şükela:  tümü | bugün soru sor
  • ing. onbir
    (bkz: 7 eleven)
  • (bkz: oceans eleven)
  • patricia highsmith’in, adıyla müsemma, 11 öyküden oluşan kitabı.. neredeyse tüm öykülerde bilenlerin aşina olduğu highsmith atmosferine daha ilk paragrafdan itibaren istemsizce ortak oluyorsunuz ve bir kez daha serinkanlılıkla, hatta gizliden gizliye ellerinizi ovuşturarak tanığı oluyorsunuz dehşetin ve aslında dehşet diye bildiğimiz şey öyle spontane, öyle doğal, öyle hayata ait ki boğazınızda yumru, böğrünüzde yumruk kalakalıyorsunuz.. saplantılar, sadistlikler, her türlü tehlike kol geziyor ve cinayete olan mesafenin tayini ne kadar kolay ve ne kadar zor..
  • chris cornell'a solo macerasında eşlik eden arkadaşlarının grupça ismi. izleyebildiğim kadarıyla sahne performanları da müzikal yetenekleri gibi gayet iyi.

    soundgarden'a superunknown turnesinde alt grup olmuşlardır

    grubun esaslı elemanları gitarist alain johannes ve klavyeci natasha shneiderdır. 1996'da pearl jam'e katılana kadar eski red hot chili peppers davulcusu jack irons bu grupta çalmaktaydı. o ayrılınca yerine sabit bir baterist alınmadı. 2002 civarı jack irons gruba geri döndü.
  • incognitonun 2005 tarihli jazz - funk etkilesimli son derece basarili albumu.
  • bir mark watson kitabı.. "nick hornby ve dave nicholls seviyorsanız bunu da seversiniz" demişler.
  • mark watson eseri.. türkçeye on bir diye çevrilmiştir.

    kitaba gelirsek de arka sayfadan ocelikle bir copy paste yapalım;

    "gece geç saatlerde sunduğu radyo programını arayıp umutlarını, korkularını ve pişmanlıklarını paylaşan uykusuz londralılar onu xavier ireland olarak tanıyor. hiçbiri onun sevdiği her şeyi terkedip -gerçi önce sevdiği her şey onu terketti- yeniden başlamak için londra'ya geldiğini bilmiyor. bir daha kaybetmemek için başkalarını kendi hayatının parçası yapacak her türlü yakınlaşmadan uzak bir hayat yaşıyor artık. ta ki o hayatın tam ortasına pippa düşene dek. tuhaf bir şekilde hayatına sızan bu temizlikçi kız onun silmeye çalıştığı geçmişiyle yüzleşmesine, hiç ummadığı yerlerde teselli ve huzur bulmasına yardımcı oluyor. keşke biraz daha erken karşılaşsalardı... xavier’nin o karlı günde yaptığı ve yapar yapmaz içini kemirmeye başlayan bir seçim, hiç tanımadığı on bir hayatı çoktan bambaşka yollara saptırmıştı."

    şimdi de duygu ve düşüncelerimize gelelim;

    yukarıdaki copy paste den de anlaşılacağı üzere xavier bir seçim yapıyor. seçim deyince gözünüzde büyümesin.. yani bir seytanın avukatı filmindeki gibi bir secim soz konusu degil.. belki her gün basımıza gelen bir hadise, bir seyi gormezlige gelmek gibi, mudahale etmemek gibi ne bileyim bir dilenciye para vermemek gibi.. kücük bir sey.. ve kucuk bir sey sonucu degisen 11 hayat anlatılıyor.
    ancak asıl olay bu degisen 11 hayat degil.. bu 11 hayatın yanı sıra xavier 'in yasadı hayat ile birlikte geçmişi de anlatılıyor.. kronolojik sıra süper.. neredeyse 3 farklı hikaye okuyorsunuz.

    ve okurken; aslında xavier 'in şimdiki yaşantısı ile geçmişinin anlatılması yeterli hatta olağanüstü deyip; değişen 11 hayata değinmeye gerek yok diye düşünüyorsunuz. ta ki kitabın sonuna kadar..
  • "onety-one" olarak telaffuz edilmesi gerekir.
  • biraz led zeppelin, dream theater'dan lines in the sand, just let me breath ve rush'tan tom sawyer, pain of salvation'ın be sonrası sounduyla buluşursa böyle bişey olur.