şükela:  tümü | bugün
  • görevlerini hakkıyla yerine getirmek için her türlü riske giren insanlardır.
    bugün bizim evdeki bozuk lambayı tamire gelen bir tanesi kontrol kalemini kullanarak lambaya elektrik ulaşmadığı sonucuna vardı. sonra lambayı sevk ve idare eden düğmeyi kontrol etti. orada da elektrik olmadığını saptayınca "ulan acaba kalem mi bozuk dedi". ve sıkı durun. parmağını yalayıp çıplak tele önce hızla dokundurdu, sonra resmen tuttu. tutmasıyla "hassktir" diye bırakması bir oldu. harbi kalem bozukmuş.

    evet, sizin gibi ben de, kontrol kalemini çalışan bi prize sokarak denerdim. ama o yapmadı.
    (bkz: türk tamircisi en asil duygunun insanıdır)
  • dünyanın en rahat meslek grubu

    zaman konusunda benim denk geldiğim ustalar mı gevsek diyordum ki buraya da herkes aynısını yazmış.

    dün mutfağın aydınlatma sistemi yandı ve sigorta patladı acil olduğu için geçici kutu koyup birkaçını devre dışı bıraktı. bugün de yeni sigorta kutusu alıp mutfak lambasını takacak. banyoda da ampullerden biri patlaktı gelmişken onu da yapsın dedim.

    9'da müsaitmiş. önce 10'da evden çıkmam lazım dedim yetişmez deyince 4'te gelseniz olmaz mı dedim? doluymuş beyefendi. tamam 11.30 olsa biter mi dedim biter dedi. 11.30'da evden çıkmam lazım diye anlaştık. 10.30'da geldi telefonla bir yere çağırdılar gelirim birazdan diyor, bana da dönmüş "ben dörtte gelip devam etsem olur mu?" diyor. olmaz çünkü 11.30 dediniz diye hasta saatimi kaydırdım dedim.

    girdiği gibi banyoya gitti sonra bunun duyunun değişmesi lazım dekupajla burayı kesmem lazım dedi. hayır hiç aciliyeti olmayan kısım bu banyoda onun dışında lamba var ve yeterli oluyor. saat 11 oldu hâlâ banyoda acil olan sigortayı mecbur değiştirecek kalırsa iş kaybetmeyeyim mantığında galiba.

    mutfak karanlık yemek yapamıyorum sabah karanlıkta kahvaltı yapıyorum neyse de sigorta kutusu alev alacak ölüp gidecegim. ama banyonun ikinci ampulü ona göre daha acil.

    bir de genelde 10-16.00 arası çalışıyormuş o da canları isterse. nasıl bir gevşeklik bu ya?! neyse gidip ustaya söyleneyim biraz da.
  • yanlis taktigi avize zirt pirt ampul patlatip durdugunda tekrar cagirinca gelip avizeyi sokup bakmak yerine baska ampul takan, e avize baglantisina bakin bi bu da patlasa nolacak deyince bu ampul baska ampul patlamaz diyen, o baska ampul de patlarsa goturup avizeyi degistirmemi soyleyen, hatali taktigi avizeye yeni ampul takmaya geldigi icin ucret alan versiyonlari var.

    o baska ampul de patladi. avizeyi iade etmeden once baska biri daha kontrol etsin dedim ki hatali takildigini ogrendim bu sayede. ustadan yol olmaz arkadas.
  • dünyanın en iyi mesleği olabilir henüz emin değilim ama mesleğimi bırakırsam bu işe girebilirim. şöyle ki 20 gün odadan çıkmayıp ders çalıştığım sırada odamın karşısında bir inşaat vardı. iki üç güne bir yarım saat bir saat kadar iki adam gelip evde sigara içip gidiyorlardı. işte bazen tavandaki ışığa falan bakıyorlardı hele bi tanesi o kadar rahat bir adamdı ki insan çalışırken bu kadar rahat olabilir mi ya? sıfır stres sıfır risk rahat lan ben günlük hayatımda o kadar rahat değilim! işte o sıra karar verdim dünyanın en iyi mesleğinin elektrikçilik olduğuna sadece belki maddi durum sıkıntı olabilirdi. onu da bugün öğrendiğim kadarıyla o bina 2 katlı elektrik ve su tesisatı döşemesi için 3000 lira alcaklarmış. yeter daha ne olsun..
  • sanayi tecrübeleri yazı dizimdeki ikinci entry bu arkadaşlar hakkında olacak. bu entryde bahsettiğim meslek “oto elektrikçiliği”dir.

    içlerinde iş bilmez, yavşak, kazıkçı olanları kadar, gerçek bir sanatkar olanları da vardır. sanayilerde gördüğüm en teknik çalışan meslek grubu bu arkadaşlardır. yine de iyi çalışmaları, korkunç derecede kazıklanmadığınız anlamına gelmez.

    oto elektrikçileri aslında iki gruba ayrılır:

    1. kasaplar
    2. sanatkarlar

    kasapları ele alacak olursak, bu arkadaşlar aslında mesleği bilmezler (iş bilmezlikleri yanıltmasın, kolaylıkla 500lük olabilirsiniz). gösterge panelinde bir uyarı ışığı yandığında ampulu sökerler veya lambayı yakacak sensörleri kesip kandırırlar. örneğin aracınızda airbag ışığı yanıyor ama araçta airbag mevcut diyelim. araçta bulunan ve çalışması hayat kurtarabilecek bir sistemi bu arkadaşlar ya direnç ile kandırırlar, ya da airbag ampulune marşa bastıktan sonra ortalama aynı zamanlarda sönen şarj, hararet, benzin lambası gibi uyarılardan tesisat çekerler. buna güvenip araca baktırmadan aldınız veya ekspertiz anlayamadı (airbag yoksa bir ihtimal anlaşılır ama gösterge paneli içinden tesisat çekilmişse onu ancak göğsü söktürüp anlayabilirsiniz ki araç alım satımında imkansızdır), olası bir kazada direk vebali bu arkadaşlardadır. yine eski model bir çok aracın kolayca çalınmasının nedeni, bu arkadaşların immobilizeri iptal etmeleridir.

    90 ve üstü model renaultlarda ön fren diskleri bitmesine yakın yanan bir uyarı vardır (toros hariç hemen her renault’ta bulunur, fren balataları zaten yan sanayi bile olsa genelde bir fiş ve soket ile gelir). bu özelliği kaçınız biliyor? kimse bilmez. bunun nedeni, kasap ustalarımızın o kablo veya tesisat şase yaptığında kabloyu kesip düz bağladığından dolayı, zamanının ilerisinde olan bu özelliği; yurdum insanı neredeyse hiç kullanamamıştır.

    2. tip olan sanatkar ustalar ise işlerini titiz yaparlar. genelde takıntılı adamlardır, yarım yamalak iş yapmazlar. tabi işin sonunda çıkan fatura da kallavidir. özellikle aracın tesisatını yapıyorlarsa kapı 1000-1500 liradan açılır. bol aksesuarlı mercedes, bmw, jeep vb araçlarda 10.000 liraya yaklaşabilir faturanız. zaman alıcı ve çok dikkat gerektiren bir iş olduğu doğrudur ancak kullanılan malzeme para değildir ve %99 kazıklanırsınız. zira genellikle tesisat yanmamış ise 1-2 kabloda veya sokette kopukluk vardır. avometre ile sensörün çıkışı ile ecunun giriş fişindeki direnç değerine göre (kablo kopuksa devre tamamlanmaz, korozyon varsa direnç yüksek çıkar), aynı uzunlukta bir kablo çekilir, tesisat genel olarak yeniden makaronlanır, izole bant ile üstünden geçilir, siz komple yeni tesisat yapıldı sanarsınız. sorun çözülmüştür çözülmesine ama aynı tesisat, başka noktalardan zaman içerisinde sorun verdiğinde aynı rakamı yeniden vermekten kaçınırsınız ve birinci gruptaki kasaplara yönelirsiniz. oysa ustamız istediği rakamın işini yapıp, uğraşıp, tesisatı komple yenileseydi; aracın elektroniği ömürlük olacaktı.

    işte ülkemizdeki ikinci el araçlar, özellikle eski ise, böyle bitmektedir. kazıkçı ustalardan bıkan kullanıcılar kasap ustalara yönelip, aracı elden çıkarana kadar idare edecek çözümlere yönelirler. piyango size çıktığı taktirde, ocağınıza incir ağacını dikiverirler.

    bazı elektrikçiler beyin tamiri vb şeyler de yapabilmekteler. eğer parça bulunabiliyor ise yurtdışından, genelde ebayde uygun rakamlara satılan remanufactured ve garantili beyinlere yönelmenizi tavsiye ederim. ülkemize göre çok daha dürüst şekilde çalıştıkları için, randıman alırsınız. parça bulunamıyorsa veya aşırı pahalı ise, çok iyi bir araştırma yapmak kaydı ile, ülkemizde de tamir olanağı mevcuttur. randımanlı tamir yapan ustalar gördüm. siz yine de mutlaka yazılı şekilde garanti isteyin.

    tanım: bol kazanan, lakin bir o kadar da adam kazıklayabilen meslek grubu.
  • bunlar kadar disiplinsiz bir meslek grubu daha varsa elektrikçi olayım.

    hayatım boyunca karşılaştığım hiçbir meslek erbabına benzemeyen bu arkadaşların kitabında randevu, sadakat, sözünde durma gibi kelimeler yazmıyor kesin. karılarının her talebine "tamam", "evet" falan deyip bildiğini okuyan ve bunu bir tarz olarak benimsemiş kocalar gibiler. e işin varsa işim var de, zaten elimiz mahkum bekleyeceğiz seni senin belirleyeceğin saatte, hatta günde. sen "ancak yarın gelirim ben" desen yerine koşup gelecek meslektaşın mı var sanki, korkma. 'birazdan gelme', 'bir kaç saate gelme' gibi yuvarlak laflara doyalı çok olduğundan, hem elemana vakit sağlamak hem de kendine 'e sen sıkıştırdın' dedirtmemek için zaman geniş tutulur; sabah aranır, "çokkk acilll" sorununuz için öğleden sonraya davet yollanır, "taabii taabii"ler dinlenir.

    akşam olur.

    ertesi gün olur.
  • yaptıkları işin ciddiyetinden bihaber olanları da var bunların.

    mutfak ışıklarında sorun var çalışmıyor günlerdir. bunu yaptırtmak için girdim bir elektrikçi dükkanına, bey amcaya söyledim arızayı, çalışmıyor deyu.

    b- böyle böyle sorun, çalışmıyor.
    e- duy bozulmuş ben sana vereyim sen bile takarsın.
    b- iyi de ben bu işten anlamıyorum, siz gelin takın.
    e- yahu kolay bunu takması, ne var? iki kabloyu böyle diğer uçlara bağlarsın.
    b- kime göre, nere göre kolay? bu işin ehli değilim ki ben.
    e- ya bunu takmaktan kolay ne var, iki kablo altı üstü, diğer iki uca bantlayacaksın.
    b- sen bilgisayar kurabiliyor musun?
    e- hayır. nereden bileyim?
    b- ha işte çok kolay aslında yapması, benim de işim bu, ama bana kolay.
    - ...... (cevab veremezsin tabi)

    böyle bilmişlik taslayınca sevgili esnafımız ben de, "parasıyla değil mi yahu? gelmiyorum dersin olur biter" deyip çıktım. gittim başka bir elektrikçiye, adam geldi, sorunun sadece duydan kaynaklı olmadığını, sigorta sisteminden kaynaklı kısa devre olduğunu buldu. hatta tehlikeli olduğunu belirtip ne gerekiyorsa yaptı.

    şimdi diğer ukala dümbeleğine uyup, kahramanlığa soyunsam belki de cızbız olacaktım ulan! daha sigortayı kapatırken çarpılacaktım.

    ve işin özü; yaptıkları iş, riskli ve bilgi gerektiriyor. o yüzden bu tür atraksiyonları evde tek başınıza denemeyin canlar.
  • (bkz: ceyrancı)
  • genellikle yaptıkları işler de hatalarda görülmez.bir bakmışın çarpılıvermişin, hoş tutulası gönlü yapılası meslek grubundadır.