şükela:  tümü | bugün
  • eski bir atasozudur.evli insanin bekara "sakin evlenme" demesi durumudur.
  • yatarken cep telefonu kapatmak (bkz: yatarken telefonu kapatmak)entry sinden sonra cep telofonunu tuvalete düşürmek(bkz: cep telefonunu tuvalete düşürmek) entry sini girenleri tarif eden durum.
  • --- spoiler ---

    ''ali cum'a'nın cevabından önce mısır anayasası'nın ilk iki maddesini aktarıyorum:

    1. mısır arab cumhuriyeti bir devlettir; düzeni vatandaşlık temeline dayalı demokrasidir, mısır halkı arab topluluğunun (ümmetinin) bir parçasıdır, en kapsamlı birliği gerçekleştirmeyi hedef edinir.

    2. islam devletin dinidir, arapça devletin resmi dilidir, islam hukukunun ilkeleri yasamanın temel kaynağıdır.

    c- ikinci maddenin kaldırılması meselesinde benim oyum "hayır, kalkmasın" dır. bu madde anayasa üstü bir ilkedir. 1923 ten 1971'e kadar yapılan bütün anayasalarda yer almıştır. bu maddeyi kaldırmanın içeride ve dışarıdaki tesirleri çok önemlidir, mısır'ın yapı ve yön değiştirmesi manasına gelir.''

    --- spoiler ---

    http://www.habervaktim.com/…/ali_cuma_diyor_ki.html
  • her türlü herzeyi yerken aslında ne kadar masum ve mağdur olduğunu anlatmaya çalışana söylenen söz. memlekette yiyen keriz sayısı kudretten bol olduğu için, tutan ve aslında iyi bir yöntem. hele yönetici pozisyonunda ise değmen keyfine. nasıl olsa burnu ile çenesi arasında kalan boşluktan çıkan her türlü zırıltı kanun niteliği taşıdığı için anında tatmin olmaları da cabası.
  • taha kıvanç müstear yazarımız, pek güzel bir örneğini vermiştir. örnekle açıklayalım -cümle içinde kullanır gibi- o zaman daha anlaşılır oluyor.

    efendim, kendisi şöyle bir yazı kaleme almış:

    taha kivanç / star

    sizler de gülüp eğlenesiniz diye..

    dün çok satan gazetelerin birinde gördüğüm küçük bir özür duyurusu müthiş güldürdü beni. meğer bir gün önce ekonomi sayfalarında okuduğum bir yazı, üzerinde adı ve fotoğrafı bulunan yazara değil, aynı sayfanın farklı günde yazan bir başka yazarına aitmiş...

    gazete bu yanlışlıktan dolayı okurlardan özür diliyordu.

    bu tür yanlışlar genellikle çalışanı az, herkesin her işe koştuğu küçük bütçeli gazetelerde olur; yazı gelir kaybolur; yazı başka yazar adıyla yayınlanır; bir gün önce çıkan yazıyı ertesi gün bir daha aynı sütunda görürsün... güler geçersin...

    hayır, ali’nin yazısını veli’nin imzasıyla yayınlayan öyle küçücük biri değil; yakın zamanlara kadar kendini ‘amiral gemisi’ olarak tanımlayan gazete...

    yayın yönetmenleri başbakan tayyip erdoğan’la ‘arap baharı’ sonrası havayı koklama gezisinde; demek geride kalan 3999 gazete çalışanı arasından, iki yazarın üslup farkından hatayı anlayıp düzeltme yoluna giden tek bir allah’ın kulu çıkmamış...

    aslında diğer bazı yazarları hakkında aynı şeyi söylemem, ama yazıları birbirine karıştırılan iki ekonomi yazarı arasında bayağı bir üslup farkı var; hatanın vahametini benim gözümde çok daha büyüten bir durum bu.

    gazeteler değişse de siyaset yazarları son zamanlarda birbirine olağanüstü benzeyen yazılara imza atıyorlar. her sabah birbiri ardına elime aldığım için biliyorum; gazeteler giderek tıpkısının aynısı oldular.

    kendileri dışındakileri ‘yandaş’ diye adlandırıyorlar ya, ben de mecburen elime aldığım o tür gazeteleri üstüste koyduğumda gördüğüm manzaradan hareketle onlara yeni bir isim buldum: ‘benzeş’... ‘benzeş gazeteler’ diye andıklarımdan her hangi birini açın, haberlerini okuyun, köşelerine göz atın, diğerlerine bakmanıza hiç lüzum yok... tek yumurta ikizleri gibi birbirlerine benziyorlar.

    neredeyse tek farkı olan ‘radikal’ aralarında; o da son zamanlarda uğradığı kan kaybı yüzünden ha gitti ha gidecek...

    radikal, yaklaşımı veya eğilimi açısından değilse de farkedilme çabası yüzünden, ak parti’yi andırıyor bana... halkın önüne çıkıp oy isteyen diğerleri de siyasi parti, onların da genel başkanı, kadrosu, programı var; ancak ak parti her bakımdan farklılığını gösteriyor...

    ‘benzeş basın’ içinde radikal öyle: biçimi, yazarları, konuları ele alışı diğer gazetelerden farklı...

    “amiral gemisinden daha iyi” veya “falanca gazeteden daha okunur” demiyorum; farklı olmak daha iyi olma potansiyelini içinde barındırmaktır ve o anlamda farklı bir gazete ‘radikal’... keşke biraz daha radikal bir anlayış hâkim olsa... çizgisini daha iyi belirlese... bağlı olduğu grup içerisinde bir tür ‘mızıkçı gazete’ konumunu benimsese ve diğerlerine baktığımızda “işte bu farklı, hiç benzeş değil” dedirtecek hale gelse...

    sabahları yabancı gazetelere de göz atıyorum ya, dün sabah ingiliz basınının ‘radikal’ boyutunda çıkanlarına “birbirinden farklılıklarını nasıl belli ediyorlar?” sorusuna cevap arayarak baktım. ingiliz ‘guardian’ gazetesi haberi işleme tarzıyla diğerlerinden hemen bir adım öne çıktı: gana asıllı kweku adoboli adlı 31 yaşında biri, londra’nın bankalar bölgesi city’de, çalıştığı isviçre’nin uluslararası işlemler yapan ubs bankasında, bankayı 2 milyar dolar zarar ettiren ‘kuşkulu’ yatırımlara karıştığı için, sabahın 3.30’unda evi basılarak tutuklanmış...

    haber bu. ancak guardian, bu haberi, sadece mali boyutuyla değil, o noktaya nasıl gelindiğini anlamamıza yardımcı olacak biçimde dört koldan incelemiş... neredeyse bir muhabir ordusu salmış olayın üzerine... bir muhabiri soğuk tavırlı bir haber yazarken, kişi üzerinde duran öykü tadında bir anlatım kaleme almış bir diğeri...

    neyse...

    yaa, işte böyle; bir yazarının yazısını bir başka yazarın adı ve logosuyla yayınladı çok satan gazete...

    http://www.medyatava.com/haber.asp?id=85233

    kaynağımızı da verdikten sonra geçelim taha beyin talkın verirken yuttuğu salkımlar faslına..

    hazret; hürrişet'e çakmak için harbiden ipe sapa gelmez bir bahane bulduktan sonra (hürriyet'i günahım kadar sevmem, fakat şahanelerinin bu vaziyeti, "hürriyete geçmek istediği için her fırsatta gazeteyi/ yazarları aydın doğan'a şikayet edip puan toplamaya çalışıyor" iddialarının elini güçlendirdi benim için) diyor ki;

    "bu tür yanlışlar genellikle çalışanı az, herkesin her işe koştuğu küçük bütçeli gazetelerde olur; yazı gelir kaybolur; yazı başka yazar adıyla yayınlanır; bir gün önce çıkan yazıyı ertesi gün bir daha aynı sütunda görürsün... güler geçersin..."

    e be güzel yazarım; insan önce kendine bir döner bakar değil mi? hadi başka bir atasözünden destek alalım; iğneyi kendine çuvaldızı başkasına batır demişler. binbir âlâyıvâlâ ile geçtiğin sevgili gazeten star'ın haber merkezinde kaç kişi çalışıyor, bu kaç kişi ne tür işlere koşturuluyor; bir gün de bunu yaz da hep beraber gülelim eğlenelim küçük bütçeli gazetenin büyük bütçeli yazarı.

    ikincisi daha da şenlikli. yazarımız; radikal'in, doğan gazeteleri arasında "mızıkçı"lığa soyunup farklı olmasını arzu ediyor. hakikaten ilk elde ne klas bir istek gibi duruyor değil mi? peki radikal'in zaten bu muhalif tavrını eyüp can ve akabinde yeteneksizlikler ve üçkağıtçılıklar şahı abdullah kılıç başına gelene kadar muhafaza ettiğini bilmiyor mu necip türk basını uzmanı taha bey? onu da geçelim; şimdilerde basının önemli köşelerinde hükmü geçen pek sevgili hükümet dostlarının idare ettiği mevkutelerimizden hangi biri, "mızıkçı"lığa soyundu acaba? zaman? sabah? yeni şafak? star? ....

    allah'ın hakkı üçtür; üçleyelim: bekara karı boşamak kolay!