• bugün ayrılığımızın 7. günü

    ilk başlarda sana kızgındım. kızgınlığım zamanla önce üzüntüye sonra çaresizliğe sonrada özleme bıraktı. sana ilk gidişimle sevgimin yarısını sonra da hepsini götürdün demiştim. oysaki nasıl bir yanılsamaymış nasıl bir hataya düşmüşüm bilemedim.

    sana iki nedenle kızgındım canım. birincisi buluşma teklifimi kabul etmezsen gideceğimi söylememe rağmen gitmemi tercih etmendi. kılıçlar çekildi demiştim ya çekilen tek kılıç saplanan ise iki kalpti. hangi nedenlerle gelemedin sorun neydi bilmiyorum. ama 5 dakika belki ayarlayabilirdin.

    2.nedenimde bazı entrylerde bunun insanı kullanmak olduğu yazılıyor demiştin ya öyle düşünmüştüm bende. başkası seni yıkmasına rağmen ben yanında olmuş hayallerimi paylaşmıştım. oysaki gerçekte yanında olan sana sarılan oydu. ben asla olamayacaktım. sen bunu bilerek mi yaptın asla. bu o yüzden bir insanı kandırmaya girer mi hiç sanmam ama sonuç pek değişmiyor öyle ya da böyle.

    bazen aklıma birden geliyorsun. geldiğinde nefes alamıyorum. sanki astımlı gibi koah hastası gibi. geçer mi bu durum bilmiyorum.

    bundan sonra elbetteki gel yeniden başlayalım diyemem. bunu belki sen kabul etmezsin. ama en azından arada bir yaz nasılsın diye. merak ediyor insan.

    arşivlediğimiz yazılarımızı okuyorum. uzun süre olmadığı tanışalı fakat yıllardır tanışıyormuşcasına güzeldi. ayrılık ise 7. günde ama sanki 70 yıl gibi uzun soğuk üşütücü.

    okur musun bilmem ama okursan bir cevabı çok görmezsen sevinirim.

    öpücüklü nazmiye'ye ithafen yazılmıştır.
  • bu sabah otobüste oturuyordum. yanımdaki boş koltuğa 55-60 yaşlarında beyaz sakallı bir adam oturdu. selam verdi muhabbet açtı. kermese gittiğini söyledi. biraz konuşunca anladı herhalde yürüyen cenazeyim. beni dergaha davet etti, menzile. ama ben gidemem ya o ruhta biri değilim.
  • artık kimseye kendimi açıklamak istemiyorum. kendi yaptıkları hatayı görmeyen, seni silmek için bahane arayan, ben bir şeyleri düzeltmeye insan gibi konuşmaya anlatmaya çalışırken, karşımdaki insanın bunu bir savaş haline getirmesinden , beni değil de kendi kafasındakine inanmasından yoruldum. herkes görmek istediği gibi görüyor, kalbindekiyle anlıyor. benim bunlarla uğraşacak gücüm kalmadı. umrumda da değil. kim ne istiyorsa öyle düşünsün.
  • sakallarımı dalin bebek şampuanı ile yıkıyorum.
  • baris manco ile ilgili izledigim neredeyse her roportaj, video vb ne varsa, gözlerim doluyor. cok sacma. bence 7 den 77 ye bittigi gün hayatlarimizda cok sey degisti. bbcye 1990 da verdigi roportajda 2002 de 10. cumhurbaskani olabilecegini soylemis. kirilma noktasi nerede yasandi acaba. paralel evrende bir baris abi.
  • dünden beri duygu halim karışık. bir mutlu, bir hüzünlü, bir asabi. üstelik doğum günüm bugün. ama gözyaşım gözümün ucunda hazır bekliyor, burnum sızlıyor hemen. aynı zamanda içim kıpır kıpır, hava çok güzel.

    yine hormonlarımın emrine amadeyim. istediğiniz gibi oynatabilirsiniz beni ey sevgili hormonlar. gül diyin güleyim, öl diyin öleyim.
  • hakkaten ekşiyle ilgili bir itiraf bu.

    son 1 aydır bir sürü başlığı takipten çıkarıyorum. ne kadar gereksiz şeyleri takibe almışım kendime kızıyorum.

    ya da bir değişimi yaşıyorum bunun adını koyuyorum kendimce.
  • vücudunda elinde vs. yara olduğu zaman ona bakıp zevk alan, hoşuna giden tek ruh hastası ben olamam değil mi? bir ara o kadar hoşuma gitti ki yumruk kemiğimin üstündeki yara kapanacağı zaman biraz daha deşip baktıkça keyif alıyordum :)
  • ara ara insanları deniyorum haklı çıkınca da soğuyorum. bu kadar bencil sorumsuz ilgisiz olmayı nasıl başarıyorsunuz. en güzeli yavaş yavaş mesafe koyarak hayatından çıkarmak bu tarz insanlar sadece yorar. insan gerçekten rahatlıyor saçmasapan şeylerle uğraşmak zorunda kalmıyorsun.
  • "inanamıyorum" kelimesini çok sık kullanırız ya hani.
    meğer içi boş kullanırmışız.

    "inanamıyorum"u dibine kadar hissettiğim bi dönemdeyim ve ne kadar içi dolu dolu da söylesem sanki hissettiklerimi yeterince ifade edemiyor gibi geliyor.

    öyle bi "rüya olsun lütfen" isteği, öyle bi inanamamazlık, öyle bi uyanma isteği...

    bi de şunu anlamıyorum; ben ne ara bu kadar derinden sevdim?
    ne ara böyle oldum...