şükela:  tümü | bugün
  • ne zaman kendimi kötü hissetsem ekşi itiraf başılığı altına gelidiğimi farkettim.

    1-kendimi kötü hissediyorum.
    2-ben bir procrastination - erteleyerek kaçma hastasıyım.
    3-bu iş mevzuları beni çok sıkıyor. artık bunaldım.
    4-çocuk istemediğimi farkettim.
    5-yalnız kalkmaktan korkuyorum.
    6-hep geçmişte kaçırdığım fırsatlara odaklanıyorum.
    7-bu entry resmen yapmam gereken şeyi yapmayıp ertelemek için uğraştığım saçma sapan şeylerden biri daha...

    fak!
  • bugünü unutmak istemedim, geriye dönüp baktığımda "hangi gündü?" sorusunun cevabını hatırlayayım istedim. normalde sebeplerini uzun uzun yazıp rsa ile şifreleyip bir güzel de tarihime not düşerdim ancak sözlüğün bu tarz bir entrye izin vermeyeceğini tahmin ediyorum. zira ben olsam içeriğini çözemeyeceğim şeyi barındırmazdım.
  • sanki ölecekmişim gibi bir huzur. ne demekse artık ama şu anki huzur başka türlü tarif edilemez herhalde. ders çalışıyordum, kitabı kapatıp müzik dinlemek geldi içimden. yeni aldığım güzel kokan kremden de sürdüm elime yüzüme. içimde böyle kelebekler uçuşuyor ama nedenini bilmiyorum. sevgilimden ayrıldım, maddi sıkıntım var, mezun olunca işsiz kalacağım. çevrem de bir tane güveneceğim insan yok. ama müthiş bir huzurluyum. bilmeden haplandım mı ne oldu acaba ?
  • onedrive'ı adam akıllı kullanmayı yeni öğrendim ve sırf bu sayede teknolojiye bakışım değişti.

    dünden bu yana kendimi mağara adamı gibi hissediyorum. bi dosyayı laptoptaki onedrive klasörüne atıp daha sonra hiç uğraşmadan tablet ve telefondan aynı dosyaya direkt ulaşmak ne büyük bir nimettir yahu. kutsayacam neredeyse. cidden hikmetine fazla sual etmeyip öyle kullanmak lazım*.

    itiraf içre itiraf: ulan bir teknolojiye binali yıldırım gibi kapasitesiz bir adamdan bile daha geç aşinalık kazanmak ne büyük bir utanç kaynağıdır be!
  • bildiğin ve bilinen tüm hatalar. aynı yola defalarca sapıp elin kapı pervazında umutsuz kırılmalar. düşmeler, kuyunun dibini görmeden, deniz nedir bilmeden geçilen her yaz.

    yoksulluk, kırılan kalbin, dokunduğun ellerin soğukluğu, dokunduğunda eline duyduğu soğukluk, kış korkun, yaz üşengeçliğin, nefesinden kaçan her başarı ve yitip giden tüm zaferler.

    boşluğa yazılan ve seni düşüren her adım aynı sonun malumu. bir tek ihtimal var.

    seni kurtaracak, beni kurtaracak, dünyayı kurtaracak tek bir ihtimal.

    kendini tanımak. cümle dinden, inançtan, puttan, milletten, dogmaların her birinden daha kıymetli bir ders. alıp başarıyla verdiğin vakit geri kalan her yol doğru, her yanlış bile senin için en doğrusu.

    bir tek şey öğrenebildim hayatta. kimseyi para, bilgi, güç, zeka kurtaramaz. kendini tanımaktan başka.
  • iyi ki doğdum...
  • eski sevgilimin dogum gununu muhtemelen yine unutan ve kutlamayan cok olacak. bense daha geceden hatirlamama ragmen aramiyorum. yalnizca kutlama niyetiyle arasam da tehdit edilebilirim zira, gerek direkt gerekse dolayli yollardan. iyilik yapip denize flan atmiyorum artik herkes icin.
  • yeterince mücadele ettim ve kazandım. ama biliyorum ki bu bana mutluluk getirmeyecek.

    o yüzden az sonra hayatımı sonlandıracağım yere gidecem, bütün hazırlıklar tamam.

    biliyorum aranızda beni takip edenleriniz var. sağ olun ama artık gerek yok. kendinize iyi bakın.

    hoşça kalın...
  • şuan dünyanın en elit taksicisinin kullandığı taksiyle işe gidiyorum. dinlediği klasik müziğe daha fazla dayanamayıp kulaklık taktığım ve ilk çalan şarkı da tarkan-yolla olduğu için de kendimden utanıyorum. *
  • oysa yapmam gereken tek şey, hızlı kararlar veren bir insan olmaya çalışmaktı..

    karar verme sürecini düşünmemle başlayan bu olaylar silsilesi nasıl oldu da beni nihilizme çekecek şekilde gelişti ben de anlayamadım. sanırım patlaması noktası fark ettiğim bir gerçek dolaylarında oldu.

    duyduğum bir cümle davranışımı değiştirdi, değişen davranışım olayın gidişatını değiştirdi, olayın gidişatı da muhtemelen geleceğimi değiştirdi/değiştiriyor. değiştirdi çünkü bulunduğum noktadan çok uzaktayım. değiştiriyor çünkü ben değişiyorum..

    ancak can alıcı nokta, bu cümlenin 'öylesine söylenmiş' bir cümle olması. aslında o andan itibaren gelişen tüm olayların boktan, anlamsız, nedensizce söylenmiş ve gerçeği yansıymayan bir cümleden kaynaklanmış olması. bu kadar saçma bir şeyin kelebek etkisi ya da tepeden yuvarlanan bir kartopu etkisi yarattığını fark etmemin bende yarattığı etki..

    ne yaparsan yap, nasıl ve ne şekilde yaparsan yap, hangi yolu seçersen seç hiçbir önemi olmadan olayların nihai şekline böylesine saçma bir nedenden ötürü gelebilmiş olması beni çok düşündürüyor uzun zamandır.

    biraz da rick sanchez sağolsun böyle giderse bir nihilist olup çıkacağım sanırım. kafamın üzerinde toplanan bulutlar beni korkutuyor..