şükela:  tümü | bugün soru sor
  • adorno,marcuse ve horkheimer tarafından oluşturulan akım. (bkz: frankfurt okulu)
  • walter benjamin tarafından kurulan, birinci frankfurt okulu olarak da adlandırılan felsefe akımı. eleştirel kuram başlı başına bir okul olarak görnülmekte ve 20'nci yüzyılda eleştirinin yeniden doğuşunu (rönesansını) gerçekleştirdiği kabul edilmektedir.

    bununla birlikte, walter benjamin'in bizzat: "eleştirinin düşüşünden şikayet edenler aptallardır. zira onun zamanı çoktan dolmuştur" demesi (einbahnstrasse adlı eserinde geçiyor) düşündürücüdür.
  • critical theory, namı diğer eleştirel kuram, kurulu düzeni (prevailing order) doğal bir sonuç olarak kabul etmeyen bir düşünme şeklidir. bu teori iç politika, kimlik, ve dış politika gibi birçok konuda öngörülerde bulunmuştur. ancak benim bu entry kapsamında ele almak istediğim kısmı uluslararası ilişkilerle ilgili olan kısmıdır.

    öncelikle belirtmek gerekir ki, eleştirel kuram, tıpkı diğer post-positivist teoriler gibi, teoriyi geleneksel yaklaşımlardan çok farklı bir şekilde inşa eder. bu noktada robert cox'un teori tanımına bakmakta yarar var. cox'a göre teori her zaman bir amaç ve birileri içindir. cümle pek birşey ifade etmiyor gibi görünse de, aslında geleneksel teori tanımından kesin bir kopuşu temsil ediyor. buna göre, geleneksel yaklaşımlar teoriyi değerler ve normlardan tamamen arınmış bir alan olarak görüyor. bunun karşısında cox'un tanımında ise, (genel olarak tüm eleştirel kuramcılar tarafından paylaşılmakta) teorinin insani, tarihsel ve sosyal bir yönünün bulunduğu belirtiliyor ve bunun değerler ve normlardan bağımsız inşa edilmesinin imkansızlığının altı çiziliyor.

    ikinci olarak, (ki benim en hoşlandığım kısım budur) cox problem çözen teoriler (problem-solving theories) ve eleştirel teori arasında kesin bir ayrım yapıyor. buna göre, problem çözen teoriler,-cox bunları muhafazakar (conservative) ve gelenekçi (traditionalist) teoriler olarak da adlandırmakta-, kurulu düzeni doğal bir sonuç olarak kabul edip, bunu olduğu gibi alırlar ve amaçları bu düzeni iyileştirmektir. bunun karşısında ise, eleştirel teoriciler bu düzeni doğal bir sonuç olarak kabul etmektense, bu düzen içinde kendilerince sorunlu gördükleri noktalara kaynaklık eden sosyal ve tarihsel süreçleri ortaya koyarlar, dahası, kurulu düzeni iyileştirmek gibi bir çabaları yoktur.

    varmak istediğim bir sonuç var aslında. bugünlerde pek bir moda israil'in gazze'yi bombalaması ile ilgili olarak görece sessiz kalan uluslararası organizasyonları eleştirmek. işte bu tam da cox'un problem çözen teori diye isimlendirdiği şeye işaret etmiyor mu? yani yaptığımız şey kurulu bir düzenin içinde gelişmiş bir aksiyon birimini, yine o olaya sebebiyet veren düzenin ilişkileri içerisinde eleştirmekten öteye gitmiyor. hal bu ki, bugün israil'in gazze'den çıkmasını, hatta tepesine binerek filistin halkları'ndan özür dilemesini bile sağlayabiliriz ancak gelecekte karşılaşacağımız x devletinin y devletini muhtemel işgalini ve yeni kıyımları engelleyebilmek için garanti verememekteyiz.

    öbür tarafta bu düzene kritik bir şekilde bakıp yeni bir düzen önerdiğimizde böylesi kıyımları kesin olarak engelleyebileceğimiz gibi bir sonuç da yok. ancak en azından sığ bir eleştirinin içine atlama kolaycılığından kaçınmış ve ideal bir düzen için yeni bir sayfa açmış oluruz belki...

    zaman zaman bu kuram kapsamında belli iç politik konuları ve kimlik sorunlarını da ele almaya çalışacağım. başka entryler, başka günler...
  • marksizm düşünce yapısından gelişen bu metodolojik yaklaşımı neo-marksist yaklaşım olarak adlandırmak mümkündür.
    eleştirel teori, german scholars olarak adlandırılan, bir çoğu abd’ye sürülmüş küçük bir grup tarafından öne sürülmüş ve geliştirilmiştir.teorinin önderliği ve yol göstericiliğini robert cox ve andrew linklater üstlenmiştir.
    eleştirel teoristler; pozitivizm yaklaşımının temel gerçek olarak kabul ettiği 3 ana maddeyi reddederler. söz konusu maddeler şunlardır:

    1) an objective external reality -objektif harici gerçekçilik
    2) the subject-object distinction- konu-nesne ayrımı, farkı
    3) value-free social science- değer yargıları- özgür toplumsal bilim

    eleştirel teoristlere göre; sabit sosyal kanunlarla uyum içinde işleyen dünya politikaları ya da küresel ekonomiden bahsetmek mümkün değildir. her şeyin toplumsal olduğunu savunan bu teori ek olarak uluslararası ilişkilerinde tarihselliğini vurgular.
    sosyal dünyayı yer ve zamandan müteşekkil bir inşaat yapısına benzetirler ve bu benzetme akabinde uluslar arası sistemin tanımını da en güçlü devletlerin oluşturduğu daha karmaşık daha özel bir inşaat yapısı olarak nitelendirirler.
    eleştirel teorist düşünce yapısına göre siyasi, ahlaki ya da ideolojik her ne olursa olsun bilgi asla tarafsız olamaz. çünkü tüm bilgiler onu var eden gözlemcilerin sosyal ilgi alanlarına yansıyan şeylerden oluşturulur. bilgi sosyal bilimcilerin bakış açılarınca üretildiği için her zaman önyargılıdır.
    özetle; eleştirel yaklaşım teorisyenleri bilginin doğal olarak siyasi olduğunu öne sürerler ve bu doğrultuda sosyal bilimler ve sosyal bilimcilerin güç denen kavramın en büyük enstrümanları olduğu tezini savunurlar.
    uluslararası ilişkilerde eleştirel teori devlet ve devlet sistemlerinin sınamalarınca kuşatılabilir bir yaklaşım değildir ancak dünya genelinde var olan güç ve baskınlığın üzerinde odaklandığını söylemek daha doğru olacaktır.
  • genellikle pozitivizm ve modernizm ile onların türevlerini eleştiren bir teoridir. hatta modernizmi eleştiren post-modernleri bile eleştirir. bilginin asla objektif olamayacağını savunurlar. daha doğrusu doğa bilimlerinin bilginin tek geçerli türü olarak kabul edilmesine karşılardır. uluslararası ilişkilerde ise bu teori ilişkilerin yalnızca devletler arası ilişkilerden ibaret olmadığını anlatmaya çalışarak realizme de bir eleştiri getirirler.

    cox, linklater, horkheimer critical theory bayrağını taşıyan insanlardır fakat onlara da habermas ve gramsci gibi teorisyenler destek olmuş, bazen de yol göstermiştir.
  • frankfurt okulu'nun (adorno, horkheimer, marcuse vd.) felsefi yaklaşımının genel adıdır. frankfurtçular, aydınlanmayı "totaliter" bir olgu olarak değerlendirip eleştirel yaklaştılar. onlara göre araççıl akıl "dünyayı efsanelerden kurtarmak" adına yeni efsaneler yarattı. bu yeni yabancılaşma türü bilimi de etkiledi. her şeyi teknik yarar ve kişisel çıkara indirgedi. horkheimer'a göre akıl öznelleştirildi, bir manipülasyon aracına dönüştürüldü ve aklın özerkliği son buldu. eleştirel kuramın marks eleştirisi de akıl kavramı üzerinden gelişir. marks, kapitalizm eleştirisini yaparken egemenlik biçimlerinin maskesini düşürmüş ancak aklı bundan sorumlu tutmamıştır. horkheimer ve adorno bu nedenle marks'ın ideoloji eleştirisini kabul etmezler. çünkü marks'ın kapitalist çelişkilerin üretici güçlerin genişlemesine yol açacağı alternatif çözümle, yani bunun araççıl aklın genişlemesiyle olacağı tezini olası görmezler.

    eleştirel kuramcılar kitle kültürüne yönelik söylemler de geliştirmişlerdir. onlara göre "kitle kültürü" kendiliğinden oluşmaz. bir kültür sanayisi tarafından yönlendirilir. pasif, sorgulamayan bireyler yaratmayı amaçlayan kültür sanayi yeni olan her şeye kuşkuyla yaklaşır. ama kendi satış stratejisi, piyasaya sunduğu her şeyi yeni olarak pazarlaması üzerine kuruludur.

    eleştirel kurama yönelik en güçlü eleştiri yine bir frankfurt okulu öğrencisi olan habermas'dan gelmiştir. habermas eleştirel kuramın modernizmin kazanımlarına haksızlık ettiğini savunur. eleştirel kuramın iktidar ve egemenlik ile aklı birbirine karıştırdığını ileri sürer.
  • çok farklı görüşleri içinde barındıran ve zaman zaman frankfurt okulu olarak anılan eleştirel teorinin temel varsayımları genel olarak şöyle özetlenebilir.
    1. dünyanı anlamamız için öncelikle kapitalizmın yarattığı temel ekenomik ve sosyal güçleri anlamamız gerekmekde.
    2. devletler ve kurumlar, öncelikle evrensel kapitalizimi desteklemekde yerine getirdikleri işlevler açısından incelenmelidir.
    3. gerçek dünya vardır ancak onu anlamamız eleştirel düşünceninve yansimanin ürünü olan fikirler, kavramlar ve teoriler aracılığı ile olur.
    4. tüm bilgi ideolojikdir. bilgi belli sosyal grupların değerlernın, fikirlernin ve özellikle de çıkarlarnın bir yansımasıdır.
    5. kültür ve ideoloji var olan ekenomik ve sosyal düzeni desteklemde ya da meydan okumada kullanılabilecek önemli ve güçlü araçdır.
    6. uluslararası politika statükoyu destekleyen veya ona karşı çikan farklı sosyal gruplar arasındaki bir mücadeledir. (bkz: robert cox)
    7. siyasi eylem yoluyla breyler var olan yapılara meydan okuyabilirler.
    8. teori degişimin önündeki engelleri ortaya çıkarmaya yönelik olmalıdır aynı şekilde bilgi de insanlığın kurtuluşuna adanmalıdır.
    (bkz: hegemonya)
    (bkz: antonio gramsci)
    (bkz: jürgen habermas)
    (bkz: erich fromm)
  • esasında horkheimer'ın marksizmi tanımlamak için kullandığı bir kod sözcüktür.