şükela:  tümü | bugün
  • nacer khemir anladığım kadarıyla yaptığı filmlerde hep ucu açık, yoruma açık birşeyler bırakıyor. bab'aziz de bu yok pek. olayın tam sonunu getirmediği veya olayı gösterip açıklamasını yapmadığı yerler var ve bu işin doğası aslında çünkü filmleri tasavvufa dair. bu filmde de yine öyle şeyler var, kızın öğretmene yaptığı işaretleri o açıklamıyor mesela üstünde sizin düşünmeniz gerekiyor.

    --- spoiler ---

    “beni kınama, kınanmak benden uzaktır. allah’ım beni koru, ben yalnızım. bu hitabımın hükmünü isteyenler
    okuyun ve bilin ki ben şehidim!” *

    --- spoiler ---
  • içinde bir çok tasavvufi imgeyi barındıran nacer khemir filmi. film kültür-modernite-din üçgeni arasında bir yerlerde ama nerede olduğunu çözebilmiş değilim.

    ayna,cin,kuyu,burak,hallac.. genelde izlediğim bu tarz filmler için geç kaldığımı düşünürdüm bunu ise biraz erken izledim sanırım.
  • murathan mungan'ın en sevdiği filmlerden biridir. filmle aynı ismi taşıyan ve omayra kitabında yer alan, aynı zamanda filmin türkçe adı olan çöl işaretçileri şiirini de filmi izledikten sonra yazmıştır. fakat şiir bir esinden ziyade filmin en basit ifadeyle şerhi, bana göre tefsiri niyetine okunmalıdır.

    şiir için;

    (bkz: çöl işaretçileri)
  • büyük bir sabırla ve özenle izlenmesi gereken filmlerden biri. aslında anlatmaya çalıştığı açık olsa da çoklu imgelerle yoğrulduğundan film bitince boş boş ekrana kilitlenebiliyor insan.

    --- spoiler ---

    kızın öğretmene yaptığı işaretler film boyunca ara ara izleyiciye öğretmenin alacağı yolu anlatmaya yetiyor.

    öyle ki, avluda öğretmenle karşılaşan genç kız dikkatle öğretmenin yüzüne baktıktan sonra sağ elini kaldırıp avuç içini gösteriyor ve sabit tuttuğu sol eline doğru götürüp avuçlarını birleştiriyor. sonra sol elinin avcunu gösteriyor ve bu sefer de sol elini sabit tutuğu sağ eline götürüp birleştiriyor. ve nihayetinde yüzünü öğretmene dönüp dikkatle yüzünü görmesini sağladıktan sonra göğsünden çıkardığı aynaya gülümseyerek bakıyor ve gidiyor.

    yani ellerinin, ayaklarının, gözlerinin eşini bulabilir insan... yaradılış gereği kendi vücudunda bile buna şahit olabilir ve görebilir. fakat genç kız yüzünü gerçekten görmek isteyen insanın yansımasına bakması gerektiğini anlatmaya çalışıyor. yani ruha ve gönüle bakmanın gerekliliğini vurguluyor. film boyunca hiç gülümseyen genç kızın aynaya baktığında beliren tebessümünün nedeni bu farkındalıktır işte...

    --- spoiler ---

    el-haimoune ağır ve duru bir şekilde ilerlese de insanda farklı bir iz bırakır. bab'azize doğru giden yolda çöldeki işaretleri görmek için izleyiciye bir basamak oluşturken ona tasavvuftaki imgeleri yorumlama gücü de katar.
  • bir bilenle birlikte tekrar izlemek lazım. üçlemenin diğer iki filmine göre fazlasıyla kapalı geldi bana. bir kaç kez daha izlemenin de faydası olabilir.

    üçlemenin son filmi bab'aziz'de çöl bir yuva gibi gelirken, bu filmde kesinlikle fazlasıyla gizemli ve uzak durulası bir mekan. çöl yaşamı ise baya bir merak konusu olmuştur bu filmden sonra, kendi adıma.
  • film alabildiğine geniş çölde geçmesine rağmen klostrofobi kavramının ne demek olduğunu yaşatır izleyiciye. izlerken biz de çöl ortasında virane bir köyde hapsolmuş hissederiz kendimizi.

    gezginlerin toplu yürüyüşü ve nağmeleri insanı ürpertir, diken diken eder insanı. hele filmin sonunda hallac-ı mansur'un hayatını anımsatan bir şarkı vardır ki yürekler dağlar. ezgisi ayrı, sözleri ayrı kederlidir. ya kavmi

    köyün insanları da bir gariptir. subayla konuşurken sağ gözü yeşil ve büyük, sol gözü siyah ve küçük olan şeyh, dilsiz iz sürücü, hazine arayıcısı, her yere girip çıkan, sevimlilikten uzak at kuyruklu ürkütücü çocuklar vardır.

    yönetmen bu köyle sanki islam toplumunu anlatır. içine kapanık, sadece kendi derdiyle meşgul olan köy islam medeniyetidir, öğretmene denildiği gibi bir zamanlar çölde yani dünyada vaha olan bu medeniyet bugün viraneye dönmüş; sanatı, güzelliği ve bilgiyi bırakmış, bir saplantıya odaklanmış; insanları asıl hazine olan bilgiyi, manevi zenginliği bırakıp serveti parada, altında arar olmuştur.

    (bkz: hallac-ı mansur)
  • bahseden olmamış ama filmdeki genç öğretmeni bizzat nacer khemir canlandırmaktadır.
  • “beni kınama, kınanmak benden uzaktır.
    allah’ım beni koru, ben yalnızım.
    bu hitabımın hükmünü isteyenler
    okuyun ve bilin ki ben şehidim!” hallac el-mansur
    filmle ilgili her satırı alıntılayabilirim , başka bir alemin görüntüsü izlediklerimiz. öncelikle filmde cinler , at kuyruklu çocuklar , çöllerde bunlar kim diye sorduğumuz "çocuklarımız " çöl gezginleri mevcut , itiraf baya da ürktüm ama özellikle hallac el- mansura yaptığı atıflar çok güzeldi ;
    “ey kavmim! beni yalnız bıraktınız. size göre, ölümüm mubahtı. beni kadere terk ettiniz ve silahlarınızı çektiniz.”
  • filmde de bahsedildiği üzere kader tarafından incitilmiş insanların hikayesi. genelde bab'aziz ile karşılaştılıp daha başarısız bulunan film. bab'aziz in bu kadar iyi bulunmasının temel sebebi mevlevilikle olan tanışıklık, filmin açık anlatımı ve bizi huzura sürükleyen umut dolu yanlarının olması galiba. çöl gezginleri, daha başka bir yerde bana kalırsa. daha karanlık, daha kapalı, daha çarpıcı. ama filmi ilmek ilmek çözmeye başladıysanız ya da uğraştıysanız bambaşka bir keyif. "tüm bilmece, zamandır." repliğine yakışırcasına. ya da filmin hallac-ı mansur üzerinden temellenmesi bana çekici gelmiş olabilir.

hesabın var mı? giriş yap