49060 entry daha
  • sözlük canım ciğerim;
    çok kötüyüm bugün..içimi dökesim var. biliyorsun çok fazla içini dışını anlatan biri sayılmam..ama bugün çok canım yanıyor.hayatımda akıl veren akıl verip de insanların hayatını değiştiren herkesten nefret ediyorum.
    insanların mutluluğunu çekemeyip mutsuz etmek için uğraşanlardan
    insanların acılarından zevk alanlardan
    mutlu etmek bu kadar kolayken sürekli laf sokanlardan
    sevmektense nefret ettirmeyi seçenlerden
    dalkavuklardan yalakalardan
    adamsendecilerden
    elalem ne dercilerden ve el alem için yaşayıp üç günlük dünyamızı bize dar edenlerden
    sevip de söylemeyenlerden
    söylemeyip süründürenlerden
    yarını olacakmış gibi beş yıllık kalkınma planı yapan hayalperestlerden
    hayatta sevdiğim herkesin illa canımı yakması kanunundan
    nefret ediyorum
    hala bunlara üzülüp ağlayabilecek kadar insan olmaktan da nefret ediyorum
    bu toplumda akıllı , hisli,vicdanlı olmak suçmuş gibi
    her iyiliğin altında illa bir kötülük ümidi bekleyen insanlardan da
    nefret ediyorum..
    sözlük artık ben bile nefret ediyorum..
    düşün şu dünya denilen yerin halini ben ki her kötü de bile iyi bulmaya çalışan kişiydim..
    bir zamanlar
    canım bu kadar yanmadan önce..
    benden geriye bir şeyler kalmışken henüz..
    umudum vardı insanlara
    değmiyormuş sözlük..
    itiraf edeyim dedim dinlediğin için sağol ..
  • 10 yıl sonra kendim için çok hayırlı karar aldım. bakalım eski ben geri dönebilecek mi? buraya anekdot olsun,
  • entry'leri kürt sait'in bilgisayarından giriyorduk. ona da philadelphia'dan mail ile gönderiyorlardı. büyük patronu hiç bilmezdik biz. sadece o ne yazarsa şukela veriyorduk. vermezsek sözlüğün ayarlarını bozuyordu, hiç acıması vicdanı yokmuş, öyle anlatıyorlar. 556 diyormuş kendine.
  • oraya gitme demedim mi sana?
    seni yalnız ben tanırım demedim mi?
    demedim mi bu yokluk yurdunda hayat çeşmesi benim?

    bir gün kızsan bana, alsan başını yüzbin yıllık yere gitsen
    dönüp kavuşacağın yer benim demedim mi?

    demedim mi şu görünene razı olma
    demedim mi sana yaraşır otağ kuran benim asıl.
    onu süsleyen bezeyen benim demedim mi?

    ben bir denizim demedim mi sana.
    sen bir balıksın demedim mi,
    demedim mi o kuru yerlere gitme sakın.
    senin duru denizin benim demedim mi?

    kuşlar gibi tuzağa gitme demedim mi?
    demedim mi senin uçmanı sağlayan benim,
    senin kolun kanadın benim, demedim mi?

    demedim mi yolunu vururlar senin,
    demedim mi tövbeni bozarlar senin.

    oysa senin ateşin benim, sıcaklığın benim demedim mi?
    onu süsleyen bezeyen benim demedim mi?

    ben bir denizim demedim mi sana.
    sen bir balıksın demedim mi,
    demedim mi o kuru yerlere gitme sakın.
    senin duru denizin benim demedim mi?

    kuşlar gibi tuzağa gitme demedim mi?
    demedim mi senin uçmanı sağlayan benim,
    denin kolun kanadın benim, demedim mi?

    demedim mi yolunu vururlar senin,
    demedim mi tövbeni bozarlar senin.

    oysa senin ateşin benim, sıcaklığın benim demedim mi?
  • vaktiyle bir arkadaşım, ne kadar samimi olursa olsun hiç kimsenin bir başkasına %100 dürüst olamayacağını söylemişti. bunun en büyük sebebi de, insanın kendi içinde yer alan kötücül duygularını kendine bile itiraf etmek istememesindendi.

    kendime itiraf ediyorum (kendimle aramda sır kalmasın diye); kıskanıyorum. birilerinin tatile gitmesini, yenen güzel yemeği ya da birine yakışan bir kıyafeti görünce genelde en fazla imrenirim. bunun içinde en ufak bir bencillik yoktur, "keşke ben de ..." yoktur.

    ama şimdi içimde kor gibi büyüyen bir kıskançlık damarı var, ve sanki bunu yok edemezsem o çok sevdiğim insanlar, kıskandığım şeylerden mahrum kalacaklarmış gibi de dehşet bir korku duyuyorum. sırf bu korku yüzünden onları kıskanıyor olduğumu kendime bile itiraf etmek istemiyorum.
    ve sevmedim bu duyguyu ... arkasından çaresizliği getiriyor çünkü ...
  • biraz sever misin?
  • 9 gag giflerini anlamıyorum bazen, yetmiyor ingilizcem. bazen twitter geyiklerini de anlamıyorum. işte tam orada bi kahraman çıkıp anlamadım yazıyor, başka bi kahraman da cevaplıyor. ben egoma bok sürdürmeden konuya hakim oluyorum. seni seviyorum anlamayan adam, anlamayıp dile getirmekten korkmayan adam.
  • hayatımda ilk kez evlilik teklifinde bulunacaktım. farklı birşey, orjinal bir şey olsun istedim, bayağı düşündüm taşındım, ismi de bir çok filmdeki önemli sahnelerde fonetik olarak çok güzel uyacak bir isimdi, fragman hazırlatayım dedim. sonra nazımın geçtiği düzgün bir yerde projeksiyonla yansıtır izleriz, güzel olur dedim. türkiye'deki firmalara güvenmediğim için yurtdışında bir kaç firmayla yazıştım, kullanılacak resimleri, istediğim film sahnelerini, istediğim hikayeyi, diyalogları falan gönderdim, demo hazırlayıp gönderdiler beğenmedim, onlar başka firmaya yönlendirdi, orada aynısı oldu falan derken 8-10 firmadan sonra bir firmaya ulaştım.

    fragman normalde 3 dakika falan olacaktı, firmalar da 15 saniyesi sesli, 15 saniyesi sessiz demo gönderiyorlardı, bu firma 4 saniyelik bir demoyla film afişi bir sabit görüntü gönderdi, 300'deki this is sparta sahnesiyle, v for vendetta temalı afiş. ama öyle bir demo ki, gazetelere göndersem hollywood'un gururu türk diye haberimi yaparlar. adamlar filmdeki sahneye öyle bir oturtup, öyle bir seslendirmişler, milyon dolarlık projede direkt ben varım, öyle diğer firmalar gibi kafayı kes yapıştır değil, ben şüpheye düştüm lan o kadar iyi. dedim tamam ben bunu istiyorum, yapın. adam bana öyle bir fiyat çıkardı ki 3 dakikalık iş için, o paraya ev alınabiliyor.

    tamam lan dedim yapın, hayatta bir kere yapılacak bir şey, sokarım parasına. adam nerede kullanacaksınız hangi formatlarda hazırlatayım dedi, valla dedim evlilik teklifi olacak bu, flash belleğe koy gönder. adam da bu sefer seni deli mi sikti diye sordu. o paraya çok daha iyi evlilik teklifinde bulunabilirsin dedi. adamla bayağı muhabbet ettik üstüne. şöyle olur mu, sen nasıl ettin falan derken sonra başka bir fikir bulduk adamla beraber, gerçekten de fragmandan daha güzel bir fikirdi, tamam dedim onu yapayım, teşekkür ettim falan, sonra da tebrik ettim adamı elindeki işi sırf müşteriyi düşünerek savdığı için, türkiye'ye gelirse kesinlikle kendisini ağırlamak istediğimi söyledim, adresine de özel yapım lokum gönderdim, renkleri adamın firma logosu gibi dizilmiş şekilde falan. adam el yazısıyla teşekkür mektubu gönderdi bunun üstüne, noel'de de kart gönderdik birbirimize.

    sonrasında ben diğer teklifin planlarını yaparken ayrıldık. o teklifle ilgili planlar da iptal oldu tabi. bugün de ofiste otururken bir kargo geldi, baktım bir adet flash bellek. ay başında sektörel bir program röportaj yapmıştı, onu gönderdiler diye çok da siklemedim. attım cebe çıktım. eve gelince dedim bir bakayım nasıl olmuş program, taktım belleği içinde bir kaç video var, bir tane word dosyası var, allah allah dedim montajlı montajsız hepsini gönderdiler herhalde. en büyük boyutlu olana tıkladım izleyeyim diye.

    adam benim ona gönderdiğim fragmanın tamamını yapmış. öyle böyle değil, bildiğin muhteşem ötesi olmuş. sadece bazı diyalogları değiştirmiş, evlilik teklifi değil de evlilik esnasında yayınlanacak bir şey haline getirmiş. nefesim kesildi izlerken resmen. diğer ufak videolarda da beraber çalıştıkları bazı ünlü şahıslara mutlu bir evlilik diletmiş. word dosyasını açtım, bayağı uzun birşeyler yazmış, teklif için bu olmazdı ama evlenirken güzel bir hediye vermek istedim, hangi ünlüyü sevdiğinizi bilmediğim için onların videolarını ayrı ayrı koydum sevmediğiniz varsa aralarında göstermezsiniz falan yazmış.

    bildiğin oturdum ağladım. te anasının örekesindeki adam, önce kazanacağı paradan vazgeçiyor daha iyi bir evlenme teklifi yapayım diye, sonra üç beş kilo lokum gönderdim diye parasıyla yaptıramadığım şeyi, muhteşem bir sürprizle hazırlıyor ve gönderiyor. ki parasını ödeyip satın alacağımdan da daha fazla içerikle yapıyor bunu.

    lan hadi beni siktir et, bu adamın emeğine yazık lan. toplasan 6 aydır tanıyor adam beni, en fazla bir hafta konuştuk, o adam anlamış benim ne kadar değer verdiğimi, sense giderken benim hediye ettiğim kitabın içine hala birşeyler yazarak trip atma derdindesin, yok kurşun kalemle yazıyorum siler sonrakine verirsin benim değerim mi vardı falan. yemin ediyorum hiçbir şey değilde, ben o adama nasıl ayrıldık diyeceğim onu düşünüyorum. sikerim lan seni dese tek kelime edemem, adamın ilişkimizdeki emeği senden fazla lan resmen. aynı isimde aynı tipte kız bulacaksın o video oynayacak düğünde dese itiraz edemem.

    bir ilişki için şahsen yapabileceğim en büyük jest resmen elimde patladı. buralar değerlenir diye arsa alıp, karşı lotuna gökdelen dikilirken arazisi kamulaştırılmış dayı gibi kaldım.

    edit: beklemediğim kadar oylandı bu entry, bir çok kişi sonrasını merak etti, tek tek cevap yazmak yerine edit ile anlatayım sonrasını.

    çok da lafı uzatmadan söyleyeyim, hayatımın aşkını buldum. dünya üzerinde var olmasına ihtimal bile vermediğim birisi çıktı karşıma. yaşıtlarım neredeyse torun sevecek ben hala elini tuttuğumda tüm vücudum kasılacak kadar aşığım ona, resmen yaşlılığımı ağız tadıyla yaşatmıyor bana, liseli gibi oldum. ilişkideki tek sorunum da bu açıkçası.

    bu entry girilmeden önce onu tanımıştım ama öyle tanış seviyesindeydik. sonra benim içip içip tacizlerime dayanamadı ve bana bir şans verdi. daha doğrusu o zaten kaç çocuğumuz olacağına falan karar vermişti ama erkeklik gururum incinmesin diye sanki olaylar benim kontrolümdeymiş gibi davranmama göz yumdu. ve beni dünyadaki en mutlu erkek yapmak için de sadece var olması yettiği halde daha da fazlasını yapıyor.

    velhasıl kelam, oğlum benim için üzülmeyin lan. cidden diyorum bak o ağlak şarkıdaki gibi değil, cidden üzülmeyin. sadece evlenmiş olmak için evlenecektim ve her şeyi bokunu çıkararak yapan bir insan olduğum için bu kadar prodüksiyon içine girdim. şimdi ise deli gibi aşığım ve umuyorum ki bu sefer gerçekten aşık olduğum için evleneceğim.

    bir de teklif güzel falan değildi, dünyanın diğer ucundaki adama para verip yaptırdığım bir şey, kişisel bile değil sadece pahalı. bunun yerine kendi ellerimle bir pankarta bile benimle evlenir misin yazsam daha iyi bir teklif olurdu, bunu ise şimdi görebiliyorum çünkü aşığım, iyi olanın sadece para ile elde edilen bir şey olmadığını görebiliyorum.
  • lütfen olsun lütfen çünkü çok yoruldum. :/
  • afedersiniz ishal oldum lan, istanbul çok soğuk.
179883 entry daha

hesabın var mı? giriş yap