şükela:  tümü | bugün
  • şemsi tebrizi'nin mevlana'ya yedirdiklerinin yanında lafı bile olmayan gelişme.
  • "aşk sarhoşu derviş usulca nutella'sını parmakladı. zaten migroslarda satılan bir kitabın kahramanı olarak kafası iyice karışmıştı. kendime dönmeliyim diye düşündü". aman neyse bunları yazarken kendimi çok hırpaladım..bir süre demlenmeliyim.
  • yemeğin üstüne bir keyif sigarasını nasıl da tüttürdüğünü ayrıntısıyla betimlemediği sürece okuyucuyu tatmin edemez, eksik kalır.

    not. mevlana acaba yazdığı sayfaların kenar tezyininde patates baskısı kullanır mıydı; bir de onu merak ederim.

    ek not. bizzat okuyup bu acemilik tuzağına düşüp düşmediğini görmedim, lakin vakiyse çok yazık. hatta orta çaplı bir edebi skandal.
  • yazarı bağlar elbette, onun kurduğu dünyada böyle şeyler oluyorsa bize söyleyecek birşey düşmez. ama tabi hikaye orta dünya'da değil de bizim dünyamızda geçince insan bir tutam tutarlılık da bekliyor haliyle.

    mesela bakın bu adam da geçmişte geçen bir hikaye* yazmış*, yazdığı kitapta (hiç de ihtiyacı olmamasına rağmen) yarattığı çeşitliliğe bir bakın:

    http://bookmenus.blogspot.com/2011/12/112263.html

    link için t0mmy'ye teşekkürler.
  • dervişlere döner yedirmesinden daha komik değildir. sonraki birkaç kitabında yapmazsa ben yapacağım, "tasavvufi latifeler" ismiyle yaz aylarının en çok satanlarına gireceğim.
  • ''elif şafak'ın kurduğu dünyada domates vardır, o böyle tercih etmiştir'' diyenlere sormak lazım: eğer elif şafak tamamen mantıksal tutarlı ve gerçekçi bi roman yazmak isteseydi, o domates olmayacak mıydı?

    kimi kandırıyorsunuz siz?

    siz gidin ve duygu sömürüsü temalı romanları ev ödevi zihniyetiyle alıp okuyan, bu ülkenin edebiyat ortamına ve gündemine alenen, bilinçli/bilinçsiz tecavüz eden 18-45 yaş arası kadın okurları kandırın.
  • en azından starbucks'ta kahve içirmemiş olduğuna şükrettiğim davranış.

    madem elif şafak'ın kurduğu dünyada domates olabiliyor, normal karşılanabiliyor, o zaman gayet de starbucks olabilir o dünyada gibi geliyor bana yoksa şüphen mi var?
  • tutup kendi romanında kurgusal bir dünya yaratmış bir yazara saydırmıyoruz burada. sadece, yeterince araştırma yapmadığı için böyle bir hataya düşen, kısaca tembelliğinden orada domates biber yediren birinden bahsediyoruz.

    popüler bir yazar kötü olmak zorunda değildir. umberto eco yazacağı romanları için aylarca çalışan, bilgi toplayan bir adamdır misal, hadi türkiye'den de benzeri için ahmet ümit diyelim. bunlar da son derece popüler, lakin işine ciddiyetle yaklaşan insanlar. yazarlık bir meslekse eğer, o mesleğe dikkatle yaklaşan kişilerdir bu sıfatı hak eden..

    elif şafak'ı eleştirmek için kendisine nefret beslemek zorunda değilim. lakin bir zahmet, araştırıverseymiş domates ne zaman yenmeye başlamış?

    ulan ben bile anneannemden bilirim misal, anlatırdı kadın, çok değil, daha anneannemin anneannesi zamanında balkanlar'da kırmızı domates "çürüdü" diye yenmez, ayçekirdeğinden yağ elde etmek bilinmezmiş. taş çatlasa 150 yıl öncesidir bu dediğim...

    üzerine amerika'nın keşfi falan filan, anladınız siz onu...

    bir yazarın tembel olmaya hakkı yoktur; zira bir yazarın işi yazmakla olduğu kadar, okumakladır da... kalkıp da kadın burada kurgusal yahut fantastik dünya kurmuş da; bilerek -özellikle- domates biber yedirmiş gibi davranmayın.

    (bkz: #29234525)
  • bir de domatesin hristiyan olduğunu düşünürsek büyük ayıp etmiştir.