şükela:  tümü | bugün
  • öncelikle: eğleniyor muyuz gençler?

    öğretmenler günününde yazdığım bu yazıyı başta kardeşim olmak üzere saygıdeğer öğretmenlerime armağan ediyorum.

    "ekşici" şeklinde ve genelleme ifadesi olarak başlık açma sebebim karakter sınırıdır. "genellikle ekşi yazarlarının" ifadesi sığmamıştır.

    ayrıca bu yazımı değiştirmemek koşulu ile diğer web sitelerinin yayınlamasında sakınca görmüyorum.

    tanım: bütün ekşi yazarlarını kapsamayan fakat sözlüğün %99'una * hitap eden başlıktır.

    (bkz: sıkı tutunun başlayalım)

    ekşi yazarlarına dikkat edin. her konuda görüş ayrılıklarına düşerler ama öğretmenlerimiz hakkında nedense en yobazı ile en seküleri aynı masada bezirgan sırıtışları ve ağzından akan salyalarıyla buluşur. öğretmenin tatilini eleştirirler, aldığı komik maaşı eleştirirler vs.vs...

    sorularla tek tek irdeliyoruz:

    1. öğretmen neden yüksek maaş almalıdır? * *

    çünkü öğretmen varoş olmamalıdır. varlığa doygun ve kendini gerçekleştirmiş olmalıdır. öğretmen halkın kalitesini artırabilecek tek meslektir. bu meslekte halk inşa edilir. eğer öğretmen varoş olursa görgüsünü bir varoştan görüp yetişecek çocuk da varoş olur, halk varoş olur. öğretmeni derste iddia kuponu doldurmaya iten bu sistemle yetişen çocuklarla yol alamayız.

    hanginiz çocuklarını hergün kahvehaneye göndermek ister? kusura bakmayın ama öğretmenler yavaş yavaş varoşlaşmaya başladı bile. üstelik en önce özel sektör öğretmenleri başladı buna, --> istemsizce. evet, özellikle özel sektörde çalışan öğretmenler fazlasıyla arabesk. kendi deyimleriyle hayatın tokadını yedikleri her hallerinden belli. içerden çürümüşler ve bunu hissediyorsunuz. emirle yüzleri güldürülmüş fakat gözlerinin güldüğünü kimse söyleyemez.

    öğretmen tiyatroya, sinemaya gidebilmeli. ülkeleri, müzeleri, bilim merkezlerini gezip zihnini güçlendirmeli ki çocuklara "ben şuraya gittim burada bunu gördüm" diyebilmeli. çocukların ufkunu açabilmeli.

    ancak bizim ülkemizde öğretmen, evini geçindirme sorunlarıyla boğuşurken bir de çocukların saygısız davranışları eklenince sinirli bir insan olup çıkıyor. sonra soruyorsunuz "hiç gülmez mi bu öğretmenin yüzü ne kadar gudubet bir insan" tabi gülmez... güldüğünü gördüğün anda tepesine çıkarsın ve bunu o da biliyor.

    dünya çapında ülkelere göre alınan ücret:
    en çok maaş veren 12 ülke (endişe etmeyin türkiye yok)
    dünya ve türkiye kıyaslaması

    diğer ülkelere bakınca geçim derdine düşen öğretmenlerden başarı beklemek, güler yüz beklemek, iş sevgisi beklemek yersizdir.

    2. öğretmen neden yaz tatili yapmalıdır?

    öğretmenler türkiye'de çalışan memurlar içinde işini aksatmadan yapan tek kesimdir.

    hergün 6 saat dersine girer 40 dakika boyunca dersini yapar çıkar. "banim bı hoca vordı dersde şöyle yabardı!" ile gelmeyin. bunlar %1, ha varsa öyle hocan ağlama buraya git ihbar et... fakat memur isterse evinde yapar, isterse istediği an molasını verir, rutin işleri 30 günde yapma esnekliği vardır.

    türk öğretmenlerin çalışma temposu inanılmaz yoğundur. çünkü devlet yeni öğretmen atamak yerine olan öğretmenleri sonuna kadar kullanır.

    öğretmenler eğer yaz aylarında tatil yapmazlarsa yoğun çalışmadan dolayı psikolojik sorunlar başgösterir.

    türk öğretmenlerin diğer türk memurlardan sadece 21 gün fazla tatil yapması
    dünyada öğretmenlerin çalışma saatleri

    evet şu çalışma saatinde 1816 saat çalışan türk öğretmenine yani tatilini fazla bulduğunuz öğretmene az çalışıyor diyorsunuz.

    pekii 1659 saat çalışan hollandalı öğretmenlere küfür edebiliyor musunuz? sıkıysa edin arkadaşlar. o avrupalı yöneticiler öğretmene edilen küfürün faturasını sizden çok güzel çıkarır...

    3. bu kadar az maaşa ve bu kadar yoğun çalışmaya rağmen öğretmene olan nefretin gerçek sebebi ne olabilir?

    a- atatürk'ün öğretmenleri her fırsatta övmesi.
    b- öğretmenlerin toplumu aydınlığa ulaştırması.
    c- topluma zarar vermek isteyenlerin nereden başlayacağını çok iyi bilmesi.
    d- aklına başka şık gelen varsa entrylerde belirtebilir.

    size net birşey söyleyebilirim. eğer ülkeyi yönetiyor olsaydım öğretmene ve doktora yapılan hakareti, aşağılamayı, zarar verici davranışı en ağır şekilde cezalandırırdım. çünkü bu insanlar ülkenin yürütücü gücüdür. bu insanlar devletin halka tezahürüdür. eğer bu insanlara bir hakaret gelirse hakaret devlete gelmiş demektir.

    4. ülkemizde öğretmenler neden bu kadar çok eziliyor?

    bir amirin, çocuklarının önünde öğretmen azarlayıp kalp krizinden ölmesine sebep olduğunu, elini nasıl kana buladığını hepimiz gördük. üstelik bu öğretmen son derece başarılıydı.

    anadolu insanı okumayı, kafa yormayı sevmiyor. öğretmenin görevi de zeki olduğu iddia edilen anadolu insanının zihnini çalıştırmak olunca pek tabiki sevilmiyor.

    bakın şu büyük bir yalandır: "zeki ama çalışmıyor" yok öyle bir dünya... bir insan ancak embesil olduğu için çalışmaz. muhtemelen öğretmenlerin veliyi üzgün göndermemek için söylediği bir yalandır diye düşünüyorum.

    5. %99 un içinde olan tipik * ekşi sözlük yazarlarını gömüyoruz:

    kusura bakmayın ama avrupa zihniyeti ile baktığım zaman asıl avrupa'ya alınmaması gereken zihniyet: düşüncesinde ve olayların sebeplerinde derinleşemeyen, "ben oldum artık ya si*tir olup gidecem bu ülkeden" şeklinde kendine yüksek not verecek cürete sahip ekşi sözlük yazarlarıdır.

    ya kardeş sen si*tir olup gitmesen de başarı göstersen keşke, bizzat gitmen yerine avrupa'dan seni çağırsalar daha iyi olmaz mı? sen gidip avrupa'da çırak ya da sokak temizleyicisi ya da pompacı ya da garson olacaksın yakışır mı sana? ama neden yakışmasın? adam sonuçta ülkesindeki olayları okumayı bilmeden, hayat hakkında hiçbir çıkarım yapamamış boşlukta bir canlı. eline verdikleri yarı cahil diploması * ile kendini ulaşılamaz varlık zannediyor. halbuki o diploma profesörlerin kapısında 2 saat 35 dakika boyunca dilenmek için bekledikten sonra ıslak gözlerinin hatrına eline verildi. aslında üniversite ona göre, çimlerde gitar çalan arkadaşına en yakın oturup ritimle sallanmaktı. nereden çıktı bu dersler? üniversitenin asıl amacı neydi?

    şimdi gerçekten si*tir ol git.

    neden biliyor musun?

    bize; kültürünü satmayacak, en ufak darbede yıkılmayacak, kendinden emin şekilde inandığı değeri kovalayan, başarılarına tutunan, dünyaya ve türkiye'ye gelmesinde bir sebep arayan ve kendisine yüklenen misyonun farkında olan, korkusuz insanlar lazım. araplaşmaya dönük bir insan = avrupalılaşmaya dönük insan = karaktersiz insan. senin kültürün yok mu geri zekalı?

    siz ekşici piçler: oyunları muhtemelen easy modunda oynayan narin zavallılarsınız. alın size hard bir hayat, çıkın bakalım işin içinden. ha ağlayacaksanız oynamayalım ama ! veya steam'den indirdiğiniz oyunları easy modunda oynayama devam edebilirsiniz.

    hadi dönün oyununuza, siyasetçilerinizi çekiştirin, herkes bir taraf olsun, herkes bir futbol takımı tutsun, eğlenmenize bakın. herkes karşısındaki siyasetçiye ve takıma küfürler etsin. klavyeden ülkenizi kurtarmaya devam edin. kadınlar ve erkekler hakkında başlık açıp ezilmişliğinizden kaynaklı karşılıklı nefretinizi kusmaya devam edin.

    kısaca: devam edin "hayat" adını verdiğiniz tiyatrodaki rollerinizi oynamaya. ben seyirci bölümünde oturdum sizleri izliyorum. ve evet çok b*ktan bir oyun.

    dipnot: lütfen cahil cahil "ama bizim şöyle hocamız vardı" şeklinede girmeyin. istisna ve sorunlu insanlar bütün ülkelerde var üstelik en az türkiye'de var diyebilirim. varsa öyle bir hocanız embesil gibi genellemeyle uğraşmaz defolup gider şikayetinizi yaparsınız. bir öğretmenin davranışını bütün öğretmenlerimize giydirmeyiniz, hepimizin çok kıymetli öğretmenleri olmuştur.
  • türkiye’de eğitim görmüş
    birisi öğretmenleri nasıl sevebilir ki?

    tamam aralarında değerli insanlar çok nadir de olsa var da; bizi öğrenmekten, bilgi sevgisinden tiksindiren kişiler doktorlar mıdır, avukatlar mıdır?
  • aynen katılıyorum. öğretmenliğe eskisi gibi hak ettiği değeri hem maddi hem manevi olarak vermek gerekir ki medeni bir ülke olabilelim.
  • muhtemelen çok fazla tatil yapmaları. gördüğüm nefret dolu entryler genelde "tatil..." diye başlıyor.
  • çoğu işsiz ya da düşük maaşlı ve ezik olduğu halde, havalı beyaz yakalı kılığına girmiş sosyal medya zavallıları olduğundan.
  • sevgisizlik ve özgüven eksikliğidir. bu kişilerin çocukluğuna inerseniz fazlasıyla ezilmiş, örselenmiş bir insanın hikayesine rastlayabilirsiniz.
  • hangi öğretmenimi seveyim ,
    sübyancı ilkokul öğretmeni mi mi?
    sureyi, tecvitsiz okuduk diye tahta cetvelle sıra dayağına çeken din kültürü öğretmenini mi ?
    tuvalete gitmem gerektiğinde sevgilimle buluşacağımı düşünüp beni idareye şikayet eden,10 kişiyi toplayıp beni tuvalete basmaya gelen rehber öğretmenimi mi ?( çok yazık oldu, eli boş döndü . şimdi olsa sevişirdim.bir çocuğun yapmadığı birşey için utanması ne kötü!)
    ne hikayeler, ne tramvalar var.
    anadolu lisesinde okurken , kız çocuklarının sorularını cevaplamayan, cüppeli ahmet hoca hayranı fizik öğretmenimi seveyim mi ?
    ne yapmamam gerektiğini de öğrendim.
    ne güzel öğretmenlerimde oldu oysa benim.
    1 sene boyunca evim uzak diye yolunu uzatıp okula taşıyan, klasik müzik kasetlerinden bana demeçler hazırlayan, öğreten..
    her hafta cebinden parasıyla kitap hediye eden öğretmenlerim..
    harika olmasamda 'sen ne harikasın ' diyen.
    benim yaşadığım kötü deneyimlerden farklı bir eğitim dünyası düşlüyorum.
    çocuklara test çözün,kitap okumayın denilmesin.
    bu yüzden sınıfın önünde rezil edilmesin.
    ufku açık insanlar olsunlar. doğrusunu yanlışını bulmayı başaran, özgüvenli insanlar.
    resim yapan öğrenciye' bunlar senin hayatını kurtarmaz' denilmesin mesela.
    küçük yaşta; dinle, onla bunla korkutulmasın.
    öğretmen olmak büyük, çok büyük sorumluluk,parayla pulla olacak şey değil.
    en önemli meslek öğretmenlik, en büyük şans öğretmen.
    bu şansın farkında olabilenlerlere ne mutlu!
    günleri kutlu olsun ,
    öğrencileri iyiki desinler...
  • ara ara öğretmenlere, ara ara hekimlere, araya sos olsun diye mühendislere, avukatlara giydiriliyor bol bol.

    ateş olmayan yerden duman çıkmaz evet. yalnız çoğunluğun kaçırdığı husus da şudur. bir ulusun organizasyonunda teknik ve etik normlar söz konusu mesleğin, kurumun mevcut olmasını elzem kılmış standartları yakalayamazsa bu zincirleme, kanser gibi yayılacaktır ve sosyal yaşamda bir karşılığı olacaktır.

    uzun lafın kısası teknik ve etik hususunda genel bir insan kalitesi düşüklüğü vardır, doğrudur. taksicilerin orospu çocuğu olması, kargocuların göt oğlanı olması, doktorların, mühendislerin ezik olması ve koyunun olmadığı yerde abdurrahman çelebi şovuna koşması veya avukatların bağrı açık nargile kafede oturup oradan duruşmaya gitmesi vs vs gibi çıkışlarla mevcut yarayı kaşıyabiliriz. olumlu yanı aksayan tarafların bir kuruntu değil kolektif bir gerçekliğe dokunduğunu görmek, göstermektir.

    yalnız mesele piç hekim, dolandırıcı avukat, köylü öğretmen, haybeci mühendis meselesi değil ulusal bazda insanlık standartlarında ısrarla en dibe eğilim gösteren grafiktir.
  • çoğu eksicinin incisozluk denilen bok çukurundan gelen sümüklü ortaokul bebesi veya sivilceli liseli ergen olmasından kaynaklanıyor tahminimce. sabah okulda "hocam sozluden 100 verirseniz geçiyorum" diye zırlar, olumsuz yanit alınca "ulan varya görürsün sen" diye okuldan dönünce ekside hönkürür.
  • verdikleri leş eğitim sebebiyle olabilir mi ? çoğu egoist, ayrımcı, karaktersiz ve yetersiz kişilerden oluşuyor çünkü. he öğretmenler bok, öğrenciler veliler çok mu düzgün? tabiki hayır, hepimiz okullarda öğrenci profilini gördük, veli terörüyle ilgili bir sürü başlık açıldı. ama ilkokulundan lisesine, üniversitesinden lisans üstüne kadar öğretmen sıfatıyla çalışan çoğu kişi o sıfatı haketmiyor.

    e:imla