*

şükela:  tümü | bugün
  • felsefenin hemen hemen bütün ana dallarına, özellikle de ahlak felsefesi ile zihin felsefesine katkıda bulunmuş, başlıca çevirmenlerinden ve en önemli yorumcularından bir olduğu ludwig wittgenstein'ın felsefesinden derinden etkilenmiş olan, 1919-2001 arası yaşamış ingiliz felsefeci.

    felsefe dünyasında bir yandan "çağdaş eylem kuramı"nın kurucusu olarak anılan, öte yandan 20. yy.'da yeniden canlanan erdem etiği üzerine ilginin belli başlı kaynaklarından biri olan anscombe, din felsefesinde de verdiği ürünlerle katolik inancın savunuculuğunu üstlenmiştir.
    klasik diller ve felsefe eğitimi alan anscombe, aynı zamanda aristoteles ile aquinas felsefeleri konusunda da yetkin bir isimdir.

    düşüncelerini özet biçimde kısaltarak aktardığı az sayıda kitabı [yönelim (intention, 1957); wittgenstein'ın "tractatus"una giriş (an introduction tı wittgenstein's "tractatus", 1959)]; felsefeci eşi peter geach ile birlikte yazdığı üç filozof (three philosophers, 1963) bulunan anscombe, bu açığını pek çoğı oldukça ses getirmiş olan onlarca makalesiyle kapatmıştır. bu yazıların birçoğu da daha sonra üç cilt halinde toplu felsefe yazıları (collected philosophical papers, 1981) adıyla yayımlanmıştır.

    anscombe'un en önemli yapıtı olan "yönelim", çağdaş eylem felsefesinin ana belgesi niteliğini taşır. anscombe'un "eylem", "yönelim" ve "eylem için gerekçe" ("eyleme için neden") kavramları üzerine kafa yorduğu bu kitabı, onun sonraki felsefe çizgisi açısından da belirleyicidir. ahlak felsefesini konu ediniş tarzı; "açıklama" ya da "nedensellik"in genel sorunlarına eğiliş biçimi; zihin felsefesindeki ortak sorunları ele alışı; hep bu ilk kitabın izlerini taşır. anscombe, diğer kitabı wittgenstein'in "tractatus"una giriş'teyse gottlob frege, bertrand russell ve wittgenstein'in "ilk dönem" öğretilerinin kimi yönlerini tartışır.
    eşiyle ortak kitabı olan üç filozof'un anscombe tarafından kaleme alınan ilk denemesi de aristotelesin töz öğretisinin sıkı bir yorumunu içermesi bakımından özel olarak anılmaya değerdir.

    anscombe'un etik üzerine çalışmaları, düşüncenin eylemle ilişkisi ve yönelim kavramı üzerinde yoğunlaşır. 20. yy.'ın en önemli ahlak felsefesi metinlerinden biri olan "modern ahlak felsefesi"nde (modern moral philosophy, 1958) anscombe, bu tür konularda akıl yürüten çağdaş düşüncenin ahlak felsefesini uygulamaya koymakta çuvalladığını öne sürer. bir yandan ilkçağ yunan felsefesinin etik kuramını, özellikle de aristoteles'in erdem ahlakını yeniden canlandırmayı önerirken, bir yandan da günümüzde yaşanan ahlaki çöküntünün sorumlusu olarak her türden pragmacı ve yararcı öğretiyle beslenen "sonuççuluk"u mahkum eder. anscombe'un adını koyup sıkı bir biçimde eleştirdiği sonuççuluktan anladığı, eyleyenin ya da öznenin bir eylemin umulan sonuçlarından olduğu denli, umulmadık ancak öngörülebilecek sonuçlarından da sorumlu olduğunu kabul etmeye yanaşmayan "sakat" bir ahlak anlayışıdır.

    anscombe'a göreyse, bireyin bir şeye yönelip yönelmemesi ya da niyetlenip niyetlenmemesi o kişiyi hiçbir şekilde sorumluluktan kurtarmaz. sonuççuluk, salt eylemin sonuçlarına odaklandığından, her türlü koşulu göz önüne almayıp eyleyenin sorumluluğunu yeterince hesaba katmadığından ötürü sendelemeye yazgılıdır. yine bu bağlamda kaleme aldığı "bay truman'ın ölçüsü" (mr. truman's degree, 1957) başlıklı yazıda, benzer gerekçelere dayanarak abd başkanı truman'ın atom bombasına izin vermesini yargılayıp eleştirir. ona göre hiroşima ve nagasaki bombalandıktan sonra yapılan her açıklama suç ortaklığından öte bir anlam taşımaz; her meşrulaştırma çabası, olsa olsa "özrü kabahatinden büyük" konumunu pekiştirir. anscombe'a göre, "öldürme yasağı çiğnenmiştir bir kere; cinayetin adı her zaman ve her yerde cinayettir."...

    günümüz ahlak felsefesi ile eylem felsefesinde bir yenilenme yaratacak, yeni bir ufuk açacak tek kuram artistoteles'in etik kuramıdır anscombe'a göre. ancak bunun için de bu kuramda geçen "erdem", "insan doğası", "insanın iyiliği" türünden kavramların açıklığa kavuşturulması, sınırlarının iyice belirginleştirilmesi gerekmektedir.
    ahlak felsefesinde sonuççuluğun iyiden iyiye yer edinmesini sağlayan tüm yararcı ve pragmacı öğretiler bir yana bırakılmalı, eski yunan'ın tanrısal yasa ya da kutsal adaletten esinlenen o güzelim erdem ahlakına geri dönülmelidir...

    elizabeth anscombe 1971 tarihli "nedensellik ve belirlenim" (causality and determination) adlı yazısında çağdaş felsefede geçerli olan "nedensellik" kavrayışına karşı çıkıp itirazlarını sıralar. bu deneme, çok yoğun ve çetrefil bir "istenç özgürlüğü" tartışmasıyla son bulur. anscombe'un zihin felsefesi üzerine çalışmalarıysa wittgenstein'ın öğretilerini açıklığa kavuşturma ve genişletme çabaları olarak okunabilir. bu bağlamda dile getirdiği en sıkı düşünceler, 1974 tarihli "the first person" (ilk adam) başlıklı yazısında yer almaktadır. onun wittgenstein'ın "felsefece soruşturmalar" (philosophical investigations, 1953) çevirisi de kimi yorumcular tarafından modern felsefenin dönüm noktası olarak görülmüştür.
hesabın var mı? giriş yap