şükela:  tümü | bugün
  • bazı insanlarda, ilginç bir alışkanlık mı gayri ihtiyari bir hareket mi bilinmez, olan bir alışkanlıktır. duvar kenarından yuruken elini duvara surterek kimi zaman cizgi cizerek yapılan bir davranıştır.

    çocukluktan kalan bir alışkanlık tezi ile açıklanmak istense de, çocukluktaki bir çok alışkanlıgın kaybolması, yok olması anti tezi ile çürüyecektir.
  • kieslowski'nin trois couleurs bleu'sunun pek dokunaklı ve çok güçlü sahnelerinden biri...
  • el yerine sürtülen şey başka da olabilir. mesela:

    ilkokulu okuduğum okul evimize yürüme mesafesindeydi. ben hergün o yolu yürüyerek katederdim. hergün de elimde matchbox arabalarımdan biri olurdu. elimi değil ama arabayı duvarda gidiyormuş gibi sürterek giderdim. arada binaların bittiği yerleri araba chiiiuuuwww diye uçarak geçerdi. kara şimşek gibi.
  • saatin camini cizerek son bulur.
  • benim de yaptığım, yapanların içinde nice profesörler, nice büyükbaşların olduğuna şahit olduğum eylemdir.
    istemsiz oluyor ama. anlamıyorsun ne yaptığını, farketmiyorsun. yoksa düşünsene bi; çok ciddi bir ortamda herkesin put kesildiği insanların arasında yürürken insan neden elini duvara sürter ki?
    hasılı kelam; başkasında gördüğümde beni güldüren, güldürürkende nedenini düşündüren eylemdir.
    (bkz: ay ben gülerim)
  • en güzelini freddy krueger yapar bunun, tabii el yerine bıçak olduğu için epey bi kıvılcım çıkarıp, gerilim verir.
  • bazen evin içinde de yaptığım, vazgeçemediğim huy. nedenini bilmiyorum.
  • bile isteye yaptığım, inanılmaz hoşuma giden şey.

    özellikle istinat duvarı falansa bu büyük bir caddede; araya kapı, boşluk, sokak falan da girmediğinden büyük bir keyifle yapılır. insanın parmaklarının altındaki küçük beton kabarcıkları hissetmesi çok tuhaf bir şey. sanki onun kendine has bir yaşanmışlığı var, seneler önce onu yapan işçinin bıraktığı izler gibi. bir ruhu var anlıyor musunuz? (anlayamazsınız, evet) sıva ile dümdüz edilmiş ruhsuz duvarlardansa bu şekilde pütürlü duvarlara sahip bir evde yaşamak istiyorum hep. bazen gece müzik dinlerken elimi gayriihtiyari olarak duvara götürüp elimi müziğin ritmine göre pürüzlerde gezdiriyorum, o anlarda dünyanın en küçük mutluluğu ile kendine yetebilen manyak bir bireye dönüşüyorum.
  • ortalama bir fransız filminde, karizmatik ve depresyonlu kadının filmin sonuna yakın bir yerlerde yapması olası ` hareket:çek elini`.. bizde olsa zuhal olcay yapar mesela.. üzerinde boynunu kaldırdığı bir pardösü vardır ve ince topuklu ayakabılar giymiştir. adımlar ağırdır, topuk sesi duyulur. bu görüntüden erkek değil kadın bünyesi daha çok etkilenir. (bkz: melankoli)
  • kıvılcım çıkarır, acır eliniz.