şükela:  tümü | bugün
  • meksika'nın tulum şehrinde bulunan piramit.
  • meksikalı sanatçı jorge méndez blake'nin 2007 yılında yarattığı tuğlalar ve bir adet franz kafka'nın şato romanından oluşan eseri.

    en son 13. istanbul bienali'nde görülmüştür. bienal rehberinde maria ines rodriguez'in sanatçı ve eser hakkındaki yorumu şöyledir: "jorge méndez blake’in yapıtlarına, sanatını biçimlendiren iki ilgi alanı arasındaki gerilim damgasını vuruyor: mimari ve edebiyat. sanatçının birçok enstalasyonunda karşımıza inşa etmeye yönelik bir ihtiyaca –hatta bir dürtüye- işaret eden yapılar çıkıyor. ilk bakışta sağlam gibi görünseler de, sanatçının yapıtlarındaki tuğla duvar veya bariyerlerin temeli veya bağlayıcı bileşeni yok, bu da görünürde kalıcı olanın geçiciliğine dair mecazlar üreten bir durum yaratıyor. içkin bir kırılganlığı gizleyen bu yapıların temelinde, her zaman dengeleyici ve denge bozucu etmenlerin çifte rolünü üstlenen bir veya daha fazla sayıda kitap yer alıyor. kitaplar yapıtın içinde aynı zamanda mimari ve edebiyat arasında dolambaçlı bir bağlantı da kuruyor: edebiyat (ve kitaplar) sadece fiziksel bir mekân olarak değil, farklı ve birbirinden uzak dünyalar arasında sanal bağlantılar kurulmasını mümkün kılan bir mekân olarak da kütüphaneye göndermede bulunuyor.

    şato [el castillo] (2007) adlı yapıtında méndez blake, franz kafka’nın 1922 tarihli aynı adlı romanını, bir odayı bir uçtan diğerine kesen tuğla bir setin en altına yerleştirerek, duvarın bünyesine bir yapısal zaaf unsuru zerk ediyor. tuğla setin kendisi ise yirminci yüzyıl latin amerika edebiyatının en saygın isimlerinden meksikalı yazar juan rulfo tarafından çekilen barda en guadalajara (1948) adlı fotoğrafı anımsatıyor.

    temel referans noktası kafka’nın şato’su olsa da, rulfo’ya yönelik dolaylı gönderme de nedensiz değil: rulfo’nun evreni kafka’nınkinden pek farklı değil, ikisi de saçmalık ve keyfiliğin hüküm sürdüğü, herhangi bir açıklaması olmayan sonsuz sürünceme halinin karakterlerin gelişimini sürekli sekteye uğrattığı dünyalar. kafka’nın evreninde şato, hem iktidarın mekânını, hem de kitabın kahramanı k.’nın içine düştüğü dünyanın gizemlerini çözecek bilginin mekânını temsil ediyor. méndez blake’in enstalasyonunda kitabın kendisi bir arzu nesnesi olmanın yanı sıra, bu bilgiye ulaşmanın hem potansiyeli hem de imkansızlığının temsili olarak bu konuma yerleşiyor."
hesabın var mı? giriş yap