şükela:  tümü | bugün soru sor
  • dün akşam yoğun yağmurlu havada bölgedeki trafoya yıldırım düşünce uzun bir süre elektriksiz kaldım. o an yemekteydim. bir anda elektrik gidince evet bazı şeylerden yoksunlaşmıştım ama sanki üstümden bir yük kalkmış, şöyle bir silkinmiş ve bir duygu derinliğine girmişim gibi hissettim. nasıl desem daha analog, daha samimi, daha insani, daha paylaşımcı. bir şeyler sessizleşti, duruldu. dışarıda doğanın sesini daha fazla duymaya başladım. mumlar yakıldı. radyo açıldı. türk sanat musikisi çalan bir istasyon bulundu. valide hayal meyal hatırladığım eski gazyağı lambalarından, ispirto ocaklarından bahsetti. babam ülkeye radyonun ilk geldiği yılları, radyo dinlemenin bir ayrıcalık olduğunu anlattı. içimi böyle bir huşu kapladı. sohbetin yoğunlaştığını ve derinleştiğini farkettim. o mumun ışığı ayrı bir keyifli gelmeye başladı gözüme. başka zaman çalsa belki de çok yüzüne bakılmayacak radyodan sanki buram buram huzur akıyordu o an. bir anda sıradan gibi duran bir çok şey daha bir kıymetlenmiş, ekstra anlamlar kazanmıştı. garip ama sanki her şey daha keyifli ve sevecendi.
    sonra elektrik geldi. şak diye bir aydınlanma yaşadık. ben teknolojik oyuncaklarıma geri döndüm ama onunla birlikte mum da söndürüldü, radyo da kapatıldı, sohbet de bitti, doğanın sesi de artık duyulmaz oldu. elektrik kesildiğinde niye her defasında heyecanlandığımı, elektrik geldiğinde de neden ufak bir keyifsizlik yaşadığımı daha iyi anladım. ağzıma çalınan ve tadı damağımda kalan bir parça duygudan sonra tekrar mekanikliğe kaldığım yerden devam edecektim çünkü...