şükela:  tümü | bugün
  • isp. kostebek.
  • “today you are seven years old. now you are a man. bury your first toy and your mother's picture.”
    cirilciplak oglan cocuklarina, cucelere, fahiselere, evsizlere, ozurlulere ve toplumun disina itilmis butun ucubelere ici giden bir tanrinin varligini kanitlama cabasidir. beyhudeliginin bilincinde ve yureklidir. o ciplak cocuklar gun gelip babalarini oldurecek ama yaralarini dindiremeyeceklerdir, “i am the god” diyen curetkarlarin kaderi hangi kitada olursa olsun hep aynidir cunku.. o tanrinin cocuklari da ister diyarbakirda gosterilerde ister sivasta katliamda, ister iranda depremde ister meksikada ister sili’de ister irakta olsun iktidarlarin ezdigi olacaktir. “ezilmise eyle izzet, ezilmise eyle izzet”, cocuklar niye baska gunahlarin bedelini oder diye isyan edersiniz filmi seyrettiginiz gun diyarbakirda yine bir cocugun olum haberi karsisinda sessiz sedasiz..
  • devam filmi merakla beklenen bu film istanbul film festivali'nde gösterilen midnight movies* filminin tanıtım yazısında çevirmenin gazabına uğrayarak, "western el topo" olarak geçmiştir.

    (bkz: horror santa sangre)
  • western tarihinin en sıradışı , en çarpıcı , en derin filmi olarak nitelendirebiliriz el topoyu . western bir tür olarak anlatımı oturtacak bir yöntem olmaktan öteye gidemiyor bu bağlamda düşündüğümüz vakit. benimde dahil olduğum western lerden haz almayan sinemaseverlerin bu nedenle el topo yu bir istisna olarak görmesi gerekiyor.*

    el topo nun kelime anlamının köstebek olması ve prolog kısmında "köstebekler devamlı yeri kazarlar güneşe kavuşmak için , fakat güneşe kavuştuklarında kör olurlar " ifadesinin geçmesi sebebiyle, mağara alegorisi dahilinde , gerçeğe ulaşmak için çile çeken , teker teker engelleri gecerek hayatın anlamını arayan siyah atlı siyah giysili bir adamın hikayesi olarak düşünülebilir bu film prophets bölümü bitene kadar (film üç bölümden oluşuyor , ilk yarım saat giriş ,ardından prophets, psalm ve apocalypse) . fakat film ilerledikçe kazın ayağının öyle olmadığını görülüyor. başlarda ne kadar açık ve seçik gitse de bi yerden sonra filmin bir çok sembolik öğe taşıdığının farkına varıyorsunuz ister istemez. incilden esinlenmeler ve doğunun çilecilik öğretisi harmanlanıyor bi bakıma .

    karakterimiz* ki kendisi tanrı aşkıyla yanıp tutuşan bir isayı temsil ediyor , ilahi bir anlam/gercek bulma arayışında ve fettan bir rahibenin etkisiyle (filmin kadınlara karşı eleştirilen , aşağılayıcı bir tutumu var , kadını bir iblis , güce ulaşmak için başkalarını kullanan bir yaratık olarak betimliyor, fakat karakteri arayışa yönelten bir kadın oluyor , hatta filme yön veren de bir kadın .. bu yönüyle kadınlar kötüdür fakat onlara ihtiyacımız var görüşünü savunuyor kanımca) çölde 4 farklı masterla karşılaşıyor . bu masterların kendilerine has özellikleri var , ve isayı eğitiyorlar alttan alta .. misal ilk prophet kör fakat kurşundan etkilenmeyen bir bedene sahip , bir diğeri güç için iki karşıtın bir araya gelmesi ve aşkın olması gerektiğini savunuyor , karakter bütün prophetleri bazen şans eseri bazen kalleşçe öldürüyor ,engelleri aşıyor .. hırsı ve sabırsızlığı isanın delirmesine ve duaları eşliğinde intiharın eşiğine gelmesine sebep oluyor ki kadınlar ortaya çıkıp intihar etmesine bile izin vermiyorlar .

    psalm bölümü isanın dünyaya dönüşünü ,dirilişini temsil ediyor. tanrıya inananlar sakat ve ötekileşmiş insan topluluğu , modern, değerlerini yitirmiş,yozlaşmış toplum ise kasabalı insanlar tarafından simgeleniyor . isa inanan insanların kurtarıcısı olarak onları hapsoldukları dağdan kurtarmaya çalışıyor bu bölümde. kurtardıktan sonra ise insanlar tarafından gene ihanete uğruyor . özgürlük ve sahte gerceklik inananların gözünü boyuyor isayı eziyorlar . inananlar ve inanmayanlar karşılaşıyor, üçüncü bölüm (kıyamet ) isanın tanrının gazabını inananları yok eden inanmayanlar üzerine püskürtmesiyle sona eriyor . isa kendini yakıyor .(budizme göndermeler var bu bölümde , isa bir keşiş kılığına bürünüyor )

    filmin sembolik anlatımı fazlasıyla çeşitli olduğundan kaçırılan noktalar çok fazla , grotesk motifler , lezbiyenlik ve eşcinselliğin kullanımı gibi öğeler filmin ağır atmosferinin biraz olsun anlaşılır düzeye inmesine yardımcı oluyor. plogline ında " bütün parçaları birbirine bağlayamasınız ama hiç birini unutamayacaksınız " dediği gibi, film ordan burdan koparılan dini ,felsefi , mitolojik simgeler, olaylarla destansı bir hal alıyor . jodorowsky sinemacı-filozof kavramını bu filmiyle beraber hakkıyla kazanıyor. filmin bulunması son derece güç , amerikada dağıtımı jodorowsky nin menajeriyle yaptığı anlaşma yüzünden yasaklanmış .muhakkak aranıp bulunası , üzerine varılmadan keyifle ve dumurla izlenesi kült film.
  • ilk geceyarisi film ornegi olarak nitelendirilen alejandro jodorowsky'nin bu ikinci uzun metrajli filmi zamaninda new york'ta bir sinema salonunda araliksiz tam yedi ay gosterilmis.
  • kendinden başka hiçbir şeye benzemeyen jodorowsky filmi. zaten fragmanlarında da bu bir western değil western'den öte, bu dini bir film değil bütün dinleri içeren bir sey diye bağırır anlatıcı. efsane bir filmdir. başlı başına bir tecrübedir. nihayet el topo'yu perdede izlemek feryatlarımıza iksv deva olmuştur. ancak bu seneki istanbul festivalinde yapılacak iki gösterimden birini 13.30'a diğerini 19.00'a koyarak, el topo'nun 'geceyarısı filmi' etiketini es geçmişlerdir. üzüldük fakat yine gidip görmek boynumuzun borcudur.
  • (bkz: el topo)
    bu aşırı sert, şok edici, radikal, efsanevi kült klasik olmasaydı, ne david lynch olurdu ne john waters ne de rocky horror picture show. 70’lerin bu çığır açan kült filmi, “geceyarısı filmi” olgusunun da öncülerindendir. siyahlar giymiş vahşi silahşör el topo, bu kinayeli western filminin ilk yarısında yanında çıplak oğluyla birlikte dört silah ustasına karşı ölümcül bir savaşa girer. filmin ikinci yarısında ise bu sefer bir yeraltı topluluğuna katılır, huzur ve barışa giden yolları öğrenir. (film festivali tanıtım kitapçığından)
    (bkz: #13084197)
  • eklektikin allahı. ne görmek/bulmak istiyorsan, aradığını haydi haydi bulacağın film. nereden bakarsan farklı göreceğin bir prizma. tam bir yamalı bohça (patchwork) örneği. istenirse en az 10 farklı biçimde okunabilecek bir çalışma. masal masal matitas... kıvamında. filmi yapan, absurd olmasına aşırı gayret göstermiş ama ancak saçmalamayı becerebilmiş. absurd olabilmek ile saçmalamak arasındaki farkı beckettten öğrenebilir isteyenler.

    benim içinse, cüneyt arkınlı, erol taşlı yerli filmlerin gözünü seveyim, neymiş be onlar, hiç değerini bilmemişim confessionını yaptıran dandik film. plastik nitelikleri anlamında söylemiyorum, ama köstebekten daha düzgün akan en az 100 yerli film izlemişimdir. en azından bizimkiler daha samimiydi, içten inanmışlardı yaptıklarına. halen de sorulduğunda aslanlar gibi savunurlar yaptıklarını (bkz: cüneyt arkın).

    (bkz: #13083690)
  • tamamiyle dinle kafayı bozmuş sürrealist western filmi. el topo isayı simgeliyor yanındaki kadın da şunu demek kolaycılık olur. zira sahneden sahneye anlam farklılaşması olabiliyor. genel olarak hristiyanlık ve yahudilikle ilgili tonlarca gönderme ve sembol var diyebiliriz.

    işte çözdüğümü sandıklarım:

    --- spoiler ---

    el topo'nun dişi el topo* tarafından öldürülmesini müteakip kendisini kurtaran özürlü topluluk için kasabaya tünel kazması musa tarafından yapılan meşhur yolculuğu ve aynı zamanda isanın dirilmesi olayını anımsatıyor. toplum tarafından dışlanılmış ve bir mağaraya kapatılmış bu güruhun kasabaya vardıklarında öldürülmesi de nazi soykırımı başta olmak üzere yahudilerin tarih boyunca maruz kaldıkları zulümlere bir gönderme olabilir. ilginçtir ki varılmak istenen kasaba da zevk ve sefanın ahlaksızlık düzeyinde hüküm sürdüğü pompei şehrini, aynı zamanda duvarlarda asılı olarak gözümüze sokulan amerikan dolarındaki masonik göz sembolüyle günümüz amerikan toplumunu andırmaktadır. yönetmenin meksikalı olduğunu ve dönemin amerikasındaki özgürlük hareketini düşündüğümüzde bu olasılık da ağırlık kazanmaktadır.

    filmin başına dönelim. el topo başta iyi bir insandır. sabah namazını aksatmayan fitresini eksiltmeyen bir insandır* kasabaya gider ve insanları öldüren, genç papazlarla taşşak geçen 5 adamı öldürür ancak oradan giderken yanındaki çocuğu bırakır ve kadını alır*. bir sonraki sahne ıssız bir çölde başlar. burası morpheus'un dediği gibi gerçeğin çölüdür. onlar da adem ve havva. ancak havva sembolü olan ablamız el topoyu çöldeki 4 kılıç ustasını hileyle de olsa yenmesini isteyerek bir tür şeytana dönüşür* ilk ustadan sonra tamamiyle el topo gibi giyinmiş benim dişi el topo dediğim erkek sesli bir kadın bunlara katılır. bu kadın el topo'nun kötü yanı, nefsidir. el topoya diğer ustaların yerlerini gösterir. köstebek kötülüğün elinde oyuncak olmuştur. bu dişi el topo bir sahnede meyvenin tekini bıçakla yarar ve parmağıyla vajina şekline benzer hale gelen meyvayla oynar diliyle yalar. akabinde el topo havva ablanın üstüne atlar. burada kuvvetle muhtemel yasak elma öyküsü sembolize edilmiş.

    tüm ustaları hileyle alt eden el topo son kılıç ustasından sonra bir aydınlanma yaşar. köprüde dişi el topo tarafından kurşunlanır. nefsiyle mücadelesini kaybeden el topo günahla olan savaşını kaybeder. bu sahnede çok ilginçtir ki el toponun ayakları ve elleri çarmıha gerilmiş gibi kanamaktadır* havva abla da iyilik timsali el topoyu değil kendisi gibi dişi ve kötü olan dişi el topoyu tercih eder. anlayacağınız kadınlar şeytandır mesajı köküne kadar hissedilir filmde

    --- spoiler ---