şükela:  tümü | bugün
  • bugünü unutmak istemedim, geriye dönüp baktığımda "hangi gündü?" sorusunun cevabını hatırlayayım istedim. normalde sebeplerini uzun uzun yazıp rsa ile şifreleyip bir güzel de tarihime not düşerdim ancak sözlüğün bu tarz bir entrye izin vermeyeceğini tahmin ediyorum. zira ben olsam içeriğini çözemeyeceğim şeyi barındırmazdım.
  • duşta kalmayı, ılık suyun altında gözlerimi kapatıp öylece durmayı, hiçbir şey düşünmeyip sadece suyun tenimden akışını hissetmeyi çok seviyorum.

    duştan sonra bornoz ile birlikte yatağa girip üzerime ince bir örtü örtüp uzunca bir süre yatmayı çok seviyorum. uyumuyorum, uzanıyorum. gözlerimi kapıyor, dinleniyorum. dinlendiğini hissediyorum.

    eşsiz bir duygu daha..

    -

    bunca yıl geçti ve ben en güzel doğumgünüme ancak sahip olabildim.
    demek nadiren de olsa ben de sevilebiliyor, huzura kavuşabiliyormuşum. bunun için çok bekledim. şu an benim ne hissettiğimin önemi yok, huzurdan başka.

    evde, kutlamadan, dingin ve huzurlu, tüm gün sarılıp öpülerek, öpüşerek. hiçbir şey yapmadan, beklentisiz, avuçlarımdan öpülerek, zorlamadan, zorluk çıkarmadan, saatlere bakmadan, sıkılmadan, telefonlara dönmeden tüm gün, yalnız olmadan, sarılarak, koklaşarak..

    daha fazlasını istemeyeceğime söz vermiştim, sözümde duracağımı biliyorum.

    yıllar var bu kadar dingin hissetmemiştim kendimi.
    bu kadar sakin, uysal, tamed..
    *

    -
    *
  • sanki ölecekmişim gibi bir huzur. ne demekse artık ama şu anki huzur başka türlü tarif edilemez herhalde. ders çalışıyordum, kitabı kapatıp müzik dinlemek geldi içimden. yeni aldığım güzel kokan kremden de sürdüm elime yüzüme. içimde böyle kelebekler uçuşuyor ama nedenini bilmiyorum. sevgilimden ayrıldım, maddi sıkıntım var, mezun olunca işsiz kalacağım. çevrem de bir tane güveneceğim insan yok. ama müthiş bir huzurluyum. bilmeden haplandım mı ne oldu acaba ?
  • onedrive'ı adam akıllı kullanmayı yeni öğrendim ve sırf bu sayede teknolojiye bakışım değişti.

    dünden bu yana kendimi mağara adamı gibi hissediyorum. bi dosyayı laptoptaki onedrive klasörüne atıp daha sonra hiç uğraşmadan tablet ve telefondan aynı dosyaya direkt ulaşmak ne büyük bir nimettir yahu. kutsayacam neredeyse. cidden hikmetine fazla sual etmeyip öyle kullanmak lazım*.

    itiraf içre itiraf: ulan bir teknolojiye binali yıldırım gibi kapasitesiz bir adamdan bile daha geç aşinalık kazanmak ne büyük bir utanç kaynağıdır be!
  • bildiğin ve bilinen tüm hatalar. aynı yola defalarca sapıp elin kapı pervazında umutsuz kırılmalar. düşmeler, kuyunun dibini görmeden, deniz nedir bilmeden geçilen her yaz.

    yoksulluk, kırılan kalbin, dokunduğun ellerin soğukluğu, dokunduğunda eline duyduğu soğukluk, kış korkun, yaz üşengeçliğin, nefesinden kaçan her başarı ve yitip giden tüm zaferler.

    boşluğa yazılan ve seni düşüren her adım aynı sonun malumu. bir tek ihtimal var.

    seni kurtaracak, beni kurtaracak, dünyayı kurtaracak tek bir ihtimal.

    kendini tanımak. cümle dinden, inançtan, puttan, milletten, dogmaların her birinden daha kıymetli bir ders. alıp başarıyla verdiğin vakit geri kalan her yol doğru, her yanlış bile senin için en doğrusu.

    bir tek şey öğrenebildim hayatta. kimseyi para, bilgi, güç, zeka kurtaramaz. kendini tanımaktan başka.
  • müzik alanında kendimi asla tatmin edemedim. 4 yıldır gitar ile uğraşırım, söylerim de aynı zamanda. müzik kulağımın olduğunu da düşünüyorum. çevrem sesimi, çaldıklarımı beğenir hep. etkinliklerde 4-5 kez sahne aldığımda oldu ama bundan öteye götüremedim.

    yabancı kültürüm pek yok. yerli şarkılardan bile bilindik olup bilmediklerim çıkabiliyor. çocukluğumdan beri metal müzik dinlemeyi denedim, ama sevemedim. bu aralar alternatif/indie rock dinliyorum çoğunlukla. ama bilmediğim onlarca grup var ki. sanki gitarımın varlığı bu grupları bilmememin sorumluluğunu yüklüyor omuzlarıma. kült olan grupları dahi bilmiyorum. keşke daha çok dinleseydim, daha çok üzerine gidebilseydim, biraz imkanım olsaydı da ders alabilseydim. elektro gitar çalma fırsatım bile olmadı daha, düşünsenize.

    şöyle bir sahne almadan ölmek istemiyordum. bir grubum olsun, şehir şehir gezeyim çok isterdim. ama bu birikimimle çok zor be sözlük. yaşta aldı başını gidiyor artık, seneye öğrencilik yıllarım bittikten sonra kapılar kapanır. keşke böyle olmasaydı.
  • sen, bundan sonra asla hata yapmam diyip her defasında aynı hataya düşenlerin de rabbisin. beni affet.
  • iyi ki doğdum...
  • bir sığlık noktasında mahsur kaldım sanırım. itiyorum, itiyorum, itiyorum ruhum gitmiyor. burda mahsur kalmış gibiyim. bu sığlık noktasında. hayat şartları, iş şartları, yozlaşan insan ilişkileri, iç ve dış hesaplaşmalar derken; hayat insanı basitleştiriyor. kendi yüzeyinde mahsur kalıyorsun buza yapışan su sineği gibi.
  • eski sevgilimin dogum gununu muhtemelen yine unutan ve kutlamayan cok olacak. bense daha geceden hatirlamama ragmen aramiyorum. yalnizca kutlama niyetiyle arasam da tehdit edilebilirim zira, gerek direkt gerekse dolayli yollardan. iyilik yapip denize flan atmiyorum artik herkes icin.