şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: dilsiz uşak)
  • iyi bir mankenin olmasi gereken sey.
  • almancası bügelhalter, ingilizcesi clothes hanger, italyancası gruccia, ispanyolcası perchadır diyor babylon, liechtensteinda da avize diyorlar, inanılmaz vallahi.
  • bir harf, sayı ya da herhangi başka bir yazı işareti olmak için gerekli olan minimal estetiği, şeklinde eksiksiz barındıran nesne. niye yok böyle bir sembol acaba? hem harflere sadece "benziyor" değil bu, mevcut durumlarında da yazıyla ilişkilendirilebilecek pek çok özellik bulunabiliyor. elle italik yapılabiliyor mesela pek çoğu. kalını var, incesi var, dolgunu var, pofuduğu var... sanırım eskiden daha çok bulunan tahta gövdeli metal tepeli elbise askıları daktilo yazısını birebir temsil edebilir. yine eskiden olan ince bakır telin etrafına çakma plastik tabaka kaplanarak yapılanları, saçma bir rastgelelikle bükülmeleriyle, bir çocuğun ya da pek çok erkekten herhangi birinin el yazısına benzetilebilir. altılı falan satılan tek renk plastik ve kalın olanları günümüzde popüler olan yazı tiplerinden kitap "a"sı barındırmayanların pek çoğunu karşılıyor gibi geliyor bana. taban parçası olmayan askılar postmodern çağrışımlar yapabiliyor. alt kısmı düz bir parçadan ibaret olanları karşılayacak fontlar da var. örnekleri çoğaltmak mümkün. atatürk'le alakalı onlarca "19" bulmak da mümkün diye hatırlıyor ve kabul ediyorum bunun fazla "serbest" bir ilişki olduğunu ama olsun artık. kısmet.

    entrynin üçüncü cümleden sonrası aynen mandallara da uygulanabilir. ama mandallar yazı işareti kısmına uymuyor çünkü onlar mobil-...(dedim hadi bakalım). hani varsayılan işlevleri onlara kendi içinde gelişebilme özelliği katıyor.
  • gözden ırak ev eşyalarındandır kendileri. nedeni de, üzerine sevdiğimiz bir gömleği, havalı bir deri ceketi, bir eteği veya pantolonu astığımızdandır. giysilerimizin içinde kayboluverirler. dışındaki bizi daha fazla ilgilendirir belki de. her şeyin dışı bizi içinden fazla ilgilendirir oldu ya, o ayrı konu. giysilerinizi askılardan kurtardığınızda az biraz şaşkınlık yaşayabilirsiniz. mesela ahşap olanlarının üzerinde ağaç lekesi dikkatimizi çeker, bu benim askım mı diye kısa bir şaşkınlık yaşanır. elbise askısı bir mutfak eşyası ya da salondaki bir vazo değildir ki göz aşinalığı ile oksipital lobumuzda kendisine yer bulsun? ayrıca, giysilerimizin altında saklandıklarından çok göz önüne gelmezler ve sıkılmayız, evimizdeki en uzun yer bulanlar elbise askılarıdır.

    bunun haricinde tarihte ilk defa, gözü dönmüş bezirganlara karşı savunma aracı olarak da kullanılmıştır. sivas katliamında, asım bezirci'nin "gelen olursa söyle bir karınlarından dürterim" dediği savunma aracı elbise askısıdır.
  • kuru temizlemeciye askısız götürdüğüm elbiselerimi kuru temizlemecinin bana tabii ki askılı iade etmesinden mütevellit evde sayısı gittikçe artan aparat.
  • elbise askılarının uçlarının aynı yöne bakması bir tür düzen ve titizlik klasiğidir. elbise askısının çengel ucu içeriye doğru mu bakacak, asan kişiye doğru mu bakacak? yetmez, askıya asılan gömlek veya ceket gibi yön gösteren giyimlerin açıklık tarafları sağ tarafta mı olacak, sol tarafta mı olacak? bazı elbise askıları tek düzlemli, yani simetrik; eskiden askılar genel olarak insan anatomisini çağrıştırır şekilde sırtlı, omuzlu olurdu. zaten askılar sanki dilsiz uşakların asılan uşak haline evrilmelerine benziyor. (bkz: titizlik/@ibisile)

    kendimden söz etmem gerekirse ben kendini rahat ve sallapati hisseden bir vatandaşım. acaba titiz olsam ne yapacaktım? şimdi anımsadım, saat yönü ve saatin tersi yönü benzeri olarak tuvalet kağıdının asılma yönü sorunsalı var. örneğin, doğru yerleştirmede akış önden aşağı olur, yanlış yerleştirmede arkadan aşağı... elbise askısı yönünde hem hanımla hem yardımcı kadınla çatışıyoruz. işyerinde tuvalet kağıdını yanlış koymuşlar diye hep yeniden yerleştiriyorum. diş macununu nasıl sıktığımı tahmin edersiniz. (bkz: titizlik/@ibisile)