şükela:  tümü | bugün
  • channel 4 ve sony işbirliğiyle çekilecek, bilim kurgunun en büyük ustalarından biri olan philip k. dick'in kısa hikayelerinden oluşan yeni televizyon dizisi. 10 bölümden oluşacak dizinin her bölümünde farklı bir hikaye anlatılacak. bryan cranston da dizide rol alacakmış.

    allahım sana geliyorum!

    edit: dizinin adı değişmiş, 1.5 sene önce açtığımız başlık boşa çıktı resmen.
  • channel 4'un black mirror'u netflix'e kaptırmasının ardından yeni black mirror'u olmaya aday dizi. şu an için 10 bölümden oluşacak* ve her bölüm farklı oyuncularla farklı bir philip k. dick öyküsü anlatılacak. işin en heyecan verici kısmı ise dizinin başında ronald dowl moore**** ve michael dinner** gibi çok sağlam referansları olan iki kişinin bulunması. bryan cranston ve philip dick'in kızı isa dick hackett da dizinin yapımcıları arasında, ayrıca bryan cranston en az bir bölümde de rol alacakmış.

    kağıt üzerinde ortaya oldukça şahane bir iş çıkacakmış gibi duruyor, umarım beklentileri karşılar.
  • sci-fi masterlarından philip k. dick uyarlaması bir antoloji serisi. her bölümde farklı bir pkd hikayesi anlatılacakmış.
    efsane bir kadrosu var. trailer'ını youtube'dan kaldırmışlar. şuradan izlenebilir.
  • (bkz: philip k. dick's electric dreams)

    dun aksam channel 4’da, ilk bolumu the hood maker ile yayin hayatina baslayan dizi. the hoodmaker, philip k. dick’in 1955 yilinda, yani cadi avinin ayyuka ciktigi mccarthy doneminde kaleme aldigi kisa oykunun adi. akabinde the minority report’u da 1956 yilinda yazmistir. ki dick o yillarda devletin, iclerindeki ‘vatan hain’lerini tespit edebilmek amaciyla zihin okuma programlari gelistirmeye calistigini dusunuyordu. bugun mk ultra’nin karanlik gecmisi dusunulunce, cok da haksiz sayilmazdi aslinda kendisi.

    pkd’nin asil sorusu ve bolumun cikis noktasi su; zihin okuyabilme gucu dusunce ozgurlugune engel midir? besinci boyutta bir gezegen dusunun. pozitif yonde kutuplasmis varliklardan ibaret bir gezegende telepati bir suc degil, bir iletisim yontemidir. simdi ucuncu boyutta bir gezegen dusunun. hem pozitif hem de negatif yonde kutuplasmis varliklardan ibaret bir gezegende telepati bir suc degil, ancak suclularin suc islemesini engelleyen bir guc olabilir. lakin dizinin gectigi dunyada tam tersi bir durum soz konusu. ve teep’ler (telepatikler icin kullanilan asagilayici bir tabir) adeta suclu konumunda. teep’lar ‘grapevine’ olarak bilinen bir sistem sayesinde birbirlerinin bilgilerine de ulasabiliyorlar ayrica. ayakli google misali.

    eger bu konuda tarafsizsaniz, dizi ilk on dakika icerisinde, zihin okuma gucunun adeta tecavuz ile esdeger konumda oldugunu, honor rolundeki teep’in sorgulama sahnesinde kafaniza vura vura gosteriyor zaten*.

    - the quick brown fox jumps over the lazy dog.
    - the slow black dog bows before the regal fox.

    dizi; bir do androids dream of electric sheep uyarlamasi ya da blade runner 're-make’i degil. zaten blade runner 2049 yaklasik bir ay sonra sinemalarda vizyona girecek, anlamsiz olurdu. dizi; az bilinen 10 adet pkd kisa oykusune odaklaniyor. ve bolum adlari da soyle;

    - the hood maker
    - impossible planet
    - the commuter
    - real life
    - crazy diamond
    - human is
    - kill all others
    - autofac
    - safe and sound
    - father thing

    ilk bolumun senaristi; doctor who ve life on mars’dan taninan matthew graham. ilk bolumun yonetmeni de; cok sevdigim bir film olan brideshead revisited’in da yonetmenligini yapmis olan julian jarrold. ayrica robb stark dizide agent ross rolunde. sahsi fikrimi soracak olursaniz, ilk bolumu cok fazla begenmedim. ancak her bolumun senaristi ve yonetmeni farkli. ilk bolumden onyargili olmamak gerek.
  • (bkz: #70878887)
  • yakında buralar dolacak.

    --- spoiler ---

    ilk bölüm ''the hood maker'' atmosferi ve konusu ile muazzam başladı. 2. bölüm ''impossibe planet'' ise sonundaki muallaklık sebebiyle biraz bursa'da zaman. evet, bu duygu ile bitti bölüm.

    --- spoiler ---

    3. bölümü bekliyoruz.
  • black mirror'ın özellikle son sezonda sosyal mesaj kaygısında olacak o kadar seviyesine bir iki noktada teğet geçmesiyle ve teknofobiye 50-60 yaş arası teyze yaklaşımıyla kaçırdığı keyfi misliyle yerine koymuş yapıt. şaheser. insan tabii düşünmeden edemiyor böyle karşılaştırma yapmak adil mi diye. bir yerde siz kim köpek denecek jenerik "on-demand writer" ordusu bir yerde bugünün dertlerini kendine dünden edinmiş, geleceğe ruhunun ve zihninin karanlığından bakmak dışında fazla bir imkanı zaten olamamış yüce pkd.
  • dün akşam birinci bölümünü izlediğim ancak oyunculukları beğenmediğim yapım. ilk bölüm olduğundan çok doğal, hemen bir siki beğenmeme timi olarak yaftalamayın lütfen. ama mekanlar da, oyunculuklar da daha tam oturmamış vaziyette.

    robb abimiz oynuyor bu arada, ajan rolünde.

    ilk bölümden tabi ki ben bunu izlemem diyemem ama ne efsane ilk bölümler gördü bu gözler. mekan olarak seni kastırmayan bir atmosfere sahipken mekanların çok yapay kalması beni sinir etti. yani aşırı futuristik bir durum yok, hatta futuristik bir durum bile yok. ne bileyim 1920 ler tandansı yakalamak istiyorsun ama stüdyoda çekiliyormuş hissiyatı oldukça fazla. yani bir olmamışlık, bir oturmamışlık var.

    roller konusunda da, daha doğrusu dialoglar bilim kurgu dizisine göre hafif basit kaçtığından karakterlerin dialogları zayıf kalmakta, bu da daha vücut diline yönlenmenize sebep olmakta. e vücut dilleri de pek başarılı değil.

    ancak her bölümün yönetmeni ve senaristi ayrı sanırım, dolayısıyla bu bölümü nazarlık olarak addediyorum. ikinci bölümü izlediğimde düşüncelerimi daha net yazarım.
  • fakir adamın black mirror'ı. black mirror son sezonunda vasatlaştı tabii, onu da belirtmek gerek, ama ilk sezonları electric dreams'den daha iyi, daha çarpıcı, etkileyici. bu arada yukarıda channel 4, bmirror'ı netflix'e kaptırdı denmiş. hayır. c4 diziyi iptal etmişti. netflix de brooker'la anlaşarak diziyi satın almıştı. yani kaptırma gibi bir durum yok. tabii iptal etmeleri salaklıktı, hem kendilerine, hem de bmirror'a zarar verdiler. zira o enfes ingiliz havası gitti, yerine sikko amerikan havası geldi son sezonda -çünkü amerikan yapımı oldu-. şimdi bmirror'ın boşluğunu electric dreams'le doldurmaya çalışıyorlar. gene her bölüm farklı öykü-farklı ekip konsepti mevcut ama dediğim gibi dizi kaliteli değil bana göre. ilk 3 bölüm epey sıkıcı ve vasattı. yukarıda da belirtilmiş. ilk bölümün (setlerin) sahteliği fazlasıyla belli oluyordu. diyaloglar kötü, karakterler kötü, oyunculuklar da. hiçbir şey oturmamış. sıkıcıydı. yarısında kapattım. 2. bölüm de öyleydi. 3. bölüm bir nebze daha iyiydi. black mirror'a konu olarak yakındı ama iyi işlendiğini düşünmüyorum, önceki bölümlerden daha iyi olsa da vasatı aşamıyor bu bölüm de. pek sevdiğim tuppence middleton'ı izlemek bir yere kadar keyifliydi. 4'ü es geçip 5'e daldım. sezonun şimdilik en iyi bölümü olmuş.
  • s01e05'de inception ve black mirror kirmasi, gercekligin sorgulandigi bir senaryo ile simdiye kadarki en iyi bolumunu izletmistir. hiddetle tavsiye olunur.