şükela:  tümü | bugün
  • en kaba tabirle "asansör sunumu" manasına gelen kavram. kısaca, bir projeyi bir yatırımcıya asansör yolculuğu süresince (yaklaşık 60 saniye) anlatabilme sanatı olarak özetleyebiliriz.
  • uçaklarda bulunup uçağın burnunu yukarı veya aşağı doğru yönlendirmeye yardımcı olan nasıl çalıştığını merak ettiğim bir sistem
  • asansörde (yada ayaküstü herhangi bir yerde) bir fikri üç dakikada karşıdakine anlatıp dikkatini çekme amacı taşıyan sunum. arkadaşlar arasında kendimizi sunum yapılan yerine koyup bu kavramı "asansör piçi, kafa ütüler" e çekmişliğimiz vardır.
  • dündü heralde. dün olması lazım. paso unutuyorum. ama dündü he.

    bizim eski şantiyeden bir mimar arkadaşı yeni iş yerinde ziyarete gittim. arkadaş dediğim de abi yani. yüzüne abi diyip arkasından arkadaş diyince kendimi çok afedersiniz biraz puşt gibi hissetmedim desem yalan olur. neyse, gittiğim yer şimdi ismini veremeyeceğim ama türkiye'de sayılı inşaat şirketlerinden birinin ankara merkez ofisi. gidince biraz oturduk muhabbet ettik. azıcık koltuğa alışıverince de "abi hani kahve de ısmarlamıyorsun yea" diyip gevrek bir rahatlık sergiledim, adamı kaldırıp sıcak su almaya gönderdim. modern ofislerde kahvenizi kendiniz alırsınız. ona göre. bizimki gitti sıcak suları doldurdu, geldi ofisin kapısına dikildi. camın arkasından kaş göz yapıp kapıyı açmamı işaret etti. kapıyı açtım ve kapının önünde iki tane adamla göz göze gelmiş bulunduk. arkadaş içeri girdi, dışardakileri yine kaş göze yaparak gösterdi ve; "kapının önündeki patron, diğeri de genel müdür yardımcısı" dedi.

    arka tarafta kahveleri karıştırıyorduk ki; patron içeri girdi. az önceki kaçamak bakışmalarımızın hesabını alırcasına, çalışanları selamlayıp hal hatır sorduktan sonra bana bakıp: "arkadaş kim?" dedi. zira, orada zibidi gibi bağrı açık gömlek, kot ve spor ayakkabısı olan tek kişi bendim. bizim abi, "benim misafirim" diye araya girince "tamam misafirinizle tanışalım" deyip yanına buyur etti. o sırada da bizim abi "sametciğim xx bey şirket sahibidir" diye adamı bana takdim etti(?!).

    yanına doğru yürümeye başladım.

    ***************************

    boğaziçi son sene. inşaat mühendisi olmamak için köprüden son çıkış. planlar, kariyer, askerlik, master diye düşünürken bir tesadüf biyomedikal mühendisliği ile tanıştım. ata akın diye bir hoca, biyomedikal mühendisliğini tanıtım maksatlı bir ders açmış. ben de tıp yazmayı düşünürken inşaat mühendisi oldum ya, inceden merak duydum. hah ha, duyan da sanır ki, direkten döndü. aldım dersi girdim. hocanın dehşet bir enerjisi var. anlatıyor da anlatıyor. enerjiyi duyan derse geliyor. dersi almayanların derse girdiğini bilirim. ilk o zaman duydum "elevator pitch" ne demek diye. hoca tahtanın bir ucundan bir ucuna koşup, bill gates'in bindiği bir asansörü yakalayan genç girişimciyi canlandırıyordu.

    ***************************

    yanına yaklaşınca sordu. "sen ne iş yapıyorsun?" (siz kaça çıkıyorsunuz)

    "inşaat mühendisiyim" (35. katın butonuna basıldı)

    hangi okuld.. mezu...şimdi ne yapı.. askerli... neden... sinpaş.. planlama..hmm...çok.ho..öyle mi?...ilahi..bak sen... hah ha ha.. ben de... çok beğend...e...ailen...kardeşin ne yapıyo..hmm.. ha hah.. çok akıllı...hmm.. eheh... ee... ben öyle düşünm... yok hayır... ilginç..bu çok doğr... ee sonra... evet... evet... doğru... ben kendimd.. biliyo... ne kadar da...tesadüf diyel... estağf.. hah ha...peki...ne zaman...askerli.. bitinc..

    (kat 35, kapı açılır)

    "gel tamam mı? xx bey arkadaşla konuşalım gelsin bol bol. akşamları uğrasın. biyere gitme sen, tamam mı?"

    (tokalaşırlar, asansörün kapıları kapanır)

    patron gitti. ofiste rahatsız edici bir sessizlik..

    sonra birazcık daha oturup, soğumuş kahvemi içtim. hepimiz biraz daha sessiz ve aslında belki içten içe biraz muzur bekledik..

    sonra müsade isteyip çıktım.

    binadan ayrıldım..

    arabaya oturdum. anahtarı çevirdim. kendi kendime 'balgat'a gidip arkadaşlarla konuşayım biraz', dedim.

    ***************************

    bir masada oturuyoruz. aylar sonra ilk defa görüşmüşüz. birdaha görüşüp görüşemeyeceğimize dair en ufak bir fikrim yok. korku var. umut var. heyecan var. anlatıyorum kendimi.. ama nasıl anlatıyorum.. zaten biyere yetişeceğim.. vakit yok.. saate bakıyoruz sürekli.. telefon çaldı çalacak.. aklıma geliyor.. önünden biraz anlatıyorum.. sonundan biraz anlatıyorum..

    gülümseyerek beni izliyor..

    sonra durup efsane cümleyi söyüyor:

    "sen sanki; usta bir satıcı gibisin. hani müşteri sattığın şeyi almayı çok ister ama kutunun içinden anlatılan gibi bir şey çıkmayacağını bilir ya. aynı işte o satıcı gibisin."

    sanki o an; asansörün kapısı kapanıyor. ben tekrar zemin kata iniyorum.

    ***************************

    işte tam bunları düşünürken nasıl olduysa gaziosmanpaşa'dan balgat'a 43 km yol yapmışım.

    tanım: ing. asansörde kafalamak.
  • (bkz: brand mantra)
  • uçakların, üç boyuttan biri olan pitch ekseninde hareket etmeleri için sahip olduğu kumanda elevator'dır. elevator ile pitch eksenindeki hareketi kontrol edebilirsiniz. muhtemelen iş hayatındaki kullanımı da buradan gelmektedir.
  • sales pitch'in bir türü ve genelde yatırımcıya yapılanı. girişimcilik eğitimlerinde özellikle vurgulanan, iş fikrinizi 60 sn içerisinde bir potansiyel yatırımcıya* bütün önemli yönlerini (özellikle nasıl para kazandıracağını) göstererek ikna edici bir biçimde anlatma olayı. girişimciliğin anavatanı amerika'da çok önem verilen bir tekniktir ama ülkemizde girişimcilik kültürü yanında yatırımcılık kültürü(hele de startuplara) de fazla gelişmediği için, biraz sırıtmaktadır, zira bu şekilde bir asansörde kıstırdığınız türk bir para babası amcaya böyle makinalı tüfek gibi iş fikrinizi anlatsanız, en iyi ihtimalle "hele bi soluklan yiğenim" der. öte yandan iş fikirleri gayet iyi olup bunu 60 saniyede olmasa bile derli toplu, özet şekilde, kimsenin içini baymadan anlatamayan bir milyon girişimci adayı gördükten sonra, bu konuda eğitimin ve kendini geliştirmenin, girişimcilik için önemini çok iyi anlamış durumdayım.

    elevator pitch'in asıl amacı yatırımcıyı sizin fikrinize yatırım yapmaya ful iknadan ziyade, sadece merak uyandırabilmek ve mümkünse bir sonraki görüşmeye randevu alabilmek üzerine yoğunlaşmalıdır. zira 60 saniyede yatırım yapmaya ikna olacak yatırımcı sayısı neredeyse yoktur. bunun yanında doğru, sizin fikriniz gibi fikirlere yatırım yapmaya istekli kişilere fikrinizi anlatmanız gereklidir. konuyla alakasız, yanlış seçilmiş, daha kötüsü fikrinizi çalabilecek kişilere karşı, anlatacağınız kişiyi dikkatle seçmeniz önemlidir.

    bu konuşmanın 6 temel soruya yanıt verebilmesi gerekir. bunlar:

    1. ne satıyorsunuz? ürününüzün özellikleri nedir?
    2. kime satacaksınız? (piyasanız var mıdır, kimlerdir?)
    3. nasıl para kazanacaksınız?
    4. siz kimsiniz? bu ürünü satabilecek özellikleriniz nelerdir?
    5. rakipleriniz kimler?
    6. rakabet avantajınız nedir?

    bunların yanında konuşmanıza ilgi çekici şekilde başlamanız, organize bir yapıyla anlatmanız, 150-200 kelime ile sınırlı tutmanız, tutkulu, ilgili ve hevesli olduğunuzu karşı tarafa gösterebilmeniz ve de en sonunda mutlaka karşı taraftan birşey istemeniz gerekmekte. bu istek de iletişim bilgileri, sonrası için bir randevu veya size bir konuda referans olması olabilir. bunun yanında konuşma esnasında ürünle ilgili gösterebileceğiniz bir görsel materyal (mesela çok hızlı şekilde konuşurken cep telefonunuzdan resim/diyagram göstermek gibi) ya da kendi iletişim bilgilerinizin olduğu bir kartvizit türü birşeyi de verme, dolayısıyla ilgiyi artırıp sonradan da hatırlanmayı kolaylaştırmayı düşünmek gerekir. tüm bunların üzerinde çalışıp derli toplu karşıdakine anlatabilmek sizi öne geçirecektir.

    kendinizi bu konuda geliştirmek istiyorsanız, youtube'da çok hoş videolar var, onlara bakınız. ayrıca elbette dragons' den adlı programın bölümlerine de göz atın.

    (bkz: iş fikri)
  • finlandiya'da da yaygın olarak kullanılan bir proje/fikir sunum tekniği.