• bazı günler ekşi gündeme bakınca midem bulanıyor. bugünde onlardan biri.
  • insan geçmişe dönüp yaşamının hangi anlarında mutlu olduğunu hatırlamaya çalışınca, aklına ilk önce yaşandığı anda çok mutlu olduğunun farkında bile olmadığı basit anılar gelir. demek ki mutluluk, uzakta olan, uğruna bedel ödenmesi gereken ve aranarak bulunabilen bir şey değil.
  • buraya bu kadar sık yazıyor olmaktan mutlu değilim; ancak bir tür günlük, iç dökme defteri görevi görmeye başladı burası benim için, iyiden iyiye. kendi kendime konuşmaktan kaçıp, buraya bırakıyorum tortularımı.

    bugün, nedendir bilmem, burası yerine başka bir yerde bırakmayı tercih ettim - pişmân olup da silmem birkaç saat aldı. neden burası daha iyi geliyor, emin değilim; bir yandan kalabalığın içinde kaybolabiliyor oluşu, bir yandan da görüldüğünde -ve de dokunulduğumda- dahi anonim -ve de kısmen dokunulamaz- oluşumu koruyabilmem mi? öyleyse, neden, dokunulma ihtiyâcı duyuyorum, hâlâ; öte yandan, bundan korkuyorsam?.. bu çelişkinin olabilirliğini çoktan kabûllendim de, mantığını hâlâ anlayabilmiş değilim, henüz.

    şöyle yazmıştım:

    "yoruldum. can sıkan kısmı, umursamasını, yanında dinlenebileceğimi umduğum herhangi birinin bunu umursadığından şüpheliyim. hâlâ tamâmen pes etmemiş olmamla, kendimi şaşırtıyorum: bundan iki ay kadar önce, temmuz başlarında, enerjimin tükeneceğini hesaplıyordum, oysaki. bunun daha ne kadar bu şekilde gidebileceğinden ise, emin değilim.

    bir adım, sonra bir adım, sonra bir adım daha... günler, haftalar, aylar bu şekilde geçiyor: sâdece birkaç adım için daha, sabrede sabrede... merâk ediyorum: atabileceğim kaç adım kaldı acabâ? bir yere varabilecek miyim, yoksa yolun orta yerinde düşüp kalacak mıyım?

    kendi kendime, kendim için endişelenir bir hâle büründüm; oysaki, kendim için endişelenme işini başkalarına bırakabilmeliydim. bu da bir çeşit lüksmüş, öğrenmiş oldum. bakalım; daha öğrenebileceğim neler var?"

    gardımı indirdiğim, yüreğime dokunmasını istediğim, hattâ buna ihtiyâcım olan kişilerin çoğu, öyle ya da böyle, kendi hayâtlarında, kendi dertleriyle uğraşagidiyorlar. yapabildiğim tek şey ise, "anlıyorum" diyebilmek; bunu diyemediğimde ise, kişiyle bağlarımın zayıflaması -hattâ kopması- ile sonuçlanıyor olanlar. herkes kendince yardımcı olmaya çalışıyordur belki; öyleyse, niye olamıyorlar? ve gerçekten anlayabiliyorsam, neden, içimde bastırmakta olduğum bir sitem, gittikçe büyümekte?

    belki de sorun, gerçekten, #95109854'te yazdığım gibi, iyileşemeyecek kadar hasta olmamdır; ne yaparsam yapayım, ne yaparlarsa yapsınlar, iyileşemeyecek olmam... ve belki de, yapmam gereken, biraz daha cesur olmaktır; kendimi âzâd edebilmem için - özgür kalabilmek için; eğer bir özüm kalmış ise, hâlâ, tabii.
  • şu aralar çalıştığım yerin koskocaman, uzun koridorları bomboş. bu fırsattan istifade ben de kulaklığımı takıp, sanki bir klibin içindeymişcesine şarkı söyleyerek dans edip; koridorları yürüyüp, merdivenleri hoplaya zıplaya inmeyi çok seviyorum...
  • babamın hayatımdaki en derin ve kabuk bağlamayan yara olduğunu fark ettim az önce.

    annem trafik kazası yapmış yanındaki dört arkadaşıyla birlikte. sağındaki araba sıkıştırmış, o da kaçayım derken bahçeye uçmuş arabayla. şükür kimsede bir şey yok, sadece bir arkadaşının alnına dikiş atılmış.

    başka şehirdeyim, duyar duymaz aklımı yitirdim. hemen aradım, annemin ve diğerlerinin iyi olduğunu duydum, bir kaç saniyelik bir rahatlama yaşadım. sonra araba ne durumda dedim, çok hasarlı dedi annem.

    o an babamın abuk subuk hareketleri geldi aklıma. kesin kadının burnundan getirecek, demediği laf kalmayacak. tansiyonunu çıkarıp çıkarıp indirine kadar söylenecek. herkesin yanında anlatacak, aşağılayacak belki. beceriksizsin diyecek, bir daha arabayı almak falan yok diyecek. bok vardı da her gün alıp işe gidiyorsun arabayı diyecek, diyecek de diyecek. çenesiyle kadını bezdirecek eminim.

    arabanın başında çekici bekliyormuş şimdi babam, arayıp anneme kızma bak, kadın zaten üzülmüş korkmuş, allah’a şükür ona bir şey olmamış demek istiyorum, bu yaşımda korkumdan ben arayamıyorum. onun sesindeki o saçma tribi duyunca kendimi kaybederim, kötü laflar ederim diye korkuyorum.

    oysa aradığımda ‘kızım allah’a şükür annene bir şey olmamış, mal dediğin şeyin ne önemi var, sen üzülme hallederiz beraber’ demesini ne çok isterdim. ne çok isterdim anneme ‘sen üzülme, herkesin başına gelir, canına bir şey olmasın’ demesini. bir kere ortalığı aleve vermek yerine, sakinleştirmesini, huzur vermesini...

    ama yok...sanki çocukmuşum, bir hata yapmışım ve babam beni delicesine azarlayacakmış gibi bir his içindeyim. başka bir şehirdeyim ama başka bir evdeki stresi iliklerime kadar hissediyorum.

    hata yapmaktan çok korkuyorum baba, çok... sadece kendim değil, başkalarının hata yapmasından da korkuyorum, geriliyorum. hepsi senin yüzünden, en ufak bir hatamızı bile gözardı edememen yüzünden. hata olmayan davranışlarımızı bile hata görmen yüzünden.
  • buradan edindiğim tanışıklıkların mına koyayım. ne gerek vardı yani!
  • ya arkadas millette gordum, hamile pilatesine basladim. neymis millet gidiyormus hep kafama tukuriyim. zaten olmusum varil gibi, pilates benim neyime. bide derse erken geldim, kiraathaneden bozma bir pastane de cay iciyorum. 90 kilo oldum. evet bunu sesli soyleyemem kimseye. 7 aylik hamile ve 90 kiloyum suan. utanmadan da pilatese gidiyorum. insan olan insan gibi kilo alir hamileliginde... tesekkurler genetik
  • yaptığınız şeylerin bir gün çoluğunuzdan çocuğunuzdan,tüm sevdiğiniz değer verdiğiniz insanlardan çıkmasından korkmuyor musunuz?
  • durup dururken sağlık problemleri ile karşı karşıya kaldım sözlük.

    1- sigarayı bırakmak için ilaç alma amacıyla göğüs hastalıklarına gittim. film çekildi asistan sorun yok hoca ilaç yazacak dedi hocaya gittik ilacı yazdı ama bt istedi hem de ilaçlı . kafayı yicem ciddi bişi çıkar diye korkuyorum ayrıca 40 gün sonra randevu verdi üniversite hastanesi.

    2- bunlarla uğraşırken 15 gündür de sağ elimde uyuşma gibi karıncalanma gibi yanma gibi rahatsız edici bir olay baş gösterdi. pazartesi de nöroloji uzmanına görüneyim diyorum .

    bu konularda fikri olan yeşillendirirse sevinirim . hiç olmadı bir hayır duanızı alırım.

    hadi ben dertlerimle başbaşa takılmaya devam.
  • sigarayı bırakmak zorunda olmamak, paten kaymak, dublaj yapmak, uyumak, alarm kurmamak, çok yiyip kilo almamak, havuza girmekten iğrenmemek, otobüsü 20 dakika beklememek, rüyamda sürekli kaos içinde olmamak, uyurken dişlerimi sıkmamak, insanlarla uğraşmamak, ekonomik kriz hakkında konuşmamak, gitmek istediğim konsere bilet bulmak, para çekeceğim atm’yi çalışıyor bulmak, fotokopi makinesinin bozulmaması, eğleniyormuş gibi yapmak yerine gerçekten eğleniyor olmak, inanıyormuş gibi yapmak yerine güvenebilmek, eşli batakta şansı yaver gitmek, biraz daha az saat çalışmak, kredi borçlarını sürpriz bir şekilde kapatmak en güzeli de başladığım diziyi ve kitapları bitirmek... hepsini istiyorum. aynı anda!