şükela:  tümü | bugün
  • kitapta olaylar genel olarak bir hapishane hücresinde biri devrimci biri escinsel iki kisi arasinda gecer
  • tavsiye edilebilecek, okuması keyifli bir kitap.

    edit: yine de sonlarda ağladığımı itiraf etmeliyim.
  • yazarin yazmaktan kendini alamadiği sayfalar süren çok aydinlatici dipnotlari olan okunmasi şart kitap.
  • arjantinli yazar manuel puig'in can yayınlarından çıkan ilk basımı 1986 yılında yapılan romanıdır. çevirisi nihal yeğinobalı tarafından yapılmıştır.
    romandaki iki kahramandan biri eşcinsel molina diğeri devrimci valantindir. bu ikilinin cezaevindeki dostluklarını ve dayanışmalarını akıcı samimi bir üslupla anlatıyor yazar..akıcı sade uslübundan hakkaten çok etkilendim ama kitap beni 218 inci sayfada hayal kırıklığına uğrattı.ben bu ikili arasındaki ilişkinin gerçek anlamda karşılıksız bir dostluk olduğuna o kadar inanmıştım ki o götürme sahnesiyle buz kestim, hiç beklemediğim bi anda gafil avlandım..yine de uslup bakımından gerçekten takdir edilmesi gerekir. sürükleyici.. samimi..hele molina nın anlattığı filmler...anlatış tarzı çok hoşuma gitti.tavsiye ederim arkadaşlar.
  • bir manuel puig şaheseri. kitaba karşı önceden duydukları bir takım yorumlar yüzünden önyargılı olanların, bu saçma önyargılarını kırıp mutlaka okuması gereken bir kitap her şeyden önce. işte o zaman yaşama farklı bir pencereden bakmanın, içlerine doldurduğu coşkuyu hissedicekler. belki müthiş bir üslupla film anlatan molina'yla bir atıcak kalpleri , onu sevicekler. ve belki valentin'de kendilerini görücekler. kimbilir?

    kitap baştan sona diyalog, rapor ve iç konuşmalarından ibaret. bu da okuyucunun pek alışık olmadığı bir şey aslında; ama okudukça yazarın tarzını benimsiyorsunuz. karakterlerle aranızda güçlü bir bağ oluştuğunu duyumsuyorsunuz. eserde eşcinselliğe ve genel anlamdaysa birey ve toplum psikolojisine yönelik ciddi çıkarsamalar da var. özellikle eşcinselliğin fiziki ve psikolojik kökenlerine, nasıl ortaya çıktığına ya da sonradan mı ortaya çıktığına dair güçlü bilgiler sunulmuş yazar tarafından. bunlar not tarzında okuyucuya veriliyor ki, karakter davranışlarının altında yatanlar kavranabilsin...

    aslında bir dostluk hikayesi. zorunlu olarak bir hapishane hücresinde kalmak durumunda bırakılmış biri gay, diğeri devrimci iki insanın yaşadıkları. valentin, molina'yı, molina'ysa valentin'i anlamıyor... ama zaman geçiyor, bir hücrede iki kişi. konuşmak, bir şeyler paylaşmak durumunda ki zaman geçsin.. aksini düşünmek bile imkansız. onlar da konuşuyorlar, molina valentin'e film anlatıyor, valentin kimi zaman sivri çıkışlarla monila'ya film hakkında ilginç yorum ve saptamalarda bulunuyor.

    kimi zaman küsüyorlar, kimi zaman barışıyorlar... kadınsı bir ruha sahip olan molina çoğu zaman valenti'ni kaba saba biri olarak görüyor... falan feşmekan derken, yavaş yavaş ortak yanlarında buluşuyorlar, aslında tüm zıtlık gibi görünen özelliklerine rağmen birbirini bütünleyici olduklarını kavrıyorlar... anlıcanız ilginç bir bağ oluşuyor aralarında.

    sonrası mı? sonrası kitapta...
  • çevirilememe azizliğine uğramış kitap (bkz: #13209027) .
  • ingilizce versiyonunda kitap boyunca artarak devam eden; olaylara bir de freud'un gozunden bakmamizi isteyen dipnotlar ortalara dogru dayanilmaz hale gelmistir. karakterlerin, sadece iki erkek, diyaloglarinda birbirlerine nadiren isimleriyle hitap etmeleri kimin ne dedigini ne anlattigini karistirmaya neden olur. manuel puigin sinemaya olan ilgisi kitaba da yansimis ve yer yer okuyucuyu biktiracak kadar olmustur. kitabin derin anlamini anlayamadan once konusma cizgilerini tek cift ayirarak karakterleri kafada oturtmak bence en mantiklisidir. italik yazilan metinlere dikkat etmekte fayda var. (bkz: demedi deme)
  • sıla gençoğlu'nun çok sevdiği bir kitaptır. tabii benim de. her erkeğin okuması gereken, bol diyaloglu, bol kasvetli, şahane bir kitap.