şükela:  tümü | bugün
  • eski sevgilimin dogum gununu muhtemelen yine unutan ve kutlamayan cok olacak. bense daha geceden hatirlamama ragmen aramiyorum. yalnizca kutlama niyetiyle arasam da tehdit edilebilirim zira, gerek direkt gerekse dolayli yollardan. iyilik yapip denize flan atmiyorum artik herkes icin.
  • yeterince mücadele ettim ve kazandım. ama biliyorum ki bu bana mutluluk getirmeyecek.

    o yüzden az sonra hayatımı sonlandıracağım yere gidecem, bütün hazırlıklar tamam.

    biliyorum aranızda beni takip edenleriniz var. sağ olun ama artık gerek yok. kendinize iyi bakın.

    hoşça kalın...
  • şuan dünyanın en elit taksicisinin kullandığı taksiyle işe gidiyorum. dinlediği klasik müziğe daha fazla dayanamayıp kulaklık taktığım ve ilk çalan şarkı da tarkan-yolla olduğu için de kendimden utanıyorum. *
  • (fark ettim ki, belki de anonim olduğuma güvenip değil de, anonim olamama umudu ile içimi döküyorum, buraya; görürsün diye... olur mu ya?)

    dışarıda sabah ya da akşam olması çok da fark etmiyor; içimde gün ile gece, senin hayâlinin hüküm sürdüğü bir sıralama ile, gerçek zamandan bağımsız: tıpkı umduğum gibi, "biz"e has bir zaman algısı; lâkin sadece bence yaratılan ve bence yaşanan... sen daha gelmeden, ben "biz"i kurmaya başladım bile; oysaki yanlış bu, sen, bendeki senden bağımsız, senin doğrun olan sen, olmadan, "biz", nasıl hem senden, hem benden bir parça olabilir?

    daha önce de, dolaylı olarak, demişim ya: konuşmalı mıyım yoksa susmalı mı, gelmeli miyim yoksa beklemeli mi; hangisini yapsam sana erişebileceğimi bilemeden, sarkacın iki yönünde gidip geliyor aklım. onu izlerken ben, hipnotize oluyorum; hayâlinde ve olasılıklarda kaybolup gidiyorum sık sık. gidiyorum, geliyorum, gidiyorum...

    sabah uyandığımda, sadece yeni bir fotoğrafını gördüm diye bile öğlene kadar kelebekler uçuşabiliyorken etrafımda -içime bile sığamıyorlar, sen düşün birikmişliğimi!-, başkaları için öğlen vaktiyken, benim için ise içime düşen güzel sözleri söyleyememenin hüznü, akşamı erkenden getiriyor. akşamlar ise kış günleri, yaz geceleri; gecelere ise yıllar sığışıveriyor kendiliğinden. düşünsene: saçlarının yeni hâlinin ne kadar güzel olduğunu bile söyleyemiyorum, ne sana, ne başkasına!

    yine, tekrar: "bir yığın mucize de gerekiyorsa beraber olmamız için, yine de gel, lütfen..." zira artık inanıyorum: mucizeler beklenilmez, inşâ edilir. ve umut ediyorum: geleceksin, ve beraber en büyük mucize'mizi, biz'i inşâ edeceğiz. bekliyorum, umuyorum, inanıyorum. hazırım.
  • eskiden buralara takım elbisesiz; efendime söyleyeyim, saten eldivensiz entry girilmezdi ey muhterem sözlük.
  • ne zaman bakanlardan milletvekillerinden birinin ya da rezanın falan başına bi iş gelse sözlükte better call tayyip bakınızı veriliyordu. 10 senelik hadiseyi yeni anlıyorum ben. allah canınızı almasın sizin assddasddf

    ps: evet mağara soğudu. zira o yüzden çıktım.
  • telefonumda trivia crack oynarken "fuşya hangi rengin tonudur" diye bir soru çıktı. apar topar önümdeki bilgisayardan arattığımda google resimlerde bence mor olan rengi görünce telefonumda da cevabı yapıştırdım. gördüğüm mor filan değilmiş pembeymiş. şimdi ben haketmiyor muyum "fuşya rengini bilmeyen insan" entrysi?
  • keşke anamgiller falan yakın olsaydı :/ arardım anne valla hiç yemek yapasım yok bi çay koysana geliyorum ben derdim. giderdim çantayı vestiyere attığım gibi içeri gider koltukta uzanırdım.

    bir de hava tam handan teyzelerle bahçe kapısının önünde ayakta sohbet etmelik. anlamsız ve bir o kadar huzur verici.
  • bugün yeşil ışık yanmış yolun başında durararak arabaların geçmesine engel olan taksiciye camı açıp senin insanların geçiş hakkını gaspetmeye ne hakkın var eşşoğlueşşek dedim” sonra kendime iyice delirdin bir de eşşeoğlu eşşek nerden çıktı diye söylendim hayır haklısın ama o sondakini eklemek niye. bir gün topuklanıcam bu ani agresiflik yüzünden.
  • dün geceden beri yaşadığım pişmi? tavuğun başına gelmezdi. kendime bu duruma düşürdüğüm için çok kızıyorum. beni dinlemedikleri için de..