şükela:  tümü | bugün
  • dünyanın gelmiş geçmiş en ajite türkülerinden biri. kimin seslendirdiği bilinmemekte bazı sol grupların şenliklerinde atlanmadan söylenmektedir. en ajite dizeleri "gün gelir hesap sorar sitareyle natalya faşiste mezardır kafkasya" ile özellikle de 2. dünya savaşı ve berlinde açılan orak çekiçli bayrakların görüntüleri eşliğinde dinleniyorsa "kazaska oynuyoruz zafer türküleriyle şimdi bayrağımız berlin'de" dizeleridir.
  • şehir ışıklarının seslendirdiği iddia edilen* ve 2. dünya savaşı, stalingrad çatışması, berlin zaferi görüntüleri eşliğinde insana hüzün, sevinç, acı ve gurur gibi birçok duyguyu hat safhada yaşatan versiyonu için
    http://youtube.com/watch?v=lhciy9nvlk8
  • güne iyi başlatan şarkılardan.
    bir de devrim gazı gelse, öğle yemeğini berlin'de yaparız.
  • bir kafkas halk türküsü.
  • her sene stalin ile ilgili entrylerin tavan yaptığı günlerde entryler arasında denk gelinen ve linki veren arkadaşlara teşekkürü borç bildiren ard arda dinlenen sovyet rusya döneminin türkçe türküsü.
  • özellikle direniş sırasında akla zaman zaman gelen türküdür. sanki odtü marşı kadar benimsenir odtülülerce...
    "düşmedi stalingrad verilmedi moskova" dizeleri yerine "düşmedi gezi verilmedi odtü ormanı" demek nasip olur umarım... #direnodtü
  • elbruz dağları sakinlerinden başka herkesin sevdiği eser.

    şu anda özellikle çerkesler sovyetler birliği'ne özlem duyuyorlar, bu yüzden aralarında komünizmi benimseyen bir kesim var. fakat bu işgalci şarkıyı seven pek yok.

    nedeni ise açık. çerkesler ve türkler zaten yüzyıllarca kardeş şekilde yaşadılar. ruslar ise bu bölgede her zaman acı çektirdiler. bu yüzden bu kardeşliğe gürcüler/çeçenler, bir kısım kazaklar, dağıstanlılar, kırım tatarlar da katıldı ve asıl enternasyonel birlikteliği ekim devriminden önce sağlamışlardı. (bkz: imam şamil)

    sonrasında ekim devrimi olduğunda, sovyetler kurulduğunda tüm bu halklar komünizme bir umut olarak baktılar. çünkü yıllardır kendilerine eziyet çektiren, sürgünlere yollayan, kıyan, biçen ruslar, bunları yapanları yerinden etmişti, çarlığı yok etmişti ve ulusların kendi kaderini tayin etmesini söylüyordu. hoş, o bölgelerde bu bilinç pek fazla yayılmadı, şimdi 2014 ağzıyla böyle konuşuyoruz fakat çok kişinin böyle haberi yoktu. oradaki haberi olan insanların bildiği "çarın piçlerini komünistler öldürdü" idi ve bu da gayet yeterliydi. bu yüzden artık rus-kafkas savaşı kalmamıştı çünkü komünistler öyle olduğunu söylüyordu.

    bu nedenle türk sosyalistleri daha diğer türk halklarının, yani benzer dini ve toplumsal değerleri olan halkların sosyalizme katılım ve adaptasyon süreçlerini inceleyecekleri yere boş yere "ideal" toplum tanımı yapıp dururlar. halka inememiş devrimden kasıt bu romantik arayıştır. topluma adaptasyon olmazsa, o ideale hiçbir zaman ulaşmak mümkün olmaz.

    her neyse, kafkas halkları komünizmi bir kurtarıcı olarak gördüler ve nitekim öyleydi de. lenin varken de hiçbir sorun çıkmadı çünkü tüm ekonomik problemlere rağmen kafkas halkları ve türk halkları konusunda çok dikkatli davranıldı. bu da insanların tamamen gönülden bağlanmasına sebep oldu.

    şimdi bunun bu eserle alakası ne değil mi?

    o sovyetler birliği için ölen binlerce türk, çerkes, çeçen genci saf duygularla, gerçekten inandıkları için öldüler. onlar mother russia için ölmediler, onlar elbruz dağları için öldüler. çarlığın acılarından kurtulmanın zevkiyle öldüler.

    fakat gel gör ki, yeni bir çarın türediğini fark etmemişlerdi. stalin'in çarlığa soyunduğunu anlamamışlardı.

    lenin ile komünizme gönülden bağlanan kafkas halkları stalin ile bundan kopmuştur. o yüzden bu tarz eserler de sevilmez. anca türkiye'dekiler severler işte, yaşamadıklarından stalin'i. pek çok kısmı insanda hoş duygular bırakır, ivan'la ahmet'in kol kola olmasıdır falan... fakat ne zaman ki berlin lafları geçer, ne zaman ki savaş lafları geçer, akla stalin geldiğinden bu şarkı sevilmez.

    o yüzden sanırım ismiyle trajikomik derecede uzak kişiler tarafından sevilen ilginç bir eserdir. bu da onun değerini düşürmektedir. zira elbruz dağları isimli bir eser elbruz eteklerindeki biri tarafından sevilmiyorsa benim buradan kalkıp everest'e türkü yazmam gibi bir durum söz konusudur.

    anadolu topraklarından bakınca türk komünistinin yüreğini hoşnut eden bu eser, 'krasnodar kırım odessa kiev harkov kuban ukrayna' topraklarında yaşayanları, elbruz dağlarında yaşayanları, çerkes kızlarını, kafkasyalıları ne yazık ki pek de hoşnut eden bir eser değildir. zira çarlıktan sonra canlarını vermeyi göze aldıkları kızıl bayrak, 42-44 arası kafkas halklarının gövdelerine saplanmıştır. bu yüzden ihaneti hatırlatır, "gürcünün piçini" hatırlatır, sevilmez.*

    ha müzikal olarak hoş bir eserdir tabii. sözleri yeniden yazılsa oldukça güzel olabilir.