şükela:  tümü | bugün
  • kendi entrylerimi aratıp bulma güçlüğü çektiğimden dolayı, "şu başlık ve bu entryin ne kötü olmuş" tarzında mesajlarla tarafıma ispiyonlanacak entryilerimi imha ederek katılabileceğim ekip. yoksa çok çalışmam lazım çookkk...
  • manifestoya uygun beyanat veremeyenlerin paradoksal bakınızlara ihtiyac duydugu olusum

    mamafih ben edit ile manifesto ogrenen nesle aşina degilim. hem manifesto linki verip hem de onceki entrylerini kırpan nesle hiç aşina değilim. oturup bi grup olarak kesin cizgilerle belirlersiniz kurallarınızı herkes yalar yutar bunları.kendi ayıbını örter kapısının önünü temizler ondan sonra ortaya cıkar bagırırsınız temiz toplum temiz turkiye.

    zaman içerisinde degil yola cıkarken bir takım kurallar ogretilir yanındakilere ki sonradan kervan dagılmasın. kervan ne kadar yolda düzülse de öne cıkan bir kaç kişinin hareketlerinde bir tutarlılık beklemek en dogal hakkıdır insanların.

    sivil insiyatif sivil oluşumdur ancak kanuni temellere oturur. sozlukte bu işi yapacaksanız ya kurallar cercevesinde yetki sorumlulukla bu işi yürütürsünüz ya da gönüllüler ordusu olarak yavaş yavaş sessiz sessiz ekibi pişirirsiniz. yoksa vatan millet sakarya diyerek temiz gunlere elele diyemeyiz.
  • otisabi'nin goru$lerinden ortaya "ssg 1999 ozgurlugunu elimizden aldi" gibi bir ozet cikardim o yuzden uc be$ aciklama yapayim:

    sozluk 1999'dan beridir kacinilmaz bir evrim gecirmi$tir bunda benim mudahelem ancak suyu yataginda tutmak yonunde olmu$tur. gotumuze girecek entryler konusundaki hassasiyetin artmasi, sozluk formatinin daha siki enforce edilmesi, birbirine e$ ba$liklarin birle$tirilmesi, ba$liklarda standardizasyon gibi hususlar tamamen bu artan buyume ivmesini kar$ilamak uzere konmu$tur. tamamen serbest ve kaotik bir buyumenin nereye vardigini #zurna orneginden biliyoruz. en son gordugumde kimsenin konu$amadigi (+m), 15000 karakterlik bir topic'e sahip, join oldugunuzda 150 tane "#ebru'ya gelsene a$kim" gibi mesajlar aldiginiz, 1 ki$inin operator oldugu onun da ne sikime operator oldugu belirsiz bir pulsardi.

    dolayisiyla "sanal komunitelerin bozunum cizelgesi"nde "maksimum serbestligin", her ne kadar otisabi tarafindan "necati bukmark'la cozulur", "ta$ak malzemesi cikar" $eklinde ya$anabilir bir yer olacagi soylenmi$se de varacagi noktanin "otisabi ve 20000 altinci nesil" konulu bir pornoya yakinsayacagina inaniyorum.

    sozlukteki denetim, kisit her neyse bizim hali hazirdaki ozgurlugumuzun ve soluyabildigimiz temiz havanin diyetidir. o zaman sadece 5-10 ki$inin sigara ictigi 1999'da sicak bir kahvehane ambiyansi yakalandiysa bile, bugun 20000 ki$inin kapisinda biletlerini sallayarak bekledigi slipknot konserine donmu$ ek$i sozluk'te "olmadi kulakligimi takarim, sigarami yakarim, yirmibin ki$iden kirkbin ta$ak malzemesi cikaririm" gibi bir yakla$imin uber-utopik oldugunu israrla soyluyor, soyluyor ve soyluyorum...

    ampul abi'nin de algoritmasi ezbere bir dayatmadan degil "moderatorlerin en cok yaptigi duzeltmeler" konulu istatistikten gelmektedir. bunun haricinde ampul abi'nin bir "otomatik duzeltme" degil "oneri" aparati oldugunu dolayisiyla ba$lik acma ozgurlugunu kisitlamadigini fakat hali hazirda moderasyon yukunu onemli olcude azalttigini belirtmek isterim.

    ek$i sozluk'un ciki$ fikrinin en temelinde "bkz verdigim bu sacma sapan $eylerin icinin sayfalarca bilgiyle dolu oldugu bir bilgi kaynagi amma eglenceli olurdu" du$uncesi yattigindan ba$lik acma ozgurlugunu kisitlamayi asla desteklemem. bence sozlugun en guzel yani istedigin ba$ligi acabiliyor olmandir. ama diger yandan sozlukte garbage entry girmekten sirf tepki almadigi icin gocunmayan, sirf entry'si en ustte olsun diye yeni ba$lik acan, tum edebi gucunu ba$likta tuketip entry'ye sadece "neden olmasin dedirten durum" gibi gotten entry giren bir guruhu paylayacak, "oyle yapma" diyecek bir giri$im olabilecek, altinci nesli be$inci nesle cevirebilecek bu potansiyeli resmi olarak mumkun olmasa da gonulden destekliyorum. sozluk i$leyi$ine zarar vermedigi surece de daha iyi bir cozume gidecek bir kivilcim oldugunu du$unuyorum. bu grubun kar$isinda "ba$lik acma ozgurlugu muhafizlari tugayi" diye bir olu$um cikarsa onu da desteklerim.
  • ilk evvela cikarilmasi gereken ozet 99 ozgurluklerimizi elimizden alan ssg degil, 99 imkanlarinin ssg tarafindan rafa kaldirilmasi olacaktir. (ataturk bu ozgurlukleri korumustu ama maalesef biz degerini bilemedik.)

    ssg'nin keyfiyetinde kurulmus ve gelismis sozlukte aslen ozgurlukler verilmemis, ssg nin perspektifinden uygun gorulen imkanlar taninmistir. bu imkanlarin tanim ve faydasi genel gecer anlamda "ozgurlukcu" iken, zamanla daha "sinirlayici" olmasi da yine ssg'nin perspektifiyle degisen degerlerle izah edilebilir. yani sozluk ahiti diyor ki: ssg giveth, ssg taketh away. internette liman olarak sozlukte durdugumuz surece laga luga yapmaya hakkimiz yok. laga luga yapmak isteyen de kendi sozlugunu kurabiliyor, ssg nin gucunun yetmedigi alanlarda kosul ve imkanlar baska kisilerin perspektifine gore sekilleniyor.

    ssgnin bu yaz saatler suren tartismamizda da verdigi zurna orneginin sozluk ile uyumlu oldugunu sanmiyorum (icki masasinda dunyalar tatlisisin ssg). "zurna"da ne olursa olsun, laf ucuyor, kaideler, usuller ve ethos isimden ibaret bir tanima tabi kaliyorken, sozluk "yazili" ve "kayitli" olmanin getirisiyle unutulmaz, ve hatirlanmasi, hatirlatilmasi bir bkz a bakan kaideler ile somut bir kurumdur. zurnada yasanan basibosluk hissinin sozlukte yasanmasi, sozlugun basinin bos kalip kalmamasindan ne anladigimiz ile de ifade edilebilir. bireylerin sozlugun belirlenmis kural ve kaideleri altinda sinirsizca icini doktugu, sinirlanmadigi bir ortamda neler olabilecegini denemedik, bilmiyoruz. ne olacagini tahmin etmek de guc degil, ama bunun mevcut yazar kitlesinin kalitesizlesmesi ile sonuclanacagini da sanmiyorum. sozluge gelen her yazar, en salagindan en akillisina bir gelisme grafigi sergiliyor. az ya da cok. en okuzumtrak yorumlarin dahi edebi bir uslupla yapilabildigi bir ortam haline gelen sozlugun belirleyici unsuru "okuzumtrak"lik olmamalidir. zira sozlugun bir politik gundemi, onceligi, etik gerek sart listesi, adab i muasereti yok. olmasin da. bence uzun suren bir fetret doneminden sonra ki zaman icerisinde eski yazarlarin daha da kaliteli entryler yazdigi, yeni yazarlarin kaliteli yazarlara oykundugu, ya da onlarin mevcut, stil ve alisildik bicim, icerigini asan yontemlerle cikmasi da mumkundur, arzu edilendir.

    elbette reddetmiyorum uzun vadede sozlugun benim umduklarimin aksine zurna olmasi mumkundur, her sistem entropiye karsi bel verir. ve fakat maalesef tabii oldugu entropiye karsilik ilk basta radikal degisimler yapabilen bir sistemin de zamanla atalete savruldugu, ivmesini yitirdigi de bir gercektir.

    yani 99 senesinde sozluk sadece bir fikirken bu fikrin bekasi icin hic olmayan "kavramlar" yaratabilen sozluk, zamanla mevcudun muhafazasi, gelenegin bekasi, alisildigin rahati ve huzuruyla faaliyetlerini, kendi kendini yenileyebilen, bastan yaratan dinamigini de yavasca kaybedip, mevcut imkanlarin imkan verdigi yontemlerden medet umar hale gelmis gibi gorunmektedir. oysa ki 99 da acilan bir sozluk olasi her turlu harekete reform ile degil, devrim ile karsilik verecek kadar yeniydi. simdi eskidikce kendi gelenegine teslim oldu, kendi golgesinden korkar hale geldi desem, isabetliligi tartismali ama samimi bir elestiride bulunmus olurum.

    dogrusu su ki ne necati bukmark, ne benim onerdigim kismi cozumler sozlugun problemlerini cozemeyecektir. cunku problemler her zaman sisteme gore sekillenir ve guclenir (agent smith in de dedigi gibi: "insan kendi yasantisini yanlizca acilarla manalandirabilen bir varliktir." talebin oldugu yerde agent smith arzi da kacinilmaz olacaktir.) ama mevcut sistem icerisindeki acmazlari da cozecek onlemlerin reform degil, devrim formunda olmasini diler, ondan sonra kopacak gumburtuyu de keyifle izlemek isterdim. tarih sahnesi iste sana kansiz bir devrim imkani. ama hala korkuyoruz, vay halimize. 6000. nesil le neo-smith kapismasi yasasam da, orgy yapsam da "degisik" bir seyler yasanacagi, hayatimiza mana gelecegi kesindir. ben ssg ye inceden bunu citlatmak istedim, citlatamadim. mevcudun hayrina muhtemele, bilinmeyene kulaklar tikandigi, gozler kenetlendigi icin uber-utopya saniliyorum, yorum, rum , um.

    ayrica soylemeliyim ki ampul abi'nin algoritmasi ezbere bir dayatmadan geliyor! soyledir akis semasi: istatistiki bilgiler neticesi hafizaya, hafizadan ezbere gecer, onerileri de bu ezberdeki bilgilere riayet eder, boolean bunlari arar. ampul abi kendi kafasindan entrylere baka baka bir seyin yanlis oldugunu idrak etsin, ezbere dayatma ithmami geri alirim. ayrica entrymde de ampul abi entrylerimizi duzeltiyor dedigimi hatirlamiyorum, onerilerinin faidesinden de bahsetmistim bu da ikiiiiiiiiiiiiiiiy. ampul abiyi de sevmiyorum, o da uuuc (sozlugun tek abisi benim, ben olmaliyim.)

    sonra elimden geldigince, aklim cevirdikce teknik olarak bir faydasini gorecegimize inandigimiz bireysel sivil inisiyatif organi olan eksi sozluk kolektif ignore list uygulamasini da oneri pakedi olarak ssg ye sozluk halkina sunuyorum. destek olun kostek olun, ama dikkate aliniz. demokrasilerde careler tukeniyor, sanal ortamda tukenmiyor.

    (bkz: yap bir cilginlik simdi modasi)
  • kuruluşundan bi haber ama düstur edindiği yolda bir nefer ve taze yazar olarak belki açana bir protesto olur diye girdiğim entry yüzünden sözlülüklüğümün baharında yeniden çaylak olmama sebebiyet vermiş olan başlıklarla savaşan civanmert oluşum .
  • zurnanın son deliği bile olamadığım girişim.
    * kontrolsüz klavye şovalye değildir...
  • isminde geçen itlaf sözcüğünden dolayı, zorla güzellik peşindeki bir ekipmiş gibi anlaşılıyor. oysa iyiliğe (aramaya?) inansalardı şöyle bir vakıf projesi vardı zamanında: (bkz: ekşi sözlük sağduyu geliştirme vakfı)
  • amaclarinin tam tersine hareket ettikleri gormekten rahatizlik duydugum bir olusumdur. #5333947 nolu entrynin girilmesinin uzerinden pek bir sure gecmedi; buna ragmen ve israrla, sanki bu entry hic yazilmamis gibi davraniliyor. yeni gelen yazarlarin bazilarinin olan bitene hic bakmadigi, bakanlarin arasinda sadece bakip hic birsey anlamayanlar oldugu, anlayanlarin arasinda da "banane lan" diyenler oldugunu biliyoruz, aksi halde bu kaosa yakinsamaya aciklamak mumkun olmazdi, fakat hatali acilan basliklara ustlendikleri misyon sebebi ile entry girerek kisilerin uzerinde baski unsuru yaratma amacini guden bu olusum, bunun yanlisliginin farkinda olmali ve buna gore bir sistem olusturmali, oysa ki boyle davranmadiklari icin, sozluge bu acidan yarardan cok zarar vermekteler.

    gozlemledigim kadariyla yeni gelen yazarlarin icerisinde bu grubu takip ederek ayni seyi yapmaya calisanlar da var. hal boyle iken, sozlukte abuk subuk basliklar acilmasini engellemek maksadi ile acilan o basliklarin altina abuk subuk entryler girerek mucadele etme yoluna gidilirse kisir dongunun onde gidenine girmis oluruz, paradoksun dibine vurmus oluruz. bununla beraber, isvicreli bilim adamlarinin yaptigi testler neticesinde gordugumuz kadari ile acilan abuk subuk basligi yazan kisi -ki bazen bunu bilmeden yapip bir dakika gecmeden entrysini silerek basligi yok etmeye calisiyor, bazen typo yapiyor yanlis yaziyor- entrysini siliyor, fakat altinda onlarca entry girilmis o abuk subuk baslik orada siritmaya devam ediyor, uzerine biri de gelip alta o basligi legal kilacak bir tanim girince buyurun buradan yakin. o tanimin uzerindeki entryler kendisinden once tanim olmadigi icin silinse bile basligin geri kalani baki kaliyor ozetle esagbi elimizde patliyor.

    bu tip basliklar ile mucadelenin yolu altina entry girmek degildir, yazara mesaj atarak ve bu sirada da yazari rencide etmeden olayi aciklamak suphesiz ki bizi aya fezaya bir adim daha yaklastiracaktir.

    nihayetinde, durumdan vazife cikararak kendilerine bu tip bir rol bicen kisilerin imam olurken cemaate ornek olmasi acisindan kiclarini tutmalari, sozluk kurallarindan zerre sapmamalari gerekir ki, gordugumuz maalesef bu degil.
  • üzerinde tartışıla tartışıla taşların yerine oturduğu oluşumdur. özellikle dünkü zirvesinde anamuhalefet oztokyolu'nun söyledikleri üzerinde gelişen tartışmalar tabi ki yeni fikirler vermiştir.
    öncelikle şunu açıkyüreklilikle itiraf edeyim, esagbi oluşumunun bu ana kadarki sürecinde, olayın bir anda patlak vermiş olmasından dolayı uygulamada bazı yanlışlar, duvara çarpmalar, hatalı itlaf çalışmaları olmuştur. buradaki hata, özellikle başlık altına toplu ayar taarruzları şeklinde olmuş, üstteki entry'nin silinmesinden sonra alttaki entrylerin orada kalması sonucu başlığın kel kel orada sırıtması problemleri yaşanmıştır. toplu ayar saldırıları bazı yazarların kırılmasına da sebep olmuştur. kabul..ama ama..hangimiz mükemmeliz ki (duygusal ağlamaklı ses tonu) ..hangimiz sevdiğimizi incitmedik ki..biz de seviyoruz..inanın seviyoruz..altıncı nesili, eski nesilleri, geyik yapmayı, entry'de başlıkta am sik göt yazmayı..
    ama bir gerçek var ki bazı şeylerin sayının artmasıyla gelen zorlukları var. trafikte beş araç olması başka şey, yüzbin araç olması başka şey.. artık sözlük, trafiğinin çok yoğun olduğu bir noktaya geldi. birşeyler yapmamız, o trafiğin eskisi gibi rahat akması için şart oldu..
    esagbi'nin çalışma yöntemi henüz tam oturmadı, bu bir gerçek.. sonuçta esagbi aslında bir felsefe, bir bakış açısı, dolayısıyla çok organize kurallara sahip bir topluluk değil haliyle..aslına bakarsanız esagbi, normal sözlük duyarlılığın ifade edilmiş hali..herkes trafikteki insanları eleştirir ama kaçımız hatalı bir sürücü gördüğünde 154'ü arayıp plaka veriyoruz? ben böyle bir manyaklığı yapıyorum şahsen sürekli..bir işe yaramadığını biliyorum ama benim gibi günde onbin kişi ararsa bir baskı unsuru olacağımı da biliyorum. aynı bunun gibi insanların esagbi felsefesine inanmaları belirli bir baskı unsuru oluşturacaktır, bu bir gerçek.
    peki bu baskıyı istiyor muyuz? karar verilmesi gereken nokta bu.. insanların burayı kullanırken kendilerine çeki düzen vermesi gerekli mi gereksiz mi..bunu isteyip istemediğimize karar verirsek problem daha iyi çözülecektir.
    tam da bu noktada bize en çok yapılan eleştriyi ele alalım.
    "iyi de kardeşim, neyin iyi olup neyin iyi olmadığına bizim adımıza siz mi karar vereceksiniz, size kötü gelen bana iyi geliyor belki"
    zirvede de tartışıldı bu nokta, ki önemli bir eleştri konusu..orada verdiğim bir örneği tekrarlamak istiyorum. bazı davalarda mahkemeler karar verirken "kamu vicdanı" diye birşey kullanır. ortalama bir insanın o hareketten ne anlayabileceği üzerinde karar verilir. siz, çok marjınal düşünüyor olabilirsiniz ama bir noktayı başlangıç noktası olarak almak zorundadır toplum. bizim, başlıkları değerlendirirken de çıkış noktamız budur. bir ortalama anlayışımız var. bu da zaten sözlükte geliştiği için genel ortalamayı yakalayacağımızı düşünüyorum. zirvede de gördük ki aramızda ahlâk ve namus bekçisi olma manyakları bulunmamaktadır. bilâkis, bir yandan esagbi'yi devlet meselesi gibi ciddi ciddi tartışıyorken bir yandan da yan taraftaki kızla erkeğin yiyişip yiyişmediğine bakıp "abi, olaya dahil olalım mı, ehehe" diyen arkadaşlarımız mevcuttur. (ben ters tarafta kaldım, göremedim, aksilik) neyse, dağılmayalım..dolayısıyla esagbi'deki insanlar,zaten belli bir sözlük kültürünü gerek yazar gerek okur olarak almış. zirveye gelen arkadaşlar arasında benden daha önce sözlüğü takip edip altıncı nesil olmuş, sözlüğü benden daha iyi bilen insanlar var..(ben ne kadar biliyorum, o da meçhul belki)
    bizim temel kıstasımız, ortalama bir sözlük yazarına "eeh be , bu ne biçim başlık be abi" dedirten başlıklardır.."eski sevgiliyi götten siktiğini düşünüp 31 çekmek" şeklindeki bir başlık, size çok anlamlı gelebilir. ama burada tartıştığımız, ortada bir esagbi meselesi var olduğu için veya siz çok marjınal düşünen bir adam olduğunuz için böyledir. ama sözlükte hiç böyle bir tartışma olmasa, işler bildiği mecradan aksa ve bu tadda sol frame'de en az otuz başlık olsa bu her bünyene biraz rahatsızlık yaratır. başlık hatalı mıdır, bence değil. bir olayı tanımlıyor, siz de altına entry girebilirsiniz. "geçenlenlerde eski sevgilim için yaptığım şeydir, zaten afbuyurun çok da güzel dötü vardı, göğüsleri sarkıktı diye bıraktıytım" alın size başlık ve tanımı..oldu mu oldu..peki "güzel" oldu mu..hayır.."güzel" olması gerekir mi? sözlük 30 bin yazara gidiyor, yazılanlar gerek medyada gerek okurlar arasında iyice popüler oluyor, burası bir televizyon gibi izleniyorsa artık gerekir .. dışarıdaki insanları boşverin , bizlerin zevk alması için gerekir herşeyden önce..çünkü insanın kendine olan bir saygısı var..bazı şeyleri bir noktaya kadar görmek duymak ister insan..özel anlarında bu biraz daha aşağı iner ama nihayetinde bir limiti vardır. sözlük bizim için özel bir an ve yerdir, tabii ki günlük hayatta kullandığızdan daha ve çok daha az düşük limit kullanıyoruz, bazi kelimeleri kullanırken..ama rahatsız olduğumuz bir seviye mutlaka vardır. işte esagbi bu rahatsızlık seviyesinin ortalamasını tutturmaya çalışıyor tüm iyi niyeti ve belki de acemiliğiyle.
    "eski sevgiliyi götten siktiğini düşünüp 31 çekmek"
    "eski sevgiliyle anal yapma hayaliyle mastürbasyon yapmak"
    ne oldu şimdi? böyle yapsam yanlış mı..? ilk versiyonunu görmemiş olsaydınız da ikinci versiyonunu görmüş olsaydınız aynı tadı alamayacak mıydık ve altına enrty girmeyecek miydik? demek ki en azından şekli kurtarabiliyoruz..esagbi'nin anlatmak istediği birinci derecede budur. önce görüntüyü kurtaralım..ama gerektiği kadarıyla..her am sik göt kelimelerini vajina penis diye çevirerek de bu sözlüğün çok can sıkıcı olacağı açıktır..işte buradaki mesele başlığın ortalama bir sözlük yazarında yaratacağı rahatsızlıktır. tekrar ediyorum, ortalama bir sözlük yazarı..siz çok marjınal, çok uçuk olabilirsiniz ama limitlerin dışındasınız..
    rus sikmek..böyle bir başlık var..şahsen bu başlığı gördüm ve sözlük bünyesinde değerlendirdiğimde agb statüsünde olduğunu düşünmedim. çünkü rahatsızlık yaratıcı etkisi ilk verdiğim örnekle aynı değil..hem ilk başlıktan daha anlamlı, hem de kastırarak yapılmış gibi durmuyor. günlük hayatta da "abi geçen bi rus siktim, ilik gibiydi valla" şeklindeki diyaloglarda rastladığımız türden bir terim.bu başlık haliyle olacaktır. ama kalkıp da "rus sikerken aletin bacaktan aşağı sarkıp kızarması" gibi bir başlık açsak herhalde bir çoğumuz "amaan be kardeşim" diyecektir. bu çizgiden gidersek, gün boyunca yaptığımız her hareketin başlığını açabiliriz. "bilgisayarın klavyesini tutmak" "bırakmak" , "çay bardağını bırakmak" vs..yaz yaz dur..ama "fırt çekmek" başka..çünkü yaygın bir deyim. tanımı yapılmaya gerek duyulabilir..tanımı yapılması ortalama bir sözlük yazarı için anlamlıdır. ama "bardağı elinden bırakmak"'ın tanımı yapılsa ne olur yapılmasa ne olur?
    eleştiriler haklıdır. esagbi ayar yoluyla antipatik kaçmaktadır. mesaj yoluyla halletse daha iyi olacaktır. aramızda bunu yapan var (övünmek ve sıyırmak gibi olmasın ilk gün haricinde bendeniz, ilk gün ayarın dibine vurmuştuk, kabul) yapmayan var..ama bunlar ilk zamanların acemiliği , bir nevi askerlikteki eğitim zayiatı gibi birşey..sanırım zirveden sonra taşlar biraz daha yerine oturacaktır. ondan sonra elele daha güzel günlere hep birlikte koşacağız..yaşasın sözlük, yaşasın temiz sözlük (neyse yine iyi bağladık)
  • "biz neden buradayiz?","biz ne yapiyoruz?" sorularina ilmi hur, fikri hur ve vicdani hur yanitlar verebilmemiz icin olusturulmus nadide topluluk efendim bu.

    frackman biraderim uzun uzun tanimlarini yapmis, manifestosunu her seyini yazmis etmis. ben ise nacizane bir konuya dikkat cekmek istiyorum : eksi sozluk ozellikle son 2 yildir kazandigi popularite nedeniyle ayse arman hanimefendiyi adeta yalanlarcasina turkiye'de bir basari oykusu olmus, oduller almis ve en cok hit alan site sifatini (veya isim tamlamasini) kazanmis bir sahsi girisim bir bireysel inisiyatif bir projedir.

    tamam bunun amaci eglenmek hosca vekit gecirmek biraz insanlarla tanismaktir ama eksi sozluk ayni zamanda bir bilgi paylasimi mecrasi olarak da cikmaktadir karsimiza. paylasilan bilgi kutsal olsun veya degil onemlidir. esas onemlisi bilgi bilgidir. toplumsal manada geri kalmisligimiz mesela pek cok baslikta irdelenir bu sitede saka yollu veya ciddi. toplumsal geri kalmisligimizin sebebi nedir acaba? bilgi eksikligidir efendim baska bir sey degil. benim de dahil oldugum 3-4 neslin televole kulturuyle, cavalacuz kulaktan dolma seylerle yetistirilmis olmasi ve bilgiye, bilginin kaynagina ulasmaktaki yorgunlugumuz, bikkinligimiz ve hatta usengecligimizdir.

    tabi ki eglenelim gulelim makara kakara yapalim hepimiz yaptik yapiyoruz bir kahkaha bir kilo pirzola demektir demis atalarimiz somurtup surat asmak yuzumuzde 64 kas calistirirken gulmek 10 kas calistirirmis yani gulmek hem rahat hem kolaymis ama su an evet su an itibariyla sol frame de gordugum su basliklari kopya pasta edeyim de gorelim bakalim :

    . kizilderili kokenli zenci cinli(9) …
    . sikerek uyandirmak
    . eski sevgilinin yeni erkek arkadasiyla kanka olmak(5)
    . kitap calacaklara tavsiyeler (5)

    gibi frackman jargonunda agb olarak gecen basliklar nereye goturur bir insani o insan nerededir ve ne yapiyordur?

    kafamizi calistirmak icin soru soralim bir yerde hepimiz eli bilgisayara degen, internet erisimi olan ve bu toplumun %1 ini teskil eden insanlar olarak silkinip kendimize gelelim. birisini "sikerek uyandirmis" olsak bile bu baslik genele bir sey katmaz ama bir gun gaflet uykumuzdan kalktigimizda "sikilerek uyanmis" olanlar bizler olabiliriz.

    bu kadar lafi guzaftan sonra bu esagbi inisiyatifini baslatan frackman biraderime, tanidigim ve tanimadigim tum neferlerine, erzurumda vatani gorevini yapan the agathodaimona ve her turlu calismamda bana destek olan deep purpleve arkadaslarina tesekkuru zevkli bir borc bilirim efendim..