şükela:  tümü | bugün
  • kurandaki nereye açıldığı bilinmeyen 2 ya da 3 harften oluşan anahtar kelimeler...
  • arapça "kesme harfleri" gibi bir anlama gelen kuran fenomeni, elif lam mim, ta sin mim gibi örnekleri vardır.
  • kuran'da sadece harf olarak indirilmiş ayetlere deniyor. alimlerin izahına göre bu harfler müteşabihattandır. yani manalarını yalnızca allah bilir.
    bu konu, kuran'da şifre aramaya kalkan kuşbeyinlilerin de en bayıldığı noktaların başında gelir.
    en bilinenleri elif lam mim, ya sin, elif lam ra, nun, kaf ha ya ayn sin...
  • (bkz: huruful mukatta), (bkz: mukataa), (bkz: ta sin mim)
  • data aktarılması sırasında hatlarda kesiklik olmasından dolayı (bkz: cezayir depremi ile internetin cokmesi) bazı sözcüklerin kesik küsük gelmesine bağlı olarak görülen harf öbekleridir. benzer bir durum cep telefonu ile bazı asansörlere bindiğinizde gerçekleşir.
    ayrıca (bkz: harf) (bkz: huruf)
  • kimilerince "sevenle sevilen arasındaki şifreler"dir.
  • muhammed esed'in harf-sembol dediği bütün üzerine incelemesi ve getirdiği açıklama şu şekildedir;

    kur'an'ın surelerinin yaklaşık dörtte biri, genel olarak mukatta'ât (ayrık harfler) veya bazan da, surelerin başında yer aldıkları için fevâtih (başlatanlar) diye adlandırılan gizemli/esrarlı harf-semboller ile başlamaktadır. arap alfabesinin yirmisekiz harfinin tam yarısı -yani ondört harfi- ya tek tek, ya da ikili, üçlü, dörtlü veya beşli terkipler halinde bu şekilde kullanılmışlardır. bunlar, her zaman yalnızca temsil ettikleri seslerle değil, tek tek, isimleriyle telaffuz edilirler: elif-lâm-mîm yahut bâ-mîm vb. gibi.

    bu harf-sembollerin anlamı, başlangıçtan beri müfessirlerin aklını karıştırmıştır. ne hz. peygamber'in kendisinden nakledilen hadisler'de bu konuya temas ettiğine ve ne de sahâbîler'in o'ndan bu konuda bir açıklama istediklerine dair elimizde hiçbir delil yoktur. bununla birlikte, bütün sahâbe'nin -elbette hz. peygamber örneğine uyarak- mukatta'âtı başında bulundukları surenin ayrılmaz bir parçası saydıkları ve kıraatlarında buna göre davrandıkları, şüphe götürmez bir gerçektir: bu gerçek, bazı batılı oryantalistlerin, bu harflerin hz. peygamber'in dikte ettiği vahiyleri yazan katiplerin veya ilk üç halife döneminde kur'an'ın nihai cem'i yapılırken onları kaydeden sahâbîler'in isimlerinin baş harflerinden başka bir şey olmadığı şeklindeki iddialarını geçersiz kılmaktadır.

    bazı sahâbîler, onların hemen ardından gelen kuşak ve daha sonraki bir kısım müfessirler, bu harflerin, yahut bazı kelimelerin allah'a ve sıfatlarına ilişkin bazı ibarelerin kısaltılmış şekilleri olduğuna inanmışlar ve onları büyük bir maharetle "yeniden kurma"ya çalışmışlardır: ancak muhtemel terkiplerin pratikte bir sınırı olmadığından bu tür bütün yorumlar son derece keyfi olup herhangi bir gerçek faydadan da yoksundurlar. diğer bazıları ise, mukatta'ât ile arap harflerinin sayı değerleri arasında irtibat kurmaya çalışmışlar ve bu yolla çok çeşitli batınî delaletler ve gaybî haberler türetmişlerdir.

    iki gerçek üzerine bina edilen bir diğer ve belki akla en yatkın izah şekli, asırlar boyunca en gözde bazı islam alimleri tarafından ileri sürülmüştür:

    birinci olarak, arap dilinin istisnasız bütün kelimeleri, ya tek harften ya da iki, üç, dört veya beş harfin (ve azami beş harfin) terkiplerinden oluşturulmuştur: ve bunlar, biraz önce değinildiği gibi, mukatta'âtı oluşturan köklerdir.

    ikinci olarak, bu harf-semboller ile başlayan bütün sureler, doğrudan veya dolaylı olarak, ya genel anlamda yahut özel bir tezahürü olarak kur'an anlamında vahye atıfla başlayan surelerdir. üç sure (29, 30 ve 68), ilk bakışta bu kuralın istisnaları olarak görülebilir; ancak bu varsayım yanıltıcıdır. 29. surenin (ankebût) ilk ayetinde, "inandık!" (âmennâ) -yani, allah'a ve o'nun mesajlarına- ifadesinde vahye açık bir imada bulunulmaktadır. 30. surede (rûm), 2-4 ayetlerdeki bizans'ın zaferiyle ilgili haberlerde de şüphesiz ilahi vahiy vurgulanmaktadır. 68. surenin (kalem) 1. ayetinde, "kalem"in çağrışım yaptırıcı şekilde anılmasıyla açıkça vahiy olgusuna işaret edilmektedir. o halde, bir veya daha fazla mukatta'ât ile başlayan surelerde hiçbir istisna yoktur: hepsi de ilahi vahye atıfla başlarlar.

    bu olgu, mukatta'âtın adeta arap dilinin bütün kelime-formlarını yansıttığı gerçeği ile birlikte düşünüldüğünde, el-müberred, ibni hazm, zemahşeri, râzî, beydâvî, ibni teymiye, ibni kesîr -ki bunlar sadece bir kısmıdır- gibi alim ve düşünürleri şu kanaate ulaştırmıştır: mukatta'ât, insan kavrayışının ötesindeki bir alemde (ğayb) oluşturulmasına rağmen, harfler ile temsil edilen olağan insan konuşmasının sesleri aracılığıyla insanlara aktarılabilen -ve aktarılmakta olan- kur'an vahyinin taklit edilemez, olağanüstü, benzersiz tabiatını yansıtmayı amaçlamaktadır.

    ancak bu çok cazip açıklama şekli bile tam ikna edici değildir, çünkü ilahi vahye açık bir atıf ile başladığı halde başında hiçbir harf-sembolün bulunmadığı birçok sure vardır. ikinci olarak, -ki bu en ciddi itirazdır- yukarıdaki açıklama da faraziyeden başka bir şeye dayanmamaktadır: o halde, son tahlilde, bu probleme getirilebilecek muhtemel bütün çözümlerin yine de kavrayışımızın ötesinde kaldığı gerçeği ile yetinmeliyiz. bu sonuç, hz. ebû bekir'in şu sözlerinde ifadesini bulan dört râşid halife'nin de görüşü idi:

    "her ilahî kelâmda (kitâb) bir esrar [unsuru] vardır. -kur'an'ın esrarı ise, [bazı] surelerin baş (harflerin)de [bulunmakta]dır."
  • 6 surenin başında elif lam mim vardır. bunlar:
    bakara suresi,
    al i imran suresi,
    ankebut suresi,
    rum suresi,
    lokman suresi ve
    secde suresi'dir.
    araf suresi'nde de elif lam mim sad bulunmaktadır.

    5 surenin başında elif lam ra vardır. bunlar:
    yunus suresi,
    hud suresi,
    yusuf suresi,
    ibrahim suresi ve
    hicr suresi'dir.
    rad suresi'nde de elif lam mim ra vardır.

    6 surenin başında ha mim vardır. bunlar:
    mümin suresi,
    fussilet suresi,
    zuhruf suresi,
    duhan suresi,
    casiye suresi ve
    ahkaf suresi'dir.
    şura suresi'nde de ha mim ayn sin kaf bulunmaktadır.

    ayrıca,
    şuara suresi ve kasas suresi'nde ta sin mim,
    neml suresi'nde ta sin,
    meryem suresi'nde kef he ye ayn sad,
    taha suresi'nde ta ha,
    yasin suresi'nde ya sin,
    sad suresi'nde sad,
    kaf suresi'nde kaf,
    kalem suresi'nde de nun harfi bulunmaktadır.
  • elimde tutmuş olduğum diyanet işleri başkanlığı kur'an-ı kerim meali'ne (3. baskı/2005) göre açıklaması şu şekildedir.
    (bakara suresi 1. ayeti olan "elif, lam, mim" in yanındaki *'ın açıklama)

    --- spoiler ---

    kur'an-ı kerim'de yirmi dokuz surenin başında yer alan bu harflere "huruf-i mukattaa" veya "mukattaa'at" (arap alfabesindeki adlarıyla, tek tek okunan harfler) denir. anlamlarını kesin olarak bilmediğimiz bu harfler üzerinde tefsir bilginleri çeşitli görüşler belirtmişlerdir. bunlar arasında, bu harflerin; başında bulunduğu surenin adı, ya da allah teala ile hz. peygamber arasında birer şifre olduğu görüşleri ağırlık kazanmıştır.

    --- spoiler ---
  • mukatta harflerini, insan kavrayışısının ötesinde var sayanlar, gizli manalar atfedip, şifre olarak kabul edenler, ve vahye salt bir olağanüstücülük, mistisizm katanlar, hicr suresi 1. ayetinde de olduğu gibi (bunlar kitabın ve apaçık kuran'ın ayetleridir) kuran'ın kendisini "apaçık" ve "anlaşılır" olarak tanımladığı gerçeğini görmezden gelirler. biz anlayamazsak kime indi bu kitap, pardon hitap?