*

şükela:  tümü | bugün
  • ölen ünlü birisinin arkasından, ölme ihtimalinin belirdiği andan başlayarak güzel entry'ler girmek.
  • itin götüne sokmak.
  • cikarip tekrar sokmak
  • her yaş ve etnik kökenden insanın bakire olmama ihtimalini tartışmak, çözümlemek, sonuca varmak.
  • bazen cok guzel sacmalarım
    [https://resmim.net/f/irk9kx.jpeg https://resmim.net/f/jqnsjz.jpeg https://resmim.net/f/j1wkim.jpeg kanıt]
    bi ara bu turna kuslarından 1000 tane yaparsam japon efsanesindeki gibi dilegim gercek olur sanmıstım, neyse ki 263 de bırakmıstım
    bu ise ilk yaptıgım kus
    sembolik olarak duruyo oyle masamın ustunde
  • değmeyecek insanlara değer vermek ve bunu engeleyememek.
  • mutsuz hayatlarından, kendilerinden kaçarak kurtulabileceklerini sanmaları.
  • asık surat ve bencillikle bile kolay arkadaş edinebilmek.
    artık sayısını unuttum, zaten adlarını hatırlamak, biraz ara verince yüzleriyle isimlerini eşleştirmek zor oluyor.
  • üzülmek yapılan bir şey midir yoksa yaşanılan bir şey midir sanırım önce buna karar vermeliyim. çünkü takıntılı bir insan olduğum için, yazıya başlarken kendi kendime ulan üzülmek yapılabilen bir şey midir diye düşünüp durdum. ee yaşıyorum ben bunu. istemsizce yaşıyorum. ama bazen bundan zevk de alıyorum. netice? neticede türkçeyi yerinde kullanmak gerek. ama, üzülme işini iyi yaptığım için üzülmenin yapılabilir bir şey olduğunu düşünüyorum. bu mesele yüzünden bana salak diyecek bir sürü insan var ama olsun ben rahatladım ve sıçmığımı yazmaya başlayabilirim..

    başlığa cevap vereyim önce; en iyi yaptığım şey üzülmek! iyi üzülürüm ben. hakkıyla yaparım bunu. kendime verdiğim ruhsal zararların haddi hesabı yoktur.
    en iyi yaptığım şey üzülmek diye bana ''beceriksizsin'' demeyin. hakkını vererek üzülmek de bir beceridir(!)
    bunu yaşamaktan zevk aldığımı düşünüyorum artık. en kolayı ve en iyi yaptığım şey bu. üzülmenin kime ne faydası olmuş ki bana olsun, en fazla bir yerlere yazarsın, birilerine anlatırsın ajitasyon yapmaktan öteye gitmez bu. mesele üzüntüden, kederden, acıdan kurtulabilecek gücü bulabilmek. güçlüysen her şeyin üstesinden gelirsin, güçsüzsen her zaman kaybeden olursun, kafanı duvarlara vura vura amına koyarsın o kafanın. alışmışın kudurmuştan beter olması gibi acı bir gerçek var. dilime düşmez ama anonim bir şekilde yazınca insan kendini ifşa edecek yer arıyor. biraz rahatlamak, biraz da kendini cezalandırmak için insanlar böyle tuhaflıklar yapabilir bence. ezik olduğumu da itiraf edeyim bari, hazır itiraf etmişken. bir ruhun içinde, kendince güzelliği olan bir dünyada, herkesten uzakta, alışmış; alıştığı kadar da kudurmuş bir birey olarak o patlamayı yaşayıp, yazıp, hiç tanımadığım insanların okumasını sağlayabiliyorum. bazen diyorum ki tonca hikaye uydur, hazır ihtiyacın var kendini değiştirmeye, ilk önce yalanlar söyleyerek bir kalıbın içine gir. hiç tanımadığın insanlara bu yalan hikayelere inandır, sonra da sen inan buna. böyle böyle kurtulabilirsin mevcut halinden. sonra diyorum ki, yalanın bana ne faydası olabilir lan. eninde sonunda gerçeğe dönüp, kabul edip daha beter olacağım.
    üzülmek demiştim; ne basit, ne samimiyetsiz bir kelime değil mi? üzülmek! bakınca içi boş, sıradan geliyor insana. oysa keder desem, efkar desem, biraz daha abartsam; içimdeki denizin çıldıran hırçın dalgaları.. heybetli, bir o kadar edebi.. basit bir insanım. ''düz adam sami'' o heybetli, edebi kelimeleri-cümleleri tarif etmeye çalışsam aptallığıma mağlup olup kaçacak delik ararım. oysa üzülmek kelimesi benim için yeterlidir. üzülüyorum işte ben. en basit, en yalın haliyle budur mesele. üzülüyorum ben! üzülmekten bazen zevk alıyorum, bazen en iyi yaptığım şeyin bu olduğuna inanıyorum. inancım kursağımda kalsın, düğümlenip dökülemesin dilime. ama gerçek bu sanırım.

    birazcık aramaya inandım ama bulamadım. varsa affola.
    zaten üzüntü ile ezikliğimin arasındaki o güzel ilişkiyi belirtmek istedim sadece, ama yine beceremedim.