şükela:  tümü | bugün
  • frenoloji okurken geldiğim son noktayı görmek ister misiniz?
  • geçen hafta sonu şehir dışındaki kuzenimin yanına 2 günlük bir gezi planladım. çantama da iç çamaşırı, kozmetik ürünleri, kıyafet, çorap falan koydum.. otelde eşyaları açtığımda iç çamaşırlarımı bulamadım. unuttum herhalde dedim falan..

    neyse, gezi bitti, oradan direkt şirketin bizim için ayarladığı misafirhaneye geldim. giderken şu gömleğimi ütületebilir misiniz diye not bırakmıştım temizlikçi ablamıza. bir poşete koysanız tozlanmasın dedi. poşetin üzerine benim notu koymuş, notun devamında da "yıkanmasın, sadece ütülensin lütfen" yazıyordu işte.
    döndüğümde yatağın üzerine o gömleğimi koymuşlar, ütülü, askıda... dolaba asayım derken askının altında, poşette iç çamaşırlarımı buldum (nottaki gibi yıkanmamış ama ütülü).

    hayatımda bu kadar utandığımı hatırlamıyorum. yerin dibindeyim kaç gündür. temizlikçiden kaçıyorum, denk geleceğiz diye ödüm kopuyor.

    anlattığım iş arkadaşlarım da deli gibi dalga geçti tabii.. "ütü yapan ablalar ne küfür etmiştir sana", " var ya donunu ütüye yollamış manyak kadın, bir de yıkama diyor diye ne söylenmişlerdir", "tabii bizimki olsa ütülemezlerdi, sen olunca ütülemişler", "ne gıybet dönmüştür abooo" bilmem ne, ağır eziyorlar.. günlerdir donumla gündemdeyim, rezil oldum amk..

    kafam dalgın benim demek ya :( demek hayat üzerime çok geliyor, ne bileyim.
    ama insan donunu unutur mu ya :(

    afedersin rukiye abla ya :( gerçekten çok pardon.
  • kötü, anlayışsız insanlar yüzünden hayat bazen çok zor geliyor. insan yorluyor mücadele etmekten, kendisini anlayabilecek birisi aramaktan. uzun zamandır kendimi bu kadar yorgun hissetmemiştim.
  • bugün kedimizin 2. doğum günü. 2 ay sonra aileye katılmasının 2. yılı olacak. o güne dek kedilerden hep uzak durmuştum. nasıl bakılır, kediyle nasıl yaşanır bilmiyordum. ve küçük bir kızım var, o nasıl yaşayacaktı kediyle? kafamda deli sorular vardı. kızım kedileri çok sevdiği için tamam demiştim de gerisi epey endişe vericiydi.

    eve geldiği ilk anki ürkekliğini hatırlıyorum. kutusundan çıkınca biraz dolaştı. kucağıma alıp sarılıp öptüm, dayanamadım. öyle tatlıydı ki..

    ilk günler benim için epey uykusuz geçti. bu minik yaratık biz uyurken kendine zarar verecek bir şey yapar mı? ortada ona zarar verecek bir şey var mıydı?

    bir hafta sonra artık herkes birbirine alışmıştı. kızımın kardeş kıskançlığı başlamıştı, o da azaldı.

    sonra her akşam bizi bekleyen oyunbaza koşarak gelmeye başladık. ailenin bir üyesi olarak kızımın resimlerinde ve benim dövmemde yerini aldı.

    bu günlerde ikinci kediyi alma eşiğindeyim. ilkini istediğimi dile getirdiğimde bu işi kıvıramıyacağımı düşünenlere, kesin bırakırsın diyenlere nanik yapmak istiyorum.

    biz kedimizle mutlu bir aileyiz.. iyi ki doğmuş.
  • biriyle yazılı iletişim kurarken karşımdaki imla hatası yaparsa doğrusunu yazarken çok kısa bir süre çekiniyorum.

    bunun nedeni ise "karşımdaki kişinin yanlışını düzeltirsem kötü hisseder." diye düşünmem değil; onun, "aa yanlış yazıyor mal!" diye düşünme ihtimali.

    çünkü ben ister istemez öyle düşünüyorum.
  • dünyadaki tüm iyi ve az iyi duyguları barındıran tek şey yalnızlık olmalı.
  • ruhu cok guzel adamlarla karsılasınca icim bi hos oluyor. kalp.
  • evet, o ruh hastasi bugun patladi.

    videcon sirasinda kafadaki mikrofonu, kulakligi cikarip cekip giden, ofisin toplanti odasinda kendini yere atip, tepine tepine, bagirarak, kafayi yolup yumruklayarak hungur hungur aglayan 30 yasinda bir adam gorulmesi cok dumur birseymis. bugun bunu da gorduk.
  • instagramdan gördüğüm kadarıyla samimi olduğuna inandığım azra akın, arzum onan, songül öden üçlüsünün dostluğuna imreniyorum.
  • --- spoiler ---
    benden korkuyorsun değil mi?
    korkuyorsun benden?

    bir iki ay öncesine kadar herkes beni severdi.
    allah biliyor ya, ben de onları severdim.

    sonra, yavaş yavaş...

    benden korkmana gerek yok.
    biliyorum, beni kaba buluyorsun...
    ama benim bu boka meyyalim, vallahi dertten.
    --- spoiler ---