şükela:  tümü | bugün
  • sözlükte film başlıklarını bıkıp usanmadan okuyan biri olarak yapılan yorumlar ya da kullanılan ifadeler üzerine bir derleme yapmak istiyordum, ilgili bir başlık bulamadım varsa taşımaya razıyım. aklıma geldikçe ilaveler yaparım.

    1) kamera açıları

    trigonometri bilmeyen film eleştiremez sananlar. değil. bu ifade son zamanlarda yaygınlaştı ama komik. bu arkadaşlar sinemanın ne olduğu konusunda sınırlı bilgiye sahip. film başlıklarında yapılan yorumlarda aslında sadece plot'a takılıp kalıyorlar. başlığı okuyunca nasıl dandik bir filmi beğendiklerini, ya da gayet iyi bir filmi anlamadıklarını görüp bozuluyorlar. plot dışında şeylerle de ilgileniyorum demenin yolu, kamera açıları ifadesini kullanmak. kamera açıları iyiydi (ablanın kıçı güzeldi), kamera açılarını beğenmedim (filmi anlamadım vs.)

    2) filmlere not verenler

    sözlüğün roger ebert 'leri. hepimiz (çoğumuz) bunu yaparız. ama bunu film yorumunun sonuna yazmanın ne kadar salakça durduğunu farkedemeyen çok arkadaş var. çağın hastalığı, dünya etrafımızda dönüyor sanıyoruz. aynı adamlar deprem olduğunda hissettiğini, vahim bir olay olduğunda taziyelerini, yıldönümlerinde kutlamalar gibi basın açıklamalarını sözlük üzerinden yapıyorlar. notlara dönersek, herkesin kriteri farklıdır. eva green 'in oynadığı film benim için 7'den başlar da marvel filminin en iyisi 5 alır, tamamen subjektif. (paradoks oldu arada ama anladınız) güldürmeyin kendinize.

    3) izlediği filmi bulmaca sananlar

    sixth sense ilk aklan gelen ünlü twist olsa da bu arkadaşların çoğu lost'tan miras. sanıyor ki insan filmi sonunu tahmin etmek için izler. doğru tahmin ettiyse övünür, kolay tahmin ettiyse filmi beğenmez. sonunu bildiğimiz ya da sonun baştan gösteren filmlerin niye çevrdilğini asla anlayamayacaklar. i see dead people, evet.

    4)çok güldüm çok iyi film/hiç gülmedim çok kötü film

    muhtemelen çoğu insana komik gelmeyecek şeylere gülmüşsündür ya da esprileri anlamamışsındır ama konu o değil, bu işler subjektif. bunlar fayda insanları, bir filme 20 lira verdiyse parasını çıkarmak için sonuna kadar gülmesi gerektiğine inanır. korsan izlediyse her türlü kardadır.

    5) yarısında çıkanlar

    bunlar filmleri genelde 15 inç monitörden izlerler. utanmadan da izledim derler, üstüne bir de yorum yaparlar. bir filmin büyük bir ekranda, iyi bir ses sistemiyle izlenmezse eksik kalacağını bilmez. hatta genelde elindeki telefonla oynaştığı için bütünlüğü de kaçırırlar. tabi beğenmeyince, sarmayınca kapatıp başka filmi açmak kadar normal birşey yok.

    6) beklentiyi düşürenler

    genelde mütevazi arkadaşlardır. dandik sıradan bir filmi bile iki boktan espri hatrına çok beğenirler. film başlığına gelip de filmin çok kötü olduğunu okuyunca, aslında o kadar da kötü değil beklentiyi düşürürseniz deyip kendilerine teselli çıkarmaya çalışırlar. halbuki beklentiyi düşürürseniz sifonu çekmeden klozeti de beğenerek izleyebilirsiniz, beklentiyi ne kadar düşürdüğünüze bakar.

    7) filmleri belgesel sananlar

    eski kuşaklarda daha çok vardı ama yenilerde de rastlanıyor. eğer gerçek hayattan esinlenen bir yapımsa en ufak adaptasyonu, değişikliği kabul edemiyorlar. kahraman gerçekte hangi gömleği giydiyse aynısını giyecek. karaktere farklı yorum, atlanan unsurlar, alternatif hikaye ya da daha çok unsuru dahil edebilmek için kronolojiyle oynanmasını kabul edemezler.

    bunların başka versiyonu da ne kadar mantıksız olursa olsun beğendikleri bir bilim kurgu ya da farklı kurguyu mümkün görenler. sorsan paralel evrenler, zamanda yolculuk vs. hepsi lise ders kitaplarına girecek kadar tartışmasız bilimsel gerçeklerdir.

    8) recep ivedik benchmarkı

    ilk 3 gün biz de rezilliğin benchmarkı yaptık ama sonra bozdu. recep ivedik'i benchmark yaparak klozetteki görüntüyü bile makul gösterebilirsiniz. bkz. madde 6.
    hele bir filmi basit ve yüzeysel bulanlara git recep ivedik izle demek nasıl bir kafanın ürünü anlaşılmaz.

    9) nbc (fular) eşiği

    eleştiri dünyasının en önemli eşiğidir. bir nbc filmini sıkılmadan, sıkılsa da sabrederek tamamlamayı 40 günlük inziva ile nefsini terbiyeye denk görenler var. zorlamayın arkadaşlar sevmiyorsanız sevmiyorsunuzdur. bok atmayın yeter. herkes her kareden her diyalogdan aynı lezzeti almayacak. nbc veya benzer yönetmenleri daha iyi hazmetmek için sadece film izlemek yetmeyecektir, hayat görüşünde değişiklikler gerekir. şart da değildir. ama kendi yüzeyselliğinizi bayrak gibi sallayarak fular mular coşmayın. gidin marvel izleyin.

    10) senaryoyu beğenmeyenler/beğenenler

    bu ifadeyi hakkıyla kullanan az sayıda yazar var. ancak çoğunun senaryodan anladığı plot, hikaye. birebir aynı hikayenin çok farklı iki senaryo ile bambaşka iki filme dönüşebileceğini anlamazlar. anlatmak da nafile sanırım.

    11) külyutmazlar

    bu arkadaşlar filmde bir unsur gördükleri zaman propaganda olduğunu hemen anlar. hele hele bir abd bayrağı varsa kesin amerikan propagandasıdır. film tamamen savaş karşıtı ellerden çıkmış, bu konuda kült olmuş olabilir ama bu arkadaşlar külyutmaz. keza din karşıtı olduğunu iddia eden bir filmde haç görürseler bu defa hıristiyanlık propagandası vardır. bir grup yahudinin hamile bir kadını taşladığı bir film için (bkz: the physician) yahudi propagandası yapıyor diyen gördüm.

    12) günah çıkaranlar

    bir önceki maddenin kardeşleri.
    hasbelkader propaganda teorisine aykırı bir tablo varsa, ilgili unsurlar (amerika, hıristiyanlık, yahudiler vs.) günah çıkarıyordur. yönetmen doğuştan beri karşı kampta yer almış vs. önemli değil. sinema dünyası bir bütündür ve bir grubun rezilliklerini gösteriyorsa günah çıkarıyordur.

    devam edecek...
  • ikinci bölümde (çoğu) daha ciddi eleştiri klişelerini masaya yatıracağım.

    13) karakterler derinlemesine işlenmemiş

    karakterlerin menemeni soğanlı mı soğansız mı yediği genellikle bir filmin cevap aradığı soruların başında gelmiyor. bu çok iddialı yorum, yerli yersiz kullanılıyor. bazı filmlerde karakter, prototipleri, klişeleri temsil ediyor. bunların motivasyonları, çocuklukları vs. her zaman önemli değil. hele ki karakter bir dönüşüm geçirmiyorsa, film insanları değil olguları merkeze alıyorsa, karakterleri derinlemesine bilmemize gerek yok. bu biraz kamera açıları eleştirisi gibi oluyor, yapmayın.

    14) bir mementodeğil ya da nolan çok bozdu insanları

    evet ilk siz keşfetmiştiniz, aranızdaki bağ özeldi, babasından isteyip yuva kuracaktınız ama gitti kitlelere mal oldu. o artık orta malı. artık her filmini kötülemek farz. nolan'ı örnek aldım ama bir çok yönetmen/oyuncu için geçerli. her film başyapıt olmaz. bazı filmleri gişeyi bile düşünmeden kendi sanatsal zevkleri için çekiyorlar ve herkese hitap etmeyebilir. bazıları da sizin sövdüğünüz kadar kötü değil, siz hasetsiniz.
    bunlar devam filmlerinden de istisnasız nefret eder.

    15) nolan yapmış abi

    bir üstteki maddenin tersi bunlar. "bilmemkim 31 çekse izlerim." o kadar seviyorsan 31'e mahkum bırakmazsın zaten. adam kendi tiksinmiş yaptığı filmden bunlar nasıl öveceğini şaşırıyor. bir yönetmenin/oyuncunun her filmi iyi ya da kötü olacak diye bir kural yok, (bkz: sibel kekilli), nasıl bozdu zamanla...
    dandik devam filmleri bu tipleri sömürmek için çevrilir ve hedefine ulaşır.

    16) kitabı çok daha iyi sakın izlemeyin insanları

    kitapla filmleri kıyaslama işini ben de senelerce yaptım. bir gün aydınlandım ve bunların kıyaslanamayacağını anladım. kitapları kitaplarla, filmleri filmlerle kıyaslayalım. elbet bazı yönetmenler bazı kitapların atmosferini, duygularını filmlerine çok başarılı şekilde taşıyorlar. akademinin en iyi uyarlama senaryo ödülü var ama film filmdir, kitap da kitap.

    (devam edecek)