şükela:  tümü | bugün
  • allah rahmet eylesin yılan cennetine gitmiş hayvandır. da ben sizin duyarınızı seviyim. ey metrobüsle işe giden adam, sen kimsin lan tarlasında ot biçen adamın yaşamsal kararını sorgulayacak? bırak altıyı 2 metrelik yılan görsen içeri doğru sıçarsın haberin yok. adam evde yokken yılan eve gelse bebeğe musallat olsa sen ne yapacaksın amk?

    bu arada yılanlar sütü acayip sevdikleri için ve bebeklerin ağzı da süt koktuğu için bebeklere musallat olurlar. anadolu’da defalarca şahit olunmuştur buna.
  • madem oldurdunuz kemer falan yapın ağaca asmak nedir lan.
  • merak eden kızlar odama gelip görebilirler 6 metrelik yılanı.
  • heybetini gizli tutması gereken duruşuyla çakalları korkutan yiğit bir yılan.
  • (bkz: şahmaran)
  • öldürmek çok yanlış ama 6 metre bir şey karşına çıksa o adrenalin ile tırpan ile vurabilirsin. doğru değil ancak nispeten anlaşılabilir.
    not: 3 metre ile karşılaşıp topuklayanspor
  • 6 metrelik yılan olacak ve bu devirde bu kalitede fotoğraf çekilecek. canlı olsa eyvallah da, ölmüş. ser yere, koy yanına ölçek olabilecek birşey ondan sonra inanalım.

    muhtemelen fake.
  • reklamdan açamadım ki haberi bir türlü vazgeçtim.
  • 13 yaşındayım. peder bey astsubay, o dönemde tayinimizin çıktığı girne'de yaşıyoruz. lojman bebeleri gelip heyecanlı beni çağırıyorlar, yılan bulmuşlar, canlıymış...

    koşup gidiyorum. o zaman bilmiyorum, ama sonradan öğrendiğime göre bu bir kara yılan. adadaki fare nüfusu artınca dışarıdan getirtilmiş, zehirsiz ve kemirgen yiyerek beslenen, tarım dostu bir yılan türü.

    kafasını keselim, değnekle tutup ateşe atalım, nöbetçi asker abiyi çağıralım tarasın tüfekle, bisikletle üzerinden geçelim... bunlar zaten korkmuş ve şaşkın bir şekilde sıkıştırıldığı köşede bekleyen 35-40 cm boyunda hayvancağıza layık görülen ölümlerden bazıları. bu ölümleri düşünen de sineklerin tanrısı filminden fırlamış 9-13 yaş aralığında bir avuç bebe.

    çok şükür annemiz babamız bizi hayvan sevgisiyle büyütmüş. saçmalamayın lan dedim, kime ne yaptı, korkmuş zaten. rahat bırakın gitsin. çetenin elebaşlarından olduğum için sözüm dinlendi de kimse içindeki psikopatı dışarı çıkarma şansı bulamadı.

    ancak hala düşünürüm, canı, ciğerim, arkadaşım dediğim o bücür 9-13 yaş grubu sıpalardan büyüyünce bir seri katil çıktı mı. çoğu seri katil kariyerine işkenceyle hayvan öldürerek başlıyor malumunuz.

    insan rahatsız edici derecede acımasız bir canlı. ne bitki örtüsüne, ne hayvanlara ne de soluduğu havaya saygısı var. bu yılancığın başına gelenler de ciddi manada üzücü. yok duyar kasmayın, yok görseniz altınıza sıçarsınız, şehir bebeleri vs... valla görünce korkmakla gidip tırpan kullanarak bir canlıyı katletmek çok farklı iki şey. korkuyorsan kaç arkadaşım, kimse ayıplamaz. o da doğal bir tepki. ama kendi halinde, üstelik insana zararı olmadığı en iyi o yörenin çiftçisi tarafından bilinen bir yılanı canice hislerle öldürüp predatör gibi ağaca asmak bence normal bir davranış değil.

    yılanların öcüne maruz kalasın zalım çiftçi. aliye rona ütülesin kalın kafanı.

    son olarak, doğanın bir parçası olan ve gemicilere rüzgar getirdiğine inanılan albatrosu yok yere öldüren, ve bunun üzerine başı bitten, götü zikten kurtulmayan bir gemicinin hikayesinin anlatıldığı samuel taylor coleridge'in muhteşem şiiri "rime of the ancient mariner" tercümesini de şuraya bırakayım.

    arzu eden bu şiirin özet geçildiği aynı adlı iron maiden şarkısına da şuradan bakabilir.

    özetle, korktuğunuz, uğursuzluk getirdiğine inandığınız her canlıyı öldürmek zorunda değilsiniz. azıcık uyumlu olan doğayla.
  • evet, yine enteresan bir başlık yine ortaya çıkan penpe popolu apartman-plaza çocukları... yavrucum, adam dağda yaşıyor dağda, farkında mısın? o tarlada çoluğu, çocuğu, koyunu, keçisi geziyor. sen orada olsan faşo ağa misali topukların o penpe popoşuna vura vura kaçardın. hatta kaçamazdın, çünkü altına penpe penpe kaka yapardın. gerçi yılan o kokudan tiksinir kaçardı ya. neyse. dağdaki yılan, senin elinde akıllı telefonla hayvanat bahçesinde özçekim yaptıklarına benzemez.