şükela:  tümü | bugün
  • el apóstata /ayrık otu (2015)
    süre: 80 dk
    yönetmen: federico veiroj
    senaryo: gonzalo delgado, álvaro ogalla, nicolás saad
    ülke: ispanya, fransa, uruguay
    tür: komedi
    vizyon tarihi:01 ekim 2015 (uruguay)
    dil: ispanyolca
    web sitesi:resmi site [spain]
    çekim yeri:madrid, ispanya
    kelimeler:inanç, kuşku, katoliklik, devamı...
    nam-ı diğer: the apostate
    oyuncular: álvaro ogalla ,marta larralde, bárbara lennie, vicky peña, juan calot
    alt yazı çevirmeni: yusuf özyol
    özet
    dinden çıkmak ne kadar zor olabilir? ispanyol bir adamın katolik kilisesi’yle olan akıl almaz imtihanı…
    madrid’in kozmopolit atmosferine şehirdeki kiliselerin oluşturduğu tezattan bir insan sureti yaratılacak olsaydı ismi herhalde gonzalo tamayo olurdu. gonzalo kuzenine âşık, babasının ayak işleriyle oradan oraya koşturmaktan bıkmış, tek bir ders yüzünden üniversiteden bir türlü mezun olamayan bir felsefe öğrencisidir. çevresindeki insanların dayatmalarından sıyrılarak ipleri eline almak için kendi tarihini değiştirmeye karar verir ve bebekken ona sorulmadan yapılan vaftizle kaydolduğu katolik kilisesi defterlerinden kaydını sildirmek için başvurur. ancak bu beklediğinden çok daha zorlu bir sınav olacaktır. gonzalo’yu doğal bir oyunculukla canlandıran alvaro ogalla ve filmin yönetmeni federico veiroj’un birlikte kaleme aldıkları bu eğlenceli absürt komedi, buñuel sürrealizmine benzerliğiyle dikkat çekiyor.
    filmden

    size nasıl yardımcı olabilirim?
    bir vaftiz edilme belgesine ihtiyacım var.
    burada mı vaftiz edildiniz?
    evet, sizin tarafınızdan.
    ilk komünyonum da buradaydı.
    ne zaman vaftiz edildiğinizi hatırlıyor musunuz?
    eylül 1978'de.
    öyleyse kaydı burada olmalı.
    defterlerde.
    adın ne oğlum?
    tamayo.
    gonzalo tamayo.
    ernesto tamayo ve carmen santamarina'nın oğlu mu?
    evet.
    adı, soyadı gonzalo tomayo
    neden vaftiz edilme belgesine ihtiyacınız var?
    dinden ayrılmak için.
    sevgili javi, sonunda işlemlere başladım.
    vaftiz edilme belgemi almak için kiliseye uğradım.
    **
    sana anlatacak çok şeyim var.
    dinden ayrılmaya karar verdiğimden beri kontrol edemediğim bir sürü şey yaşanıyor.
    **
    "moriel biraz kederliydi.”
    "artık talihsizliklere göğüs gerecek gücü kalmamıştı ve olaylara alaycı yaklaşımı yavaşça aldığı her yeni darbede büyüyen batıl bir korkuya dönüştü.”
    "yozlaşma yenilmezdi ve o nesli yok etmek, ikna etmekten daha kolay görünüyordu.”
    **
    -ben piskopos jorge.
    günaydın.
    -günaydın.
    görevli bana dinden ayrılmak istediğini söyledi.
    evet.
    başvuru ve vaftiz edilme belgesi yanımda.
    -acelen mi var?
    -şu anda mı?
    hayır, özellikle yok.
    geleneksel olarak dinden ayrılma işlemi bir eylemle gerçekleşirdi.
    sembolik bir eylem.
    dinden ayrılmak isteyen kişi katolik inancından ayrılma kararını sunağın önünde dile getirirdi.
    daha sonra sunağa bakarak kiliseden geri geri yürüyerek çıkması gerekirdi.
    güzelmiş.
    -bir tane al.
    -hayır, teşekkürler.
    ben söylesene, neden bunu yapmak istiyorsun?
    -birçok neden var.
    -neler olduğunu bana anlatabilirsin.
    ailem beni yanlış yola sevk etti.
    seçme şansım yoktu.
    -vaftiz olmam istemsiz bir şeydi.
    -doğal olarak, benimki de öyleydi.
    aldığım katolik eğitiminin bana hiçbir faydası olmadı.
    bana öğrettikleri birçok şey zarar vericiydi.
    neler?
    öğrendiğin maneviyat neden zarar verici olsun ki?
    konu hiçbir zaman maneviyat olmadı.
    daha çok batıl inançlarla bizi korkutmakla, nedenlerden ziyade kontrol etmekle ilgiliydi.
    ve dogmalar, tek tanrıcılık, her şeyin belirli bir şekilde yaşandığı fikri de var.
    dünyayı anlamanın doğal olmayan bir yolu gibi görünüyor ve bu bana hiç yer bırakmıyor.
    başka şeyler de var.
    mesela tanrı sana fakir olmanı emrediyorsa nasıl zengin olabilirsin ki?
    hepimiz bize verilenlere sahibiz oğlum.
    şüphelerin seni hoşnutsuzluğa itmiş.
    bu çok normal.
    çok inançlı insanlar da şüphe ettiler.
    meraklanman iyi bir şey ama nefretin, kelimelerle tedavi edilen bir illet olduğunu unutuyorsun.
    aziz ıgnatius'un da dediği gibi, "ın dubiis non est agendum.”
    -"şüpheli durumlarda harekete geçme.”
    -harekete geçme.
    şüphe, -keder -evet, anlıyorum.
    ama tüm bunlara nasıl inanacağımı bilmiyorum.
    kinci, şüpheci bir tanrı bir yana gonzalo, sana nasihat etmeme izin ver.
    iyi bir hristiyan olacaksın.
    aziz augustinus da tıpkı senin gibiydi.
    ve tanrı'nın ilhamı, onu kilisemizin babalarından birine dönüştürdü.
    sen de tanrı'nın sesini duyacak ve dine döneceksin.
    şimdi nefret ettiklerini seveceksin.
    soyluları, insanların çabalarının koruyucularını ve iyi adabın örneklerini seveceksin.
    kralları, tanrı'nın yeryüzündeki yasaları uygulayan suretlerini ve papazları, iyi öğretiler öğreten ve dertlilere derman olan zavallı, mütevazı varlıkları seveceksin.
    dediğiniz gibi olsaydı ve amaçları insanları sömürmek olmasaydı onları severdim peder.
    ama ne olduğunu teşhis edemediğim bir şeyin parçası olmaya devam etmek doğru gelmiyor.
    sence papa'nın beni tamamen temsil ettiğini hissediyor muyum?
    başkan'ın seni temsil ettiğini hissediyor musun?
    -peki kral'ın?
    -hayır, hem de hiç.
    peki bu yüzden ispanyol olmayı bırakıyor musun?
    bundan şüpheliyim.
    öyleyse söyle, neyin seni temsil ettiğini hissedersin?
    -kendimin.
    -elbette.
    peki söylesene, annene anlattın mı?
    anneme mi?
    hayır, hâlâ bilmiyor.
    anlıyorum.
    peki sürece devam etmek istiyor musun?
    evet, vaftiz kayıtlarımın ve buradaki tüm kayıtlarımın silinmesini istiyorum.
    merak etme gonzalo.
    defterde bir düzenleme yaparız.
    harika.
    sonra ne olacak?
    başpiskoposluktan mektubu beklemen gerekiyor.
    ama siz yapamaz mısınız hayır, sen belgelerini ibraz et ve mektubu bize verdiğin adrese göndereceğiz.
    işlemi şuradan başlatacaksın.
    **
    profesör?
    profesör! bak tamayo, felsefe yapmak klasiklere istediğini söyletmek değildir.
    mutlak gerçekler vardır! öyleyse neden düşünüyoruz?
    yunanlar için yalnızca bir günah vardı.
    abartı, kibir.
    insanlar sıradanlığın, doğal hâlleri olduğunu kabul etmelidir.
    her şeyin içinde hep gizli bir anlam yok mudur?
    bildiğin gibi bunu derinlemesine tartışmak adına seni önümüzdeki sene derslerime tekrar katılman için davet ettim.
    "mağara putları.”
    "cahilin cüreti büyüktür.”
    **
    nedir bu?
    neden vaftiz edilme belgesine ihtiyacın var?
    -evleniyor musun?
    -hayır! dinden ayrılacağım.
    istatistiklerine dâhil olmak istemiyorum, anlıyor musun?
    bak, okulu bitir.
    bir şeyi bitir.
    bu saçmalığı unut.
    saçmalık değil.
    isimlerimiz ellerinde.
    ve bizi kullanıyorlar.
    bana katılmak ister misin?
    ilk zorlukta pes edeceksin.
    saçmalık ne biliyor musun?
    karşılayamayacağın bir daire almak ve parasını ödemek ve karnını doyurmak için carlos adında bir adama şantaj yapmak.
    **
    sonunda hamile kalmak, bembeyaz bir düğün yaptırmak ve çocuklarını katolik okuluna götürmek isteyen şu kızlardan biri olacaksın.
    ne yapıyorsun?
    istediğin kadar kalabilirsin, biliyorsun.
    pilar ne var biliyor musun?
    hâlâ zalim bir çocuksun.
    **

    "talebiniz konusunda 302. madde gereğince kararınızı tekrar değerlendirmek için başpiskoposluğa davet edildiniz.”
    merhaba gonza.
    "eğer müracaat sahibi dinî inancını terk etmekte kararlıysa tüm belgeleri ve iddialarını sunması için işlemden önce resmî bir görüşme olacaktır.”
    onlara her şeyi anlattım.
    bu insanlar ne istiyorlar?
    kim?
    dediğimi yaz.
    "ilk halk isyanlarına neden taşkınlık ve şiddetin eşlik ettiğini şimdi anlıyorum ve bundan doğan belirli suçların meşrulaştırılamaması -şimdi mantıklı geliyor.”
    -bekle "ve asırlık zorba yönetimler tarafından suistimal edilen sayısız varlığın tutkusunu anlıyorum.”
    o kadar çok gerdikten sonra halat koptuğunda neden şaşırıyorlar ki?
    her direnişin bir limitinin olduğunu ve her zulmün sonunda korkunç bir son yaşayacağını neden anlamıyorlar?
    **
    vaftiz kaydı güncel inançlarınızla ya da ibadet katılımınızla ilgili olmak zorunda değildir.
    -yani merak etmeyin.
    -merak etmeyeyim mi?
    ona böyle anlaşmadığımızı söyle, tamam mı?
    tamam mı?
    dinden ayrılan ispanya salon 107 ııı nüdist konferansı salon 109 şimdi bir temsilci için oy verelim.
    oy vermeliyiz.
    hadi.
    şimdi oy verelim ve şu işi halledelim.
    tüm cephelerden saldırmamız gerektiğinde ısrarcıyım.
    veri koruma kurumu üstünden yaparsak pek bir şey elde edemeyiz ama en azından kilise görevlileri bize cevap vermek zorunda kalırlar.
    ama öyle yaparsak hiçbir şey elde etmeyiz.
    bunu biliyoruz.
    gösterilere devam etmeliyiz.
    insanları teşvik etmenin tek yolu bu.
    evet, faaliyetlerimizden beri sayımız arttı.
    ama bence orada resmî temsilcimiz olarak biri olursa ve tüm süreç boyunca bizi temsil ederse neler olduğuna dair daha iyi bir fikrimiz olacaktır.
    pekâlâ, bu sürede gösterilere devam edeceğiz.
    şimdi ateist alayına gelelim.
    **
    büyükbaba, sana şarkı söyleyeyim mi?
    ona şarkı söyle.
    zavallı ihtiyar pısırık hasta ona ne vereceğiz?
    zavallı ihtiyar pısırık hasta ona ne vereceğiz?
    bir sopayla dayak atıp onu öldüreceğiz bir sopayla dayak atıp onu öldüreceğiz zavallı ihtiyar pısırık gerçekten de pısırık şeyine dokunur çünkü tamamen sönüktür parmağıyla onu dürter bir işe yaramayınca içlenir zavallı ihtiyar pısırık ölmek istiyor zavallı ihtiyar pısırık hasta ona ne vereceğiz?
    zavallı ihtiyar pısırık hasta ona ne vereceğiz?
    salyangoz suyu ve iyileşecek salyangoz suyu ve iyileşecek
    **
    sorun ne?
    köpekler.
    ne demek istiyorsun kıvırcık?
    şu köpekler "müracaat sahibi sizin elinizde bulunan bir kaydı bulana kadar sürece başlamamanızın çok çirkin olduğunu düşünüyorum.”
    "bence bunun tek nedeni süreci zorlaştırmak ve daha çok sayıda insanı vazgeçmeye teşvik etmek.”
    "kayıtları silmeyi reddetmenizi meşrulaştırmak için vaftiz defterinin bir veri tabanı olmadığını iddia ediyorsunuz.”
    "buna ilişkin olarak, başpiskoposluğa ziyaretimde piskopos jorge'nin kararımı, vaftiz defterine yazma olasılığından bahsettiğini söylemek isterim.”
    -bu koltuk dolu mu?
    -hayır, oturabilirsiniz.
    "yani sizin "tarihî olayların kaydını tutan bir defter" dediğiniz şey güncellenebilir gerçek bir veri tabanı.”
    "sonra havarilere dayanan bir misyonunuzun olduğunu söylüyorsunuz " -bunu benim için yukarı koyar mısınız?
    -"bahsettiğiniz mevcudiyeti kuşkulu doğaüstü bir varlığın dayattığı, kilise hukukunda derlenen yasal vasıtaları da olan bir misyon.”
    "bu hukuk, laikliği deklare edilmiş bir devletin anayasal metnine üstün gelmemelidir.”
    "kısacası vaftiz kaydım, beni paylaşmadığım bir inançlar sistemine dâhil ediyor ve beni paralel bir hukuk sistemine tabi kılıyor.”
    "ben yalnızca inancımı özgürce seçme hakkımı destekleyen anayasal hukuk sistemine tabiyim.”
    "şunu söylemeliyim ki katolik kilisesine dahlim, bana danışılmadan gerçekleşmişti.”
    "bu kurumun temel öğretilerini asla desteklemedim çünkü ataerkil ve kişiye özeller ve kurumun defalarca ona muazzam ayrıcalıklar sağlayan, eli kanlı, totaliter rejimlere bulaştığı herkesçe biliniyor.”
    "ayrıca vaftiz edilme belgemin güncel inançlarımla örtüşmek zorunda olmadığı iddianıza gelince üye sayısının size daha çok fayda sağladığını görüyorum ve bu yüzden üyelerin niteliklerine değer vermek yerine sayının fazlalığını ön planda tutuyorsunuz.”
    "birçokları tarafından açıkça itiraz edilmesine rağmen inançsızların kaydını tutmaya devam ettiğiniz göre belli ki tutarlılık ana endişelerinizden biri değil.”
    "tavrınız, size bir kez daha rahatsız edici bir süreçte hitap etmemle de ispatlanan ve gurur duyduğum tutarlılığımla çatışıyor.”
    "bu yüzden sizden talebimi kabul etmenizi ve özgürlüğümü ihlal eden bir kayıt oluşturduğu için elinizde bulunan bana ait tüm verileri silmenizi istiyorum.”
    son olarak bu mahkemeye şunu söylemek istiyorum.
    savaş ilan edilmiştir.
    **
    sorun ne anne?
    üzüldüğün şey bu değil.
    anlat bana, sorun ne?
    şu diğer saçmalık.
    dinden ayrılma.
    bununla eline ne geçecek?
    insanlar çok kötü gonzalo.
    ailenin haberi var.
    hepsi konuşuyorlar.
    ve sadece aile arasında da değil.
    -bu beni ilgilendirir anne.
    -hayır.
    seni ilgilendirmez.
    bunu babana, bana, kız kardeşine ve bebeğe de yapıyorsun.
    aile şerefimizi riske atıyorsun.
    ne demek istiyorsun?
    bize söyleme zahmetinde bile bulunmadın.
    herkesin önünde aptal gibi göründük.
    tabii, tek önemsediğin bu.
    bu seni nasıl etkiliyor?
    kişisel bir şey olduğunu görmüyor musun?
    benimle ilgili bilgileri bulundurmalarını istemiyorum, anlıyor musun?
    -ben adil olanı istiyorum.
    -adil mi?
    saçmalama.
    yalan söylüyorsun ve bizi bir heves için zor durumda bırakıyorsun.
    hepimizi.
    tüm yaptıklarını hoş gördük.
    ve şimdi dinden ayrılmak istiyorsun.
    çok bencilsin! asla başkalarını düşünmüyorsun! bunun doğru olmadığını biliyorsun.
    sakin ol.
    anne affet beni anne, üzgünüm.
    affet beni.
    gitmem gerekiyor.
    bir şeye ihtiyacın olursa bilemiyorum.
    biriyle konuşmaya ya da bir görüşme ayarlamaya ihtiyacın olursa bize söyle oğlum, tamam mı?
    tabii anne, teşekkürler.
    ***
    şarkı:
    çünkü yitik bir çocuğum var
    yitik bir çocuğum var
    tanrı bana yardım etmezse
    aklımı kaybedeceğim
    tanrı bana yardım etmezse
    aklımı kaybedeceğim
    hem bedenin hem ruhun acıyorsa
    benim de canım aynı şekilde yanıyor
    benim de canım aynı şekilde yanıyor
    benim de canım aynı şekilde yanıyor
    ***
    gonzalo tamayo?
    "madrid'de, bu tarihte bay tamayo'ya vaftiz edilme kayıtlarının silinmesi talebinin mahkeme tarafından reddedildiğini bildiririz.”
    "mahkeme bunu tarihî olayların kaydı olarak değerlendiriyor ve bir veri tabanı olmadığı da göz önünde bulundurulduğunda üzerinde değişiklik yapılamaz.”
    "bu kararın temyizi mümkün değildir ve dosya bu tarihte, 4321 numarasıyla kapanacaktır.”
    **
    piskopos jorge! piskopos! nasihatimi dinlemedin.
    tanrı ve kutsal kilisesi hakkında kötü konuşma huyunu bırakmadın.
    ne istiyorsunuz?
    rol yapamam.
    ben buyum.
    neden?
    zulüm mü gördün?
    evet.
    büyücülükten, masonluktan, zamparalıktan ve kim bilir daha nelerden! ve aykırılıktan! nerede olursan ol, yabancıların karşısında bile canın ne isterse söylüyorsun.
    bu korkunç zulmü hak edecek hiçbir şey yapmadım.
    oğlum, en büyük saygıyı ve itaati hak edenlerden bahsederken küfrettin.
    ne istersen onu düşün ama kendine sakla.
    medenileşmeli ve etrafındakileri olduğu gibi kabul etmelisin.
    mükemmel bir adam olabilirsin.
    teslim olmalısın.
    sana destek olmak ve ayağa kaldırmak için elimi uzatıyorum ama sen reddediyorsun.
    üzücü olayların yaşanmasına izin veriyor.
    böylece ilahî adaletini uygulayabilir.
    uyu şimdi oğlum.
    tüm kapılar yüzüme kapanıyor peder.
    ne yapabilirim?
    bazı sorunlar yalnızca onları çözümsüz bırakarak çözülebilir.
    **
    valencia yüksek mahkemesi'nden bir yargıç kilise kayıtlarındaki değişikliklere yasak getirdi.
    eminim duymuşsundur.
    veri tabanı olmadıklarını söylüyor.
    kilisenin eski iddiası artık laik bir mahkeme tarafından tasdik edildi.
    ne ülke ama! tıpkı benimki gibi tüm davalar sonuçsuz kaldı.
    bazı gruplar ateizm reklamı yaparak aforoz edilmeyi umuyorlar.
    ama ben o kalabalığa katılmıyorum çünkü ateist olmak
    epey züppece.
    ve bütün bu bekleme hevesimi kırdığı için de.
    **
    not göz açıp kapayıncaya kadar mutluluktan melankoliye geçerim.
    bugünlerde uzun zamandır sahip olmadığım bir zindelik hissiyle olayların üstesinden geliyorum.
    yaşananların temposu artsa da her şeyden daha eminim.
    kaosun keyifli günlerinin yaklaştığına eminim.