk söylediğin gün gibi; “beni burada bırakma..”, ayakkabıların elimde yokuştaydım ya da bana öyle geliyor, nasıl anlatacağımı bilemiyordum.
  • sözlerimin yok hükmünde olduğunun farkına vardığım vakitten beridir susuyorum. daha ne kadar susarım bilemiyorum.
  • bugün benim doğum günüm ve aynı evin içinde bulunduğum babam hala doğum günümü kutlamadı.
    anneme regl olucam pedim yok demem üzerine bağırmaya başladı böyle şeyler söylenir mi ben senin babanım böyle konuşamazsın adap var usül var terbiyesiz diye. ben yanlarından gittikten sonra annem diyor ki niye bağırıyorun ne var ne dedi çocuk, kadına da bağırıyor ne mi var bu söylenir mi ne hala saçma saçma konuşuyorsun böyle bir insan var mı ya kim babasının kardeşinin yanında böyle bir şey der diye.

    sevgili babam,
    küçükken gördüğüm fiziksel şiddetin yanında var oluşumun başından beri bana uyguladığın psikolojik şiddet beni çok yıpratıyor. biliyorum mutlu değilsin senin istediğin gibi biri olmadığım için ama inan ben de mutlu değilim senin gibi bir babam olduğu için. her gece keşke babam olmasaydı diye dilemek beni gerçekten yoruyor artık. mucize sorusu var sana da bahsetmiştim bir gün yemek yerken muhtemelen her zamanki gibi dinlemedin onu da ama biliyor musun benim mucize sorusuna cevabım senin yok olmandı. bu cevabı verdiğim için kendimi bazen çok suçlu hissediyorum ama düşününce gerçekten de sen hiç var olmasaydın ya da şimdi ölsen tüm sorunlarım çözülür. üstelik sadece benim değil kardeşim ve annemin de hayatına rahatlama geleceğine eminim.