şükela:  tümü | bugün
  • duygu asenanın interaktif roman yazması gibi bişeydir bu ek$i roman. sözlük user'ları entry girmek suretiyle romanın akışına, olayların ve karakterlerin gelişimine yön verirler. roman akıp gider. allaha şükür hepimiz okumuş çocuklarız. ben başlangıç olsun diye ilk paragrafı attırıyorum. beni seven arkamdan gelsin...

    aylardan aralık'tı ve yağmur yağıyordu...
    olgaç (esas adam) küçük bir maus hareketiyle ekrandaki screensaver'ı kaldırdıktan sonra monitörün üstünde duran resmi düzeltti. özge şimdi gülümseyerek tavana değil kendisine bakıyordu. (buraya kadar anladığımız üzre olgaç trende uygun bilgisayar sahibi bir insandır. ayrıca sevgilisi de vardır.) yağmur camları ince ince çizerken olgaç kollarını iki yana açarak uzun uzun gerindi... mrrr...turgut bey(kedi-hayvan sevgisi) koltuktan çıkan sese tepki olarak kulaklarını dikti. telefon çaldı...
  • telefondaki tavuk çiftliğinden baytar ismail'di. tavukçuklar birbir ölüyor bunun tek sorumlusu ise otomatik sulama ve yemleme sistemini yöneten yazılımı visual basic'de yazan dingabak programci olgac'ti. coken bilgisayar programi sulama saatini kacirmis tavukcuklar susuzluktan kurumustu. telefondan baytar ismail'in böğürtüsü tavukların "suu... su..." şeklindeki feryatlarıyla süsleniyordu... taaa kii..
  • telefon aci aci calincaya kadar...
  • arayan yine tavuk çiftiğinden baytar ismail'di ve "ne kapıyon lam suratıma?!" die haykırıyodu..
  • ve telefon aniden kapandi. olgac hem trafikte atlattigi tehlikenin hemde telefonu 7110'da duyduğu seslerin etkisiyle arabasini kenara cekti. programinin neredeyse mükemmel olduğunu ve asla hata yapmayacak bir bicimde hazirladiğinin farkındaydi, peki ne yanlis gitmisti. baytar ismail'e ne olmustu? ellerinin titremesi gectikten sonra tekrar yola koyuldu, sileceklerin gıcırtıları arasında yagmurlu, monoton yola bakarken birden kafasında bir şimşek çakti... gazeteler; evvelki gün maret, vanet ve bir çok büyük baş hayvan üreticisinin kurduğu konsorsiyumla ilgili haber...
  • firewall ise arkadan bakıyordu, ne oluyor burada diye yanından geçen bir adama sordu..
  • işte teo tam o sırada içeri girdi.
  • elinde başlıklardan dokunmuş bir metinle kapı ağzında öylece durdu kaldı. oysa farkında olmalıydı...
  • mavi gözlerini kısarak usul usul yürüdü...