şükela:  tümü | bugün
  • a.b.d'de bazı hükümlülerin cezalarını evlerinde çekmelerini sağlayan cihaz. belli bir bölgenin dışına çıkılması durumunda alarm verir ya da karakolu arar
  • adalet bakanı sadullah ergin' in açıklamasına göre, ceza infaz yasası’nda yıl sonuna kadar değişikliğe gidilerek ülkemizde de kullanılmaya başlanacak ceza çekme aparatı.

    "buna göre; abd ve avrupa’daki gibi tutuklulara elektronik kelepçeli denetim uygulanacak. böylece ayak bileklerine takılan elektronik bilezikle zanlıların 24 saat boyunca nerede olduğu izlenecek. zanlılar ihtiyaç olması halinde çağırılacak. yeri bilindiği için kaçamayacak. suçlular için hapis cezası yerine ceza süresi kadar okul, hastane, huzurevi gibi kamu kurumlarında çalışma uygulaması getirilecek.

    açık cezaevlerine nakil kolaylaştırılacak. elektronik kelepçe ve kamuda çalışma uygulamasının iyice dolan cezaevlerini de büyük ölçüde boşaltması bekleniyor."

    haber böyle. açıklama tepeden inme. altyapısı yok, ortada fol yok ama yımırta maşallah herkesin altında. ya da şöyle de denilebilir. yımırta göte dayandığı vakitlerin açıklamaları var bizim memlekette.

    ama mesela, suç, suçlu, suça iten sebepler ve cezalandırılma yöntemleri kavramları üzerine hiçbir şey konuşulmuyor ne yazık ki. adaletin olmadığı bir yerde elektronik pranga ne fayda sağlar. ülkeye elektronik pranga getirecek şirketlere para kazandırmaktan başka ne işe yarar?

    aslında hepimize pranga taksınlar olsun bitsin. çünkü toplumdaki herkes potansiyel suçlu ya da kendisini öyle hissediyor, hissettirenlerden mütevellit.

    ülkemizdeki cezaevlerindeki doluluk oranı had safhada. okullar bile cezaevleri kadar dolup dolup taşmıyordur kanımca. yenilerini yapalım cezaevlerinin, olmazsa da pranga vuralım suçlulara. güzel iş. kılçıksız balık, yağsız et. oh mis.

    iyi güzel de, insanlar neden suça yöneliyorlar? suçu cazip kılan sebepler neler? suça itilenleri kimler arkasından ittiriyor? suç ve psikolojisini yaratan etkenler neden var? bunlarla ilgili kafa yormak, iyileştirme yapmak yok! toplumun suç ve suça bakış açısını bireysel bazda değerlendirerek akıl ve vicdanı sağlıklı nesillerin yetişmelerine önayak olacak bir proje yaratmak yok. "neden cezaevleri doluyor?" un sebeplerini araştırmak ve bunu önlemek için hiçbirşey yapılmıyor ama prangaya gelince iş elektroniği getiriliyor ülkeye maşallah. devletimiz hiçbir masraftan kaçınmıyor.

    suçun cazip kılındığı bir memlekette herkesin suça bulaşması normaldir. suç kavramı dar çerçevede değerlendirilecek bir olgu değil. bizimki gibi, kayıp trilyon davasından suçlu bir cumhurbaşkanının en tepede olduğu bir devletin, hakkında bir sürü suçlamanın dosyalarda çürüdüğü bir hükümetin yönettiği ülkede e tabi ki suç güzel bir şey olacak. suçun cezasız kalacağı aşikar, toplumun altbilinci bunu böyle idrak ediyor ve uzun süreli belleğine yerleştiriyor. bakın ülkemize, hergün suç işleniyor. her yerde! her an. örnek o kadar çok ki. ev sahipleri, sözleşme yapıyor; vergi vermemek için kirayı az gösteriyor!, trafik suçlarına bakın, cezayı kesen polislere bakın!, vergi kaçıranlara bakın, kara para aklayanlara bakın, kaçak elektrik kullananlara bakın, öğrenci velisinden kayıt parası alan okul müdürlerine bakın, rüşvet alan tapu kadastroculara bakın, kaçak binaları yapanlara bakın, bıçak parası alan doktorlar, serbest piyasa ayağına haksız kazanç sağlayanlara, gıda - yemek sektörüne bakın, tarihi eserleri yurtdışına kaçıranlara bakın, telif haklarına bakın, v.s. v.s.

    örnek o kadar çok ki, yazmakla bitmez. bir çoğu her gün, her an yaşanıyor. bu kumpasın içinde yer almak istemeyenlerse ya iftiraya uğruyor, ya düşünce suçlusu oluyor. kısacası yok ediliyor. bu kirli düzenin çarkları arasında eziliyor.

    ve suçu işleyenler hep kazanan oluyor. dikkat edin, suç kazandırıyor. e böyle bir algılayışta adaletin yüksek standartlara ulaşması beklenebilir mi? adalet demişken, o da suçun kendisine benziyor. suçun içinde boğulan bir adalet var bizde. mardin' deki tecavüz vakasındaki cezalara bakın. insanı tecavüze sevkediyor. erbakan' ın yediği trilyon davasına bakın; insanın parti kurası geliyor. abdi ipekçi, hrant dink davalarına bakın, insanın katil olası geliyor, tansu çiller' e bakın, mehmet ağar' a bakın, bakın, bakın, bakın şaşakalın. hepsi de krallar ve kraliçeler gibi yaşıyorlar

    bu tür etme-bulmama, neden sonuç döngüsünün olduğu bir toplumda yaşayan genç nesillere suç çok olağan görünüyor. toplumumuzda 15-25 yaş arasındaki gençlerin eğilimlerine şöyle üstün körü bir göz atın, mafyavari, çete modlu oluşum ve silah seviciliği, kavga, vurdu kırdı, şiddet, kolay para kazanma sanatlarına yönelim heryerlerinden vıcık vıcık akıyor.

    adaletten bahsedenler ve adaleti elinde tutanlar onun canını yakmasından korkanlar!
    bu grup dışındakiler ise adaletin orantısız kantarı altında hakkını aramaya çalışanlar.

    suçtan suçluyu çıkarma işlemine dönmüş adalet.
    ne kadar yazık ve vahim bir tablo.

    toplumda, toplumu oluşturan bireylerin adalete olan inancı sıfırın altına düşmüş. ne kötü, yazık!
    cezanın uygulanmadığı yerde suçtan suçmuş gibi bahsetmek ne kadar olağandışı bir durum?

    suçu toplumun hafızasında adına yaraşır bir hale getirmek için, ülkemizdeki tüm genel vicdani, ahlaki, adalet kavramlarının kökten bir dönüşümle değiştirilmesi gerekiyor. çok zor olan bu ütopya çok uzun zaman sonra insanlarımızın temel hak ve özgürlüklerin içine doğacağı bir toplum düzeni yaratabilir. şimdi için değil yarın için elektronik prangasız bir toplum lazım bize.
    akıl haritamızda cezaevlerine değil özgürlüğe bireysel aydınlanmaya ihtiyaç var çünkü.

    entryimi ferdi tayfur' un "prangalar" şarkısıyla bitirmek istiyorum. ne de olsa yakında hepimizin ağzında elektronik versiyonuyla dolanmaya başlayacak;

    ...prangalar vurun ayaklarıma
    kelepçeler takın kollarıma
    uçurumlar kazın yollarıma
    sürgüleri sürün kapılarıma
    umut bırakmayın yarınlarıma...
  • (bkz: cep telefonu)
  • inanılmaz bi ihtiyaç olduğu halde ülkeme bi türlü gelmeyen nane. yahu adamlar kullanıyor. hazır önünüzde olumlu örnekler mevcut. yahu adamın delil karatma ve birine zarar verme konumunda değil, hakimin karşısına çıkmak için aylarca bekliyor. yani adam dışarda olursa ağzına da kelepçe takamazsın. kurt düşüyor işte insanın içine böyle. ve yaklaşması dahi yasaklanmasına rağmen, adam gidiyor karısını hastahanede delik deşik ediyor. kadın ölmeden önce alenen tehdit edildiğini bildirmiş. bu da kadın cinayetlerine bi önlem değil midir? yok ama onun yerine kadının sırtından hançer gibi saplanmış bıçağı, yayınlıyalım. sonra da kadın cinayetlerine dikkat çekmek için yapıldı diyelim. sonra biri talk show programında 'f.a o görüntüleri yayınlamasaydı biz şimdi bu konuyu belki konuşmayacaktık'' falan desin. ya sen konuşunca adam karısını öldürmekten vaz mı geçiyor? onun yerine bu işler nasıl engellenir onun hakkında bi fikir yürüt. konu dağıldı ama umarım en kısa zamanda kullanılmaya başlanır.
  • hollanda daki hapislerin kapanmasına büyük yardımı olan ve bizim ülkemize halen kasıtlı olarak uygulamaya sokulmadığını düşündüğüm sistemdir...

    http://sosyalmedya.co/…nda-hapishaneleri-kapaniyor/

    elektronik pranga bizim ülkemiz cahillerine tam uymaktadır. çünkü bu prangayla dolaşan kişi mahallesinde bilinecek ve bu da kişide ben ne yapıyorum sorgulamasını daha verimli yaptırabilecektir. mevcut durumda hırsız yakalanıp bırakıldığı için tıpkı cezalandırılmamış çocuk gibi, cezaevine ; yapıp giriyor yapıp giriyor. ve çözüm olmuyor haliyle. siz bu sistemi getirirseniz hem belli bölgeden çıkamayacak hem de normal bir yaşam sürmenin artılarını görmeye başlamak zorunda kalacaktır. tabi devlet de bu kişiye iş verecek rehabilite edecektir. bi başına bırakmayacaktır. zaten hapislerden yapılan tasarruflar ile bu dediğimin yapılması çok daha kolaydır.

    tabi konu şu : bunu yapmayı istiyorlar mı ? bence terör ve suç oranları çok işlerine geliyor...
  • şu an o mahkumların hissettiklerine yakın hisler yaşıyoruz resmen.

    normal hapise göre çekilebilir uygulama.