şükela:  tümü | bugün
  • kamuoyunda da yankı bulan bu olay neticesinde ekşi sözlük artık aynı ekşi sözlük olmayacaktır. duraklama hatta dağılma dönemine girecektir. bunun sebebi de ssg'nin ve kurmaylarının ekşiyi ekşi yapan yazarların arkasında durmamasıdır ve dolayısıyla ekşi sözlüğün artık güven veren bir yer olmaktan çıkmasıdır . askersiz ordu olmayacağı gibi yazarsız bir ekşi sözlük de düşünülemez. dolayısıyla başta da dediğim gibi eğer yöneticiler yazarlara sırtını çevirmekten vazgeçmezse ekşi sözlüğün popülerlik açısından sonu yaklaşmakta. sourtimes entertainment'ın 1999-2012 kehaneti doğru çıkacak gibi
  • (bkz: halkı ekşi sözlükten soğutma suçu)

    ekşi fest'de yaşanması muhtemel izdihamı önleme amaçlı hareketler herhalde bunlar.
  • konuyla alakalı yine kanzur tarafından cevaplanması gerektiğini düşündüğüm iki iddia var, hem linkini veriyorum, hem de silinir milinir bir şey olur diye kopyalıyorum:

    1.kanzuk başlığında cichorium endivia entrysi, sözlüğün vodafon'a yakınsatılmasını soruşturma gizliliği ve taraf-tanık bağlamında sorguluyor:
    (bkz: #24156672)

    ''talep halinde yazar bilgilerinin savcılığa verilmesiyle ilgili açıklamasına bir nokta dışında katılıyorum. üşenmemiş; gayet güzel açıklamış. katılmadığım nokta kanzuk'un soruşturmanın gizliliği husunda sözlüğü üçüncü kişi olarak görmesi... kanzuk soruşturmanın gizliliği ilkesi ve bu ilkenin ihlalini yaptırıma bağlayan ceza yasası maddesi ile ilgili temel bilgiyi yazısında vermiş. fakat sözlükle yazarı arasındaki ilişkinin vodafonla müşterisi arasındaki ilişkiden farklı olduğunu ve sözlükte yazılanlar suç teşkil ederse sözlüğün de internet ortamında yapılan yayınların düzenlenmesi ve bu yayınlar yoluyla işlenen suçlarla mücadele edilmesi hakkında kanun gereği yayınlayan olarak bundan sorumlu olacağını dolayısı ile yürütülen soruşturmada sözlüğün üçüncü kişi olmadığını es geçmiş. sırayla gidelim;
    sözlükle yazar arasındaki ilişki vodafonla, aveayla müşterisi arasındaki ilişkiden yayın yoluyla işlenen suçlar anlamında farklıdır. örnekle açıklayacağım. ali diye bir adam var diyelim. bu adam vodafon müşterisi, aynı zamanda da ekşi sözlük yazarı olsun. ali bir gece vakti eşini öldürüp kayıplara karışsın. ya da evrakta sahtecilik işine girsin. savcılık da hem ekşi sözlükten hem de vodafondan "bize bu kullanıcınızla ilgili elinizde ne bilgi varsa verin" diye talepte bulunsun. yürütülen soruşturma bakımından sözlük de vodafon da üçüncü kişidir ve ali'ye bilgi verirlerse tck 285 anlamında suç işlemiş olurlar. adam öldürme suçuyla sözlük yazarlığının, ya da vodafon müşteriliğinin bir bağı yok. şimdi de aynı ali eşini öldürmemiş, evrakta sahtecilik de yapmamış ama ekşi sözlükte yazdığı bir yazı ile cumhurbaşkanına hakaret etmiş olsun. savcılık da aynı şekilde hem vodafondan, hem sözlükten bu kişi ile ilgili bilgi istesin. işte burada vodafonla, sözlük ali'yle ve söz konusu soruşturmayla ilişkileri bakımından birbirinden ayrılır. vodafon yine üçüncü kişi... ama sözlük soruşturmaya konu yazıyı yayınlayan olarak yazıyı yazan gibi fiilden sorumlu... yayınlayan olarak sen de sorumlusun yahu. ayrıca konuyla ilgili seninle yazarın arasında hukuki menfaat çatışması da yok. " ben yazarımla birlikte etkin bir savunma yapmak için yazarımı durumdan haberdar ettim" dediğinde soruşturmanın gizliliğini ihlal etmeme prensibi senin ve yazarının savunma hakkını kısıtlayacak şekilde yorumlanabilir mi? bilinir ki soruşturmanın gizliliğinin ihlal edilmemesi gerekliliği soruşturmanın sağlıklı bir şekilde yürütülmesini sağlamakla birlikte şüpheliyi de korumak için var olan bir mefhumdur. kaldı ki yayın yoluyla işlenen suçlarda yazarı durumdan haberdar etsen adam napacak? alt sınırı belli bir suç için arizona'ya mı kaçacak? ki kaçacaksa yine kaçar zaten. bilgileri verdiğinde aslolan davet kağıdıyla çağrılmasıdır yazarın. kağıt gelince kaçacaksa yine kaçar. kaçmadı diyelim. ifade verip serbest kalacak. yine kaçar. delil mi karartacak? yazıyı silse delil ortadan kalkıyor mu ki?''

    2. ekşi sözlük'ün savcılığa yazar bilgilerini vermesi başlığında tuthsick iyannachek entrysi,
    süreç ve suça konu olan eylem bağlamında soruşturmanın gizliliği yorumunu irdeliyor:
    (bkz: #24156227)

    ''bütünü ile üzücü ve düşündürücü bir olaydır.
    asıl önemli olan ise, ekşisözlük'ün yazarlara haber vermemesini, cmk m. 157 kapsamında değerlendirmesidir. bu hareketin açıklaması daha doğrusu mazereti; cmk'nın ilgili maddesi olamaz.

    ilk olarak ceza hukuku dar yorumlanmalıdır.
    ceza kanunlarında yazmayan bir konu da kıyas ile doldurulamaz. kanzuk'un vermiş olduğu cevapta atıf yapılan yazıda da;
    soruşturma aşamasındaki usûl işlemlerinin, “savunma haklarına zarar vermemek koşuluyla” gizli olduğunun öngörülmesi, gerektiğinden bahsedilmektedir.
    savcılığın yapmış olduğu soruşturmada suça konu olduğu iddia edilen eylem zaten meydana gelmiştir. diğer bir değiş ile devam etmemektedir. iddia edilen eylem nedeni ile ceza adalet sistemi karşısında şüpheli sayılanlardan bilgi saklanmasının soruşturmaya herhangi bir olumsuz durum eklemeyeceği de ortadadır. kaldı ki, her türk vatandaşı daha doğrusu adliyeye giden her kişi istediği zaman hakkında soruşturma yapılıp yapılmadığını öğrenme hakkına sahiptir. adına kayıtlı cep telefonunu vererek dahi uyap sistemine dahil olmakta ve hakkındaki bütün adli işlemleri öğrenebilmektedir.
    gizlilikten amaç, savcılığın delil toplama sürecinde işini hızlı ve sağlıklı olarak yapabilmesi olup delillerin karartılmasını önlemektir. kişi hakkında soruşturma yapılıp yapılmadığının bilgisi bu kural içinde sayılamaz ve sayılmamalıdır.
    adliyeden kolaylıkla öğrenilebilcek bir bilginin saklanılmasını doğru bulmuyorum.
    aksi durum adalet anlayışı ile anayasa ve kanunlarda insanlara tanınan hakların ihlali anlamına gelmektedir.

    edit:
    örnek, işyerinize sizin hakkınızda bilgi almak için gelen kolluk kuvveti bilgisini, işyerindeki sorumlu kişi sizden saklması anlamı ortaya çıkacaktır.
    ya da; evinize gelen polis sizi bulamayıp, kapıcı ile konuşsa, kapıcının bu hususu size söyleyemem anlamı çıkacaktır.''
  • danimarka vatandasi olsam ve bilgilerim de danimarka adaletine veriliyor olsa sikime takmayacagim olaydir. gel gor ki burasi turkiye.

    benim icin bundan sonra sozluk erkek kiz iliskisi muhabbetinden oteye gecmeyecektir. hukum giymedigi halde yillardir cezaevinde dava acilmasini bekleyen insanlari gordukten sonra benim gotum yemez dusunce ozgurlugunu savunmaya. sizinki yiyorsa konusun siyasetten, dinden.
  • son derece istenmeyen bir şekilde ekşi sözlük fenomeninin karizmasını darmadağın etmiş bir durumdur. öte yandan ne yapması gerekiyordu, kızan kullanıcıların bir de buna cevap vermesi gereklidir. bir şeye kızıp ama şöyle olabilirdi şeklinde akıl yürütmekle akıllı mantıklı olunur. çocuksu öfkeyle ayaklara fırlamakla değil. ben kişisel kullanımımda yıllardır ne politik, ne din ne de atatürk konusunda paranoyak şekilde düşüncelerimi ifade etmiyordum zaten. bu konuda en sonunda haklı çıkmış olduğumu görmek beni üzdü. benim anlamadığım ise insanlara hakaret edildiğini sürekli görürken, politikacılara, belli politik görüşlere sahip olanlara giydirilirken ve bu konuda sorun yokken belli bir ismin şikayeti üzerine karakollara çağırılmak herhalde nazi almanyası'nın 21. yüzyıl versiyonunda gerçekleşirdi ki o da oldu. ekşi sözlük elinde olmadan kafayı gözü yarmış, bundan sonra özgürlükçü ve sınırsız ifade özgürlüğü söylemlerini pek de ağzına alamayacaktır elinde olmayan sebeplerle. 99 yılından beri üye olduğum bu güzide sitenin buralara gelmesi benim açımdan üzücü...
  • savcılığın kafasının biraz daha basmaya başladığının göstergesidir. "onlara" göre, ekşi sözlük internette yasaklamak, engellemek, yok etmek, hapsetmek, ödürmek, kökünü kazımak vs. istedikleri hertürlü "şeyin" ve her "kişinin" ortak noktası, buluşma noktası, açık adresi. (ekşinin pornografik videolar barındıran bir site olduğunu düşünenleri bile var.) bu kadar ortada açıkça duran ekşinin canlarını daha da sıkan şey ise, henüz kafasını koparmayı başaramamış olmaları. illegalitenin ocağına düşmeden, yaptıkları hertürlü saldırıyı, kanunlar (ki ekşiye pek yandaş değildirler) yardımı ile boşa çıkaran bir "şey" ekşi. kanzuk (tanımam etmem) hakimlerin bile bilgisine saygı duyduğu bir avukat, sansür konusunda sadece oturduğu yerden sövmeyen "yapılabilecek" herşeyi yapan bir yapı oldu ekşi sözlük yönetimi. açıkçası şu aşamada sav(sız)cılığın yaptığı hareketi mantıklı buluyorum, sözlüğü bir şekilde yakalayıp kapatamayacaklarına karar vermiş olmaları gerekiyor ki, artık yazarların teker teker peşinden gitmeye karar vermişler.
    bu noktadan sonra suserlerin yönetimden istediği şey ise, savcılığın açık emrine karşı gelip "suç" işlemesi. yaptıkları, çabaladıkları herşeyin üzerine kara bir leke olacak "suçlu" damgası yüklenmeleri. kanun uygulayıcıların kafasının bu kadar basabileceğini bilsem, şu tartışmaları öngörerek hareket ettiklerini düşünürdüm. yoksa her faşistin yaptığı gibi, birliği kıramadığını anlayınca bireylerin peşine düşüyorlar.
  • 1- tutarsızlıktır.

    internete karşı uygulanmak istenen hukuki durumu sansür kabul ederken; site üyelerine karşı yapılacak olan girişimleri görev/ödev/vatandaşlık bilgisi dersi mantığında kabul ediyorsanız tutarsızsınız demektir.

    size anarşist olun demiyorum, ama "dine kutsal değerlere hakaret" gibi lastik gibi gevşek bir konudan dolayı benim ismimi savcılığa istendiği takdirde veriyorsan, o zaman etek yazıyor diye kapatana da ses çıkarmayacaksın aga. ikisi de kanun ikisi de hukuk değil mi?

    edit: devlet yapamadığı işi , suçluyu bulma; zor kullanarak başkasına yaptırmasına izin vermek kanuna uymaktır, ama hukuksuzluğu da sırf kanuna uyma adına kabul etmek demektir.

    sözlük yönetimi internette sansüre kanun olduğu için değil hukuksuz olduğu (insan haklarına karşı ) olduğu için reddediyorsa, devletin yapması gereken işi vatandaşına ihbarcılık ile yaptırmasına ses çıkarmaması tutarsızlıktır. nokta. bu yorumu kabul etmese de, bu yoruma ulaşmamı sağladığı için tesekkürler muz agaci.

    2- ihbarcılıktır.

    oturduğum bir mahallede kalabalık bir grup birbirine girmiş kafa göz dağıtmışlardı. kavga bittiğinde polisler gelmiş, olayı izleyen,şahit olan ben dahil 50 kişiye kavgayı sorduğunda hepimiz 'ya usta ufak bir şeydi' diyerek polisi uzaklaştırmıştık. kimsenin aklına polise ihbar etmek gelmedi. kıssadan hisse.

    3-polis olmaktır, savcı olmaktır.

    polisin ve de savcının işi suçluyu bulmaktır. bırak sana ne onların işlerini yapmaya. benim eğer suçum varsa o bulsun, sen neden veriyorsun benim bilgilerimi? sen polis misin? adalete yardımcı olmak ile savcının işini yapmak aynı şey değildir.

    ben vergisini veren vatandaşım arkadaş. herkes kendi işini yapsın.

    hukuk sadece uzmanların işi değildir. yaşamın kendisinden doğar. aksi halde zorbalık olur.

    son olarak bu başlıktan geçen haftanın en beğenilen entry'leri, geçen haftanın en dikkat çeken entry'leri, geçen haftanın en kötülenmiş entry'leri'ne en az 3'er entry girecektir zannımca.
  • sözlüğün on iki yılda nereye geldiğini göstermesi açısından önemli; zira o çok sevdiğiniz ekşi sözlük buna şaşıranlar, bozulanlar, tepki verenler ve küsenler sayesinde evrile evrile artık türkiye ortalamasına eş bir noktaya geldi.
  • ekşi sözlük ya da herhangi başka bir site, herhangi bir kurum yahut kuruluşun karşı koymasının kanunen mümkün olmadığı görülen durumun, yaşanmış güncel bir örneğidir.
    yapılan açıklamalarda paylaşılması neden zorunlu olduğu ya da paylaşımın neden bizden gizlenmesi gerektiği açıkça ifade edilmiş. bence cevapsız kalan bir nokta daha var ki onu paylaşmak isterim belki cevap bulunabilir diye düşünerek.
    bu paylaşılan bilgilerin bizden gizlenmesi zorunluluğunda süre ne kadardır? paylaşılan bilgi savcılıkça değerlendirildi lakin ne zaman kadar bize bilgi verilmeyecek. bu bilgilendirmeme uzun vadede fişlenildiğinin bilgisinin yazarla paylaşılmamasına dönüşme riski taşıyor çünkü.
  • (bkz: #18728604)