• 28 yasindayim, 30 yasimda doktoraya baslamayi dusunuyorum, hedefliyorum.
    ıelts var, yurt disi masterim var.
    sizce mantikli mi arkadaslar?

    30undan sonra akademik kariyer yapilir mi? gec mi kaldim?
    30 yasinda doktoraya baslayan var mi? ya da bitirmis olan?
    tecrubesi olan birine cok ihtiyacim var.
    cunku ya doktoraya baslayacagim ya da cocuk coluga karisacagim.
  • bugün arabayla eve giderken kırmızı ışıkta durdum. ben zaten yer yön tayininde iyiyimdir ama burası bir de yüzlerce defa geçtiğim bir yol.

    sonra birden nerde olduğumu tamamen unuttum. panikle sağa sola, tabelalara bakındım, nerde olduğumu anlamaya çalıştım. beş altı saniye sonra geçti. nerde olduğumu algıladım, veya hatırladım, emin değilim. gerekli dönüşü yaptıktan sonra anca algılarım yerine gelebildi.

    hayatımda ilk defa başıma böyle bir şey geliyor.

    kanser beynime metastas mı yaptı?
    erken alzheimer belirtisi mi? (daha 35’i doldurmadım)
    bütün gün sabah 6:50’den 16:50’ye kadar 10 saat hiç durmadan çalıştım, üstüne terapiye gittim 1.5 saat, üstüne arabanın motoruna kedi yavrusu girdi 1.5 saat onla uğraştım. yorgunluktan mı?

    bilmiyorum...
  • az önce ellerimin titrediğini farkettim
  • buraya rahatça içinden geldiği gibi hislerini, hayal kırıklıklarını, pişmanlıklarını yazan insanlara çok özeniyorum. ben olumsuz duygularımı zayıf yönlerimi dile getiremiyorum sanırım. bazen yüreğimde hep bir sızı olarak taşıdığım hatıralarımı, yaralarımı hiç tanımadığım insanlarla paylaşıp rahatlamayı çok istiyorum ama yapamıyorum.
  • sevgili jason,

    bugün iş çıkışında sevgilinin elini tutup gezerken sen, ben sizi yaklaşık 400 metre takip ettim. tam çocuk parkının karşısındaki banka oturduğunuzda önce kendimden tiksindim, sonra tiksinmem geçti. çünkü elimde değil. elimde olmayan bir şeyden ötürü kendimden neden tiksineyim. ama senden ve dünyadan tiksinmeye devam ettim. ''hatunların efendi adam yerine piç adam tercihi'' geldi aklıma. ama sen efendiydin lan. bense ne efendi olabildim ne de piç. arafta kaldım, ezildim, baskılandım, üzüldüm, sövdüm ve daha bir sürü şey... sen yakışıklısın, ben değil; sen zekisin, ben değil; sen merhametli ve cömertsin, ben gaddar ve pinti. ben niye böyle bir insanım oğlum ve sen niye benimle arkadaşlık yapıyorsun? gerçekten hayat garip, sen hayattan da garipsin. senden ne kadar nefret etsem de, arkadaş olmamız sayesinde kızların olduğu masalarda oturabiliyorum. aslında evde hep espriler biriktirip, heybeme koyuyorum ama bir türlü lafı gediğine oturtamıyorum j-dog. birini güldürsem kendime bir yol açacağım ama sen hep güzel hikayeler anlatıyorsun, herkesin dikkati üzerinde. kızları kah duygulandırıyor, kah hunharca güldürüyorsun. farkındaysan en güzel esprilerinde bile hafifçe bir tebessümle aslında somurtuyorum. anlattığın hikayelerde bir mantıksızlık arıyorum hep ama bulamıyorum. ama ne yalan söyleyeyim sayende instagrama iki kız ekliyorum hatta bazılarının telefon numarasını bile alıyorum. internetten farklı bilgiler bulup sanki bilge bir adammışçasına whatsapp ya da instagram'dan kendileriyle bu bilgileri paylaşıyorum yeri geldiğince. gülücük atıyorlar bana öyle zamanlar yaklaşık 5 saat sonra. bunun ortalamasını aldım gerçekten, en kısa cevabı 2 saat 24 dakikada aldım. sana hemen cevap veriyorlar değil mi göt lalesi? ortalama 5 saat sonra cevap aldıktan sonra sanki cool gibi hemen cevap vermiyorum. önce bi lavaboya falan gidiyorum kendime bakıyorum. ''hemen cevap verme maykıl'' diyorum kendime. gidiyorum bir su dolduruyorum bardağa. üç yudumda içiyorum tadını çıkara çıkara. sonra saate bakıyorum 4 dakika olmuş. aklımda vereceğim cevabı kurguluyorum ama hiç havalı bir cevap olmuyor. zaman da geçmek bilmiyor. acaba uyusam da yarın mı cevap versem uyanınca diye düşünüyorum ama ben de ortalama 12 dakika sonra cevap veriyorum. 2. cevabı alma oranım yüzde 25'in altında, aldığım cevaplar için bekleme süremse bir tam günün üstünde. jason, buralardan gitsem başımı alıp beni üç güne unutursunuz hepiniz. özellikle kızlar unutur. sen yine bayramda seyranda yazarsın. başımı alıp gittiğim yere gelsen hemen ararsın, buluşmak istersin. ama benim sayende oturduğum masalara, tanıştığım o güzel kızlara rağmen; seni artık görmek istemiyorum. biz arkadaş olmayalım artık. kendine iyi bak. kal sağlıcakla.

    michael
  • kendimi güçlü sanıyorum, ama kırılmaya o kadar müsaitim ki. kimseye güvenmiyorum diyorum ama aslında hayatıma giren her insana güveniyorum. hissizim diyorum ama en çok ben hissediyorum. canım acımıyor artık unuttum diyorum, tıpkı ağrı kesici gibi uzun sürmüyor bu kendimi kandırmacalarım. ben sadece kendime kızıyorum bu kadar aptal olduğum için.
  • en iyi ayrılma şekli nedir merak ediyorum. kalp kırmanın en hafif yolu var mı
  • *kahkahanın en güzel anında yakalanmış gibi ağzı açık, başka yöne bakarak şekilli gülüp poz verebilen esrarengiz bir kitle var. rahat insan pozu. dar gelirlinin asla veremeyeceği bir poz...

    *bir insanı tanımak için ona borç para verin, birlikte seyahate çıkın gibi tavsiyeler veriyorlar. bu kadar masrafa girdikten sonra ben kendimi tanıyabilecek miyim peki?...

    *kahve ile ilgili tek alâkam "kokusu ne güzel ya"dan ibaret. herkes bir sürü çeşit, tat, pişirme yöntemi falan biliyor aşırı özeniyorum. ben hayatımda hiç filtre kahve içmedim. kültüre uzağım. nescafe'nin ikisi bir aradası güzel bak. onu içerken kedimi okuyup kitabımı okşarım...

    *şu hayatta birilerini örnek alacaksam bu kesinlikle vedat milor olmalı. bilgili, entelektüel, zeki, hazırcevap, esprili, beyefendi ve tam bir hanımcı... yani bende olmasını istediğim tüm özellikler mevcut.

    *cırt cırtlı cüzdan kullanan erkek hakkında "kendine saygısı yoktur, selam verilecek adam değildir, vurduruyordur" vb. olumsuz şeyler duyuyorum. ben yıllardır siyah adidas cırt cırtlı cüzdanımla mutluyum valla. eğer ki vurduracak olsaydım bu sefer gider pembesini alırdım.

    *ilçemizdeki belediyede çöp kamyonunu kullanan, arslan adında biri var. ağzına ekmek sıkıştırıp fotoğraf çekmişler ve facebook'ta da "ekmek arslan'ın ağzında" diye paylaşmışlar. yemin ediyorum muazzam şaka.

    *geçenlerde arkadaştan 1 haftalığına gitarlarından birini istedim, "telleri paslı çalınmaz, ben sana arkadaştan bulup vericem" dedi. sonra da "sendeki bas gitar askısı duruyorsa onu bana versene" diyor. ulan tamam s*keceksin, bari güzel sözlerle önce ruhumu ele geçir.

    *çok sevdiğim birkaç tanesi hariç aynı filmi ikinci defa izlemedim. yüz kere lotr serisi izleyen adam varmış. karşımda bir çift meme olsa bile yüz kere bakamam.

    *bir ortamda gereğinden fazla açık çay doldurulursa bardağı elime alıp "bu idrar tahlili kimin?" diye şaka yaparım.

    *yemekte çıkan kıl tanıyıp güvendiğim birinin kılıysa özenle ayırıp yemeği yemeye devam ederim.

    *hiçbir zaman memleketçi biri olmadım, olmam da. çünkü insan topraktan değil anasının a*ından çıkar.

    *eskici araçlarındaki banttan yayınlanan anonsun sonunda "eskici geldi eskiciii" bölümü sanki coşkuyla söylenmek istenmiş de seslendiren abinin içindeki yaralar buna izin vermiyormuş gibi...

    *kişisel gelişim kitabı okuduktan sonra içimde anayı babayı dövme isteği hasıl oluyor.

    *bir insana allahsız demek hakaret değil övgü olmalı.

    *geçenlerde seks böbrek taşına iyi geliyor diye bir haber okudum. 4 kere böbrek taşı düşüren biri olarak söylüyorum, tamamen yalan. o sancıyla s*kseler hissetmezdim.
  • her şeydeki suçu kendimde aramaktan, her olumsuzlukta en suçlu kendim olmaktan, kendime sürekli çelme takıp, yere düşürüp, düştükten sonra kalkınca tekrar tekrar aynı şeyi yapmaktan çok yoruldum. dünya yansa da kendimden bilsem. kurtulsam.

    kendimi zerre kadar sevmiyorum.
  • kendi yaşlarımla boğuyor beni