şükela:  tümü | bugün
33 entry daha
  • (bkz: #70788506)
  • ergenekondan 6 yıl hapis yatmış, hapisteyken zehirlenerek öldürülmek istenmiş, meslek hayatında sayısız baskı ve sindirmeye maruz kalmış bu adam ile 3 saat paylaşmak çok ama çok güzeldi.

    "arkadaşlar, kollarımı iki yana açtığımda küflü duvarlarına dokunabildiğim bir hücreden zehirlenerek çıktım. o günlerde de umudum vardı, çıktığımda umudum katlandı ama şimdi umudum çok çok daha fazla" ayrıca " insan ölür umut ondan sonra ölür" diyerek umudunu hiç kaybetmemiş biri olduğunu anlattı.

    kanalının satış sürecini, çektikleri zorlukları, ergenekondan içeri girmesi ve sonrasını, o süreçte geçirdikleri sistematik baskı ve sindirmeleri tek tek anlattı. aslında bu adamın yaşadıklarının onda birini herhangi bir insan yaşasa mutlaka sonu ya mezar ya tımarhane olurdu. bu dirayetinden dolayı kendisini takdir ettim açıkçası.

    cumhuriyet mitingleri yapıldığında farkında olmadan yaptığı hataları daha sonrasında nasıl anladığını da kendi sözleri ile anlatmak gerekirse; "cezaevindeyken necmettin erbakan'ın "mektup yazın" söyleminden sonra gelen mektuplarda gördüm ki insanları çok korkutmuşuz farkında olmadan. insanlar acaba mahallemize sokağımıza gelirler bize zarar verirler mi acaba diye düşünmüşler ve buna çok ama çok üzülmüştüm. çünkü bizim asla öyle bir amacımız olmadı. istanbulda izmirde ankarada milyonluk mitingler yaptık ne bir kimsenin burnu kanadı ne bir cüzdan çalındı. bundan sonra anladım ki herkesi anlamak gerekiyor, anlamak için herkesi dinlemek gerekiyor."

    cezaevi süreci acayip olgunlaştırmış kendisini. söylemlerinde o eski tuncay özkan yoktu. cayır cayır ağzına geleni sayan adam gitmiş, tartan, değerlendiren, düşünen tuncay özkan gelmiş.

    zehirlenme olayını da sorduğumuzda ise radyoaktif maddeler tespit edilmiş vücudunda ve yoğun bir tedavi sürecinden sonra büyük oranda sağlığına kavuşmuş ancak halen daha tedavisi devam ediyormuş.

    sebahattin önkibar hakkında sorduğumuzda kendisinin açtığı davaların mahkemeler tarafından bir kısmının "ifade özgürlüğü" kapsamında reddedildiğini bir kısmının ise devam ettiğini söyledi. "ziraat bankası pazarcık şubesinden parayı almışım güya. devlet terör parasını kendi bankasında saklar mı? böyle bir şey mümkün mü ki ben gidip para alayım. böyle saçma bir iddia olamaz. 16 defa masak soruşturması, ergenekon davalarında erkenegon savcılarının sorgulamalarını geçirmiş biri olarak söylüyorum, her bir kuruşumun hesabını veremezsem her şeye kabulüm" diyerek meydan okumuştur.

    selahattin demirtaş'ı ziyaretini sorduğumuzda ise; "insani olarak ziyaret etmek istedim. partime bildirip olur aldıktan sonra ziyaret ettim. 4 saat görüştük çok şey konuştuk. ancak bu konuşmanın içeriğini hiç bir yerde açıklamam çünkü hiç bir kimsenin sözcülüğünü yapmadım yapmayacağım. kendisi mahkemeye çıkarsa mahkemede çok şey söyleyecek zaten" diyerek cevapladı.

    zaman su gibi akıp gitti, çaylar içildi kelimeler döküldü ve güzel bir sohbet ortamı oluştu. kendisi ile tanıştığım ve sohbet etme şansına eriştiğim için çok memnun oldum. umudumuzu asla kaybetmememiz gerektiğini defalarca söyledi bizlere. o kadar şey yaşadıktan sonra halen daha bu düşünceye haiz olmak gerçekten büyük erdem diye düşünüyorum.

    "hakikat aynasının kırılmasına müsade etmeyin, insan ölür umut ondan sonra ölür."