şükela:  tümü | bugün
  • tam adı ebu't-tayyib ahmed ibnu'l-huseyin el-mütenebbi olan arap şairi. 10. yüzyılda yaşamıştır.
  • (hi: 915 - 965) kûfe'de doğdu. bağdat'ta öldü. büyük şairlerden olup, divanı vardır.
  • peygamber olduğunu iddia etmesi nedeniyle " mütenebbi" lakabı ile anılan arap şair.
  • klasik arap şiirinin gelmiş geçmiş en büyük şairlerindendir. hasibi'nin çağdaşı, hamdani devleti * emiri seyfüddevle'nin (303 – 356 hicri) müsteşarıdır. alevileri ismen anan en kadim kişilerden biridir.

    mütenebbi'nin dillere destan sözlerinden biri de şudur ;

    “fa eza etataka mezzametin min nakisin
    fa hiya şehadeta li bi enni kamil”

    türkçesi: bir eksik adam tarafından karalanırsan,
    bil ki kamil olmana tanıklıktır.

    mütenebbi’nin bir başka beyiti;

    “men lem yekün aleviyyen hina tensibuhu
    fa malahu min kadim el dahri muftaharu”

    türkçesi: nesebini aleviliğe bağlayamayanın
    geçmişinde övüneceği bir şeyi yok demektir.

    mütenebbi, divanında lamiyya ve beiyya kasideleri bulunur; yani sonu lam (l) ile biten ve ba (b) ile biten kasideleri vardır. bu iki tür şiirde de kadı ''tahir el alevi el antaki''yi
    över. beiyye kasidelerinden birin de şöyle söyler;

    “eza aleviyyon lem yekun mitla tahirin
    fa ma huvva illa hiccaton li navasibi”

    türkçesi : tahir gibi alevi olunmazsa
    o yalnızca navisibliğe gerekçedir.

    bu beyitlerden de anlıyoruz ki,

    birincisi; 900’lü yıllar itibariyle 12. imam hz. mehdi (3accel allah ferecu) döneminde bile aleviler olarak tanımlanan bir topluluk bulunduğunu ve bu topluluğun şiirlere konu olduğunu, adalet, ahlak. dürüstlük gibi çağın öncelikli erdemleriyle de tanımlanan kararlı bir yapı olduğunu ''kadı tahir'' örneği üzerinden ele alınmaktadır. bu erken çağda bile alevilik, daha çok inanç topluluğun adı olarak anılıyor. bu topluluğa mensup olmanın da meziyetlerine gönderme yapılıyor.

    ikincisi; mütenebbi, bu şiirinde açıkça kendini alevi olarak ifade ediyor. kadı tahir üzerinden yaptığı göndermelerle alevi olunmazsa anavasib olunur diyor. yani, peygamber soyuna özel bir düşmanlık gütme, islam inancını insan merkezli yönelimine karşı kin ve intikam besleme eğiliminde olunmaktır. (''navasip'' kelimesi arapçada ''konumlandırma'' anlamına gelir. ehli beyt'e karşı kendilerini düşmanlıkta konumlandıranlara verilmiş bir isimlendirmedir. mütenebbi bunları kafir, din dışı insafsız ve vicdansız olarak sayar ve şiirinde bu anlamda dile getirir.)
  • “gülüşüm
    elim ve dilim bir demir gibi onu yakalayana kadar
    ahmağın cehlini arttırır
    dişlerini gösterdiğinde aslan
    sanmayasın ki sana gülümsüyor!
    yağız atlar, gece ve çöller
    tanır beni
    kılıç, mızrak, kağıt ve kalem de
    âmâların bile şiirini gördüğü
    sağırların bile kelimelerini duyduğu kişiyim ben”