şükela:  tümü | bugün
  • eski türkiye'de meclis oturumları keyifle ve devamlı izlenirdi. cem yılmaz o dönem sahneye çıksa ekmek yiyemezdi. liderler lafla ve espriyle kavga ederlerdi, linç yoktu.
  • asmalımescit ve nevizade diye yerler vardı. haftasonu kahkaha sesi kadeh tokuşturma sesine karışır her köşeden müzik duyulurdu. yürürken masaların ve insanların arasından pardon diye diye yürünürdü öyle kalabalıktı. üniversite öğrencileri bir tekelin önünde biralarını 2-2.5 tl'ye alır biraz demlenir oradan hop eski beyrut, seksekçi, beat, joker, curcuna'ya falan akılırdı. heryer erasmus ve turist kaynamaktaydı. en güzel sohbetler beyoğlu'nun ara sokaklarından köhne binaların önünde yapılırdı.

    bu dediklerim de öyle 90'lar falan değil. sadece birkaç sene öncesi.
  • bu ülkedeki insanlara ne anlatsan boş. bu kin ve nefret (futbol,din , siyaset,..)ile hiç bir halt olmaz bizden.
  • elimde 850.000 tl fiyat yazan efes xtra ile çekilmiş fotom var.
    yani günümüz parası ile sanırım 85 kuruş ediyor. farkı siz düşünün gençler.
  • eski türkiye'deyken her tür aksaklığa rağmen medeniyete doğru koşar adım gidiyorduk sanki, gittikçe artan konserler, festivaller, sergiler... akm'de bir dali sergisi olduğunu hatırlıyorum lisedeyken... haberini buldum sene 1999, bakın
    adamın biri başörtülü kadın, ahlak falan diye diye resimlere saldırmıştı.
    eski türkiye'de bunu yapabilen insanın zaten ruhsal bir takım problemlerle boğuştuğu anlaşılmış, bu adam tedavi için gönderilmişti.
    yeni türkiye'de olsa bu adam, olsa demeyeyim, son yıllardaki galerilere saldırıları hepimiz gördük; yeni türkiye'de bu adam makbul. bu adam ve benzerleri tedavi edilmiyor. yeni türkiye'de bu adam ve benzerlerinin sırtı sıvazlanıyor. e bunu yapmak hem adam hem çevresine kötülük değil mi?

    neyse ne diyordum, yüzümüz gelişime dönüktü. hastanede sıra bekleniyordu ama mesela üniversitenin medikosu zaten bir sürü işini görüyordu öğrencinin. dişçisi bile vardı. sıra hastanede bekleniyordu çünkü sene 2000, daha internet yeni gelmiş ülkeye haliyle otomasyon sistemleri daha çok yeniydi. otomasyon kuruldu da ne oldu dersen, cildiyeciden randevu alamıyorsun, sistem en geç iki hafta sonraya randevu veriyor ve o iki hafta dolu. hiç değilse hastanede bekleye bekleye bakılıyordun.

    şimdi yeni türkiye'ye dair karşılaştırdığınız çoğu 'gelişim' teknolojinin doğal ivmesi sonucunda olan gelişimler. yani tepede ahmet mehmet kim olsa bu otomasyonlar kurulacak, bu raylı ulaşım projeleri gerçek olacak, ellerinizde bu telefonlar olacak, hanelerin çoğuna doğalgaz bağlanacaktı. internet bu kadar gelişecek, sosyal medya bu kadar kullanılacaktı.

    ama ahmet mehmet olsaydı muhtemelen vikipedi yasaklı olmayacak, şu akn rezaletiyle ilgili bir gelişme olacak, twit atmak bu kadar korkutucu, haber yapmak bu kadar riskli, fikir bildirmek bu kadar tehlikeli olmayacaktı.

    off ne anlatıyorum, var ya doksanlar bize güzeldi, biz özgürce genç olduk. umarım şimdiki gençler de bir gün böyle özgür, hayatın olasılıklarla ve güzel ihtimallerle dolu olduğu hissiyle dolabilirler.
  • show tv de mhp kurucusu alparslan türkeş ile dep'li (hdp) orhan korkmaz'ı karşılıklı açık oturumda seyredebilirdiniz.

    memleketin en "faşist"i bile şimdilerde "ileri demokrasi" diye sayıklayan kolpalardan demokrat idi velhasıl.
  • mizah yapılırdı, üstüne mizahı yapılan siyasiler de mizahı yapan kişiyi bizzat arayıp tebrik ederdi.
  • bayrak asmalar, yüksek sesli hoparlör le gezen propaganda araçları gibi israf yoktu. seçimleri yüksek kibir sahibi olmayan siyasilerin tv açık oturumları ile izlerdik. sansür ve ambargo var şimdi..
  • karnelerle gecen yillar...

    evet, donem sonlari.

    eveet.

    karnelerle ekmek kuyrugunda beklerdik, dusun bak bir donem okuyosun tek bir ekmek icin.
  • eskiden atatürk'e bırak hakareti eleştiri bile olmazdı. çünkü ülkenin kurucusuna saygı vardı. 23 nisanlar 19 mayıslar müthiş coşkulu geçerdi. ne bilim babam asgari ücret ile hem kira verip hem ev geçindiriyodu. ayda bir defa pirzola yerdik ama mutluyduk be.

    90'lı yıllar mesela türk popunun zirve yaptığı yıllardı. tempralar , mazda 323 ler , hakan peker , turuncu telefon kulübeleri ve cüzdanımızda jeton, windows 98 , kıyıda köşede buluşmalar , onun sadece elini tutmakla yetinmek ve duygu. herşey eskilerde kaldı. bunları hatırladıkça boğazım düğümleniyor , içime bir ürperti giriyor ve erkek olmama rağmen eskileri hatırladıkça hüngür hüngür ağlayasım geliyor.