şükela:  tümü | bugün
  • 6 yaşındaydım . acıktım ve buzdolabının kapağını açtım. pat ! aman tanrım yumurta yere düşüp parçalanmıştı. içeride oturan titiz bir anne var yere bulaşan yumurtayı gördüğünde beni dövebilirdi bile.

    çizgi filmlerden öğrendiğim bi taktik aklıma geldi. orda temizlik yapanlar tozları paspasın altına süpürüyorlardı. tabii ki ben de yumurtayı paspasın altına doğru , elimdeki bezle süpürdüm.

    ertesi gün oldu annem yerleri siliyor, ben de onu sinsi sinsi gözetliyorum. evet farketti benim yaptığımı da anladı. hiç kızmadı. hiç . şaşırmıştım. bak yine aklıma geldin tontiş annem .
  • 7 yaşındaydım. 1.sınıfa yeni başlamıştık millet hüngür hüngür ağlarken en ufak duygu hissetmiyordum iyi,kötü,heyecan vs. 40'a yakın kişilik sınıfın rahat 25'ini tanıyordum aynı anasınıfındaydık. arkadaşları örgütledim teneffüste bahçeye çıktık ve daha okulun ilk günü okul bahçesinden dışarıya geçen arabalara taş yağdırdık. bir taksinin camına geldi benim attığım taş ve cam çatladı orta yerinden. devamında adam okulu bastı beni ve bi arkadaşı görmüş tellerin arkasında sazan gibi ortada duruyormuşuz saklanmadan. okula girip bizi buldu hocalarla. arkadaşım ağlamaya başladı ben de yine bön bön bakıyordum. sordular arkadaşım benim attıklarım hiç tutmadı hepsi boşa gitti yemin ederim dedi ağlayarak. oklar bana çevrildiğinde ben taş atmadım ki kozalakları atıyordum dedim hoca o camı kıramaz dedi taksici napacaz diyip duruyordu. devamında bizi gönderdiler adamın camının parasını okul ödedi(devlet okulu ama hayvan gibi para toplarlardı aidat adı altında para vermeyeni de törende adını okuyup rencide ederlerdi) sonra da konu kapandı ben de hayatıma devam ettim diğer teneffüs kola şişesiyle maç yaptık bu da böyle bir anımdır lol
  • babaannemin ilk evinde, oturma odasında bulunan ve üzerinde antikaların olduğu adını bilmediğim kanepe tarzı bir eşya vardı. tam televizyonun karşısında ve üzerinde uzanmalık. adını neden bilmediğimi hala bilmiyorum zira benim böyle görüp kullandığım ve adını bilmediğim birçok eşya bulunmakta. bazen sadece bu sebepten salak olduğumu düşünüyorum ve itiraf etmeliyim ki ben ne kadar tescilli bir zeki olsam da bozuk psikolojimin bana getirisi olan salak bir yanımda var. ben küçükken babaannemle bu adını bilmediğim eşyanın üzerine otururduk-üzerine otururduk dememde hoş olmadı ama neyse- ve babaannem bana kâğıttan gemiler yapardı. o kağıttan gemiyi yapmayı hala öğrenemedim. kağıttan uçağı bile zor yapıyorum. nerede kaldı kağıttan gemi yapmak. uçaktan daha zor bir kere. kaç kez katlıyorsun falan. bir yolu yordamı, yöntemi var. öyle kolay iş değil.

    *

    babaannem bu gemileri yaptıktan sonra mutfağa gidip küçük bir maşrapa benzeri -bununda adını bilmiyorum- kaba su doldurup getirirdi ve bende kağıttan gemimi bu adını bilmediğim nesnenin içindeki suyun üzerinde yüzdürürdüm. kağıt suya değdiği için kağıttan oyuncağımla oynamam en fazla 5-10 saniyemi alırdı. ıslanmış kağıdı adını bilmediğim nesneden diğer çıkarıp diğer adını hala bilmediğim o uzandığımız ve o anda oturuyor olduğum eşyanın üzerinde tuttuğumda bir de onun üzerini ıslatırdım. babaannemde etrafı kirlettiğim için -su ulan bu ama yine de derdi- yaşlılığından ötürü ‘’ben yaşlı bir kadınım çekemiyorum, yapamıyorum’’ diye sızlanıp hayıflanarak beni uyarırdı. ‘’çocuğum ulan ben daha. ıslanmış kağıdı sudan çıkarıp her yerde oynarım. ne yaptığımı mı biliyorum. bunu senin önceden düşünmen lazım aslında, kaç yaşında kadınsın!’’ diye o yaşlarımda bu isyan cümlelerini kurmayı akıl edememiştim. zira ne yaptığını bilmeyen küçük bir çocuktan öte değildim. şimdi de anlattığı anılarda geçen eşya ve nesnelerin isimleri büyümesine rağmen bilemeyen salak bir yetişkinden farklı bir şey değilim. bir şey değişmemiş.
  • neden bilmem çok saçma bir tanesini şu an hatırladım. sene 91 mi 92 mi ne, ilkokul beş bitmiş. şu an adını anmak istemediğim bir özel okulun seçme sınavlarına katılmışım. 4. sınav bir kamp. 45 çocuğu toplayıp yaz kampı gibi bir kampa aldılar. kısmen eğlenceliydi, gezip tozmaca falan. ama ben henüz yeni oluşan bayrampaşa'nın yarı köy modunda bir boşnak mahallesinden gelmişim. sudan çıkmış balık gibiyim. sosyal fobim orada başladı. neyse bunu anlatmayacağım. kampın son gününe yakın bizi sedef adasına götürdüler. burada define bulmaca oynuyoruz, bilmeceli kağıtlar var, her biri bir sonraki kağıda gidiyor. en sonda defineye ulaşıyorsun. hayatımda katıldığım en keyifli aktiviteydi. bizi 4-5 grup yapmışlar. başlangıç noktasında her gruba ipucunu verdiler. bizde ipucunu lider aldı, tam okuyacaktık ki gruptan iki üç arkadaş birden bire arkalarından kovalayan varmış gibi koşmaya başladılar. biz grubun yarısı öyle şaşkın geride kaldık. ve define arayacağımız o sürenin yarısını o manyakları arayarak geçirdik. o tipler çok bilmiş hep kendi başlarına bir şeyler yapan grubun kalanını dışlayan tiplerdi. neyse biz bunları bulduk sonra bulmacayı çözmeye koyulduk. ama çok zaman kaybettiğimiz için defineyi bizden önce başkaları buldu. aklıma geldikçe gülmekten geberiyorum, böyle cin çarpmış gibi elini kolunu sallayarak koşan tipler. sanırsın elimize bulmaca değil adam delirten muska vermişler. belki aralarında sözlük yazarı vardır. lan oğlum neden öyle deli sikmiş gibi koştunuz lan ahsfşk? haydi çocuktunuz salaktınız dicem de biz de çocuktuk amk.