• düzgün yazılar olsada, ekşi itirafı okuyunca anlıyorum ki sözlükte şizofren ve bipolar sayısı oldukça fazla.
    gerçekten bazı yazarların şizofren olduğunu düşünüyorum. farkında değiller.
    birbirinden bağımsız kopuk kopuk cümleler, hayali ilişkiler, ani duygu değişimleri, manik ve depresif dalgalanmalar.
    ürkütücü gerçekten.
    bir konuya giriyor adam iki cümle kuruyor sonra bir bakıyorsun başka bir konuya geçmiş, üstelik anlattığı yarım kalmış. hayal dünyasında geziyor, hayali arkadaşı ile konuşuyor, ona hediyeler alıyor sonra küsüyor ve barışıyor.
    hepsi bir anda oluyor.
    tanıyanlar var ise ne bileyim badileri falan; lan oğlum doktora götürün, ilaç falan başlasınlar. yazıktır.
  • tam şu anda, şu dakikada yorulduğumu hissediyorum. hissettiklerim, var oluşum zaman içinde o kadar değişiyor ki nasıl olduğunu anlatmaya dilim varmaz. bunun içindir ki yazıyorum belki. beni yazar yaptıkları zaman dizelerimi beğendikleri için kampanya başlattıklarını söylemişlerdi. bense aslında güzel dizeler yazmak için değil yaşayabilmek için yazdığımı söylememiştim onlara. kibirimden dolayı söyleyememiştim. şimdi söylesem bir değeri olacak mı bilmiyorum ve aslında...
    kimseyle konuştuğumu hatırlamıyorum. mesaj kutusundaki insanlarla değil kendimle konuştuğumu düşünüyorum bazen. son zamanlarda bu daha sık olmaya başladı. artık kimseye pek cevap da veremiyorum sanırım. kahretsin, hislerim zaman içinde o denli değişiyor ki nasıl olduğunu anlatmak için kelimeler yetmiyor ve tekrar kahretsin ki bu değişimin iyiye doğru gitmediğini söylemeliyim. bazen her şey mükemmel oluyor. o denli mükemmel oluyor ki yalnızca çok iyi hissetmiyorum, çok iyi şeyler de yapıyorum, yapabiliyorum.
    lakin bazen hiçbir şey iyi gitmiyor ve bunun hiçbir sebebi yok. gökyüzünün rengini algılayamıyorum bazen. sahip olduğum kibirden dolayı hiçbir doktorla konuşmuyorum ve aslında... kanlı canlı bir insana ne zamandan beri dert yakındığımı unuttum. birkaç kez selamlaştıklarım ve birkaç cümleyi geçmeyen muhabbetlerim haricinde insanlarla iletişim kurmuyorum. ve evet, çok iyi hissetmem veya kötü hissetmem bu durumu değiştirmiyor. her koşulda, her an çok yalnız biriyim. artık söz konusu kötü düşüncelerimin de bir takım varoluşsal bunalımlardan kaynaklandığı düşüncesinin arkasına saklanmıyorum. evreni anlamadığım için delirmiş değilim. ben bu bahanenin arkasına sığındım yıllar boyu ve artık bunu yapabilecek kadar güçlü hissetmiyorum kendimi.
    söyleyebileceğim her şeyi söylediğim düşüncesini durduramıyorum. bazen içimde bulunduğum duruma sırf bir bahane bulmak için insanlardan nefret ettiğimi düşünüyorum ve hemen sonra bu düşüncenin yalan olduğunu anlıyorum. anlamamışım gibi yapmak da bana fayda sağlamıyor maalesef. bazen gerçekten bedenimden nefret ettiğimi, insanlığımdan iğrendiğimi hissediyorum. uzay boşluğunda sadece bir düşünce, sadece bir zihin olarak var olmak istiyorum bazen. bazen çok uyumak istiyorum. bazense bir iki saat uykuyla yetiniyorum. kendimden kaçabilmek için uyumaktan başka seçenek göremiyorum. lakin artık kendimle kavga etmekten, kendimi yenmek uğruna savaşmaktan da yorulduğumu hissediyorum. birçok insanın hayal bile edemeyeceği bir yerdeyim. birçoklarının hayal bile edemeyeceği, bilim kurgu filmlerindeki yaşlı profesörlerin yaşantılarını aratmayacak bir mesleğim var ve birçok kimsenin hiçbir zaman anlayamayacağı kadar kötü hissediyorum bazen. kendimi gerçekten kötü hissediyorum. yazarken düşünüyorum bazen. aklıma bazen kötü düşünceler geliyor ve kendimi gerçekten de en dipte hissediyorum. bundan yalnızca on saat önce her şey çok iyiydi ve her şeyin kötüye doğru gitmesi için hiçbir sebep yoktu yaşantımda. kahretsin on saat içinde ne kadar şey değişebilir ki?
    neden sorusuna cevap aramaktan bıktım usandım artık ve hiçbir doktordan yardım istememeye de kararlıyım. keşke birçok insandan daha zeki olduğum için olsaydı bütün bunlar! keşke gerçekten de kafam çok çalıştığı için mutsuz olsaydım. keşke sevdiğim birini kaybetmenin acısından dolayı bu hale gelseydim! o zaman en azından baş etmek için bir motivasyon bulabilirdim kendimde. tüm bunları yazarken, hissettiğim ve dahi kelimelere dökemediğim derin acıya rağmen tüm bu kahrolası hislerin geçecek olduğunu bildiğim için dünya üzerindeki en üzgün adamdan daha da üzgün hissediyorum. bu karamsarlığın içinde boğulacağımı bilsem en azından bir çıkış yolu bulurdum. lakin kahretsin ben kendisini öldüremeyecek kadar kendisinin farkında olan biriyim. hiçbir şeye bağlı olmadım yaşamım boyunca. bundan sonra da bir takım ilaçlara bağımlı olmayı kaldıracak biri değilim. hiçbir tıbbi yardım istemiyorum. şu anki durumumda, bu acıyı çekmekten ve dayanmaya çalışmaktan başka yapabileceğim hiçbir şeyin olmadığını hissediyorum. keşke hiçbir şeyin farkında olmasaydım. keşke kendimin farkında olmasaydım. keşke çok kötü dizelerim olsaydı. keşke bir sabah vakti eve geldiğimde sevgili annemle kavga etmeseydim keşke kavga ettikten sonra dolaba girip ağlamasaydım keşke sınıfımızdaki o kıza onu sevdiğimi söyleyebilseydim keşke bir gün yolda giderken düşüp bayılsaydım keşke içten içe nefret ettiğim arkadaşım dayak yerken bundan zevk almak yerine ona yardım etseydim keşke o gün sessiz ve kalabalık ortamda bağırarak gülseydim keşke o pisliği bir güzel pataklasaydım keşke o gün denizde boğulsaydım keşke her şey son derece iyi olsaydı da ben böyle olmasaydım ya da keşke her şey son derece kötü olsaydı da ben yine böyle olmasaydım. sıradan bir insan için çok ama çok uzun zamandır yaşıyor gibiyim ve artık bu yükün altında ezildiğimi hissediyorum. neden türkçe yazıyorum? neden üç dilde birden düşünebilirken bu lisanda anlatıyorum hikayemi, neden yaşıyorum, neden bir hikaye anlatıyorum? ah, evet hatırladım. kendimi çok ama çok kötü hissediyordum ve şimdi tam da şu anda bu acının biraz hafiflediğini hissetmeye başladım. sanırım iyileşiyorum. evet, işte bu denli kısa sürebiliyor ve bazense çok uzun sürüyor ve bazense yazamıyorum bazen...
    iyi ki burada yazabiliyorum. sanırım yazmasam gerçekten de iyi olmayacaktım. yazmasam gerçekten de delirip ölecektim sonunda belki de. yazmasam gerçekten de kendimi kesip yiyecektim. bir keçi olup kafamı o kayaya toslayıp geberecektim belki de. şimdi rahatladığımı hissediyorum. en azından artık tüm vücudumda bir sıcaklık hissetmiyorum ve sanırım birazdan dışarı çıktığımda gökyüzünün rengini algılayabileceğim. sonra...
    sonra yine savaş gelecek! kendimle savaşmaya devam edeceğim. sonra yine yorulacağım. sonra bu durumdan kurtulacağım. umarım bu sefer çok ama çok uzun süre savaşabilirim. umarım...
  • 2 yıl sonra götümüzle güleceğimiz şeylere çok fazla üzülüyoruz.
  • soran olursa gece gündüz çalışmaktan öldü dersiniz.
  • soguktan donmak üzere olan bir aylık yavru kangalı odama aldım. isittim doyurdum yatağını yapip koydum ben de yatağıma girdim uyumak icin yalpalayarak geldi kucağıma aldım iyice yerleşti. beraber uyuyoruz simdi. hafif hafif horluyor arada yalanıyor.
  • (bkz: #83654051)

    karar verdim.
    ve başardım.
  • çalışmam lazım, yarın ve cumartesi sınav var. eve gelince birkaç saat uyuduğum için sabahlamam gerekecek. ama bir türlü çalışma moduna giremedim.
  • herkes hiçbir şeyi kafana takma diyor ama kimse nasıl yapıldığını söylemiyor. vallahi yıldım sözlük, dünyanın derdini kafam taşımıyor artık. yıl-dım.
  • bütçe görüşmelerini takip etmek için tbmm tv izlemekten, gece rüyalarımda genel kurulda konuşuyorum amk. bit artık ya.
  • en adaletli biziz lafı süper, müthiş. ama ardından “yalnız bize hizmet ettiğiniz sürece” alt metnini okuduğumda diyorum ki, “duş yaparken sırtına duş perdesi yapışsın da o banyodan yapışık duş perdesiyle çık emi!”