şükela:  tümü | bugün
  • zeki ve neşeli bir karakteri vardır. bir de ince, kıvrak bir vücut yapısı ve koyu kahve çok güzel gözleri.
  • favori karakterimdir.. hatta biraz ucundan azicik.. hatta belki birazcik fazlaca benimdir..
  • keira knightley oynamıştır bir uyarlama filmde bu karakteri. sanırım cuk oturmuştur.
  • dönemine, kalıplara karşı durabilen, aklı her şeyinden güzel karakter.

    (bkz: jennifer ehle)
  • benim için kadının simgesidir. bir kadın kendisi gibi olmalıdır. zeki kadın her zaman çekicidir, velhasıl kendisi idolümdür.
  • jane austen'in pride and prejudice (aslı gurur ve önyargı olmakla birlikte ülkemizde aşk ve gurur olarak bilinir) adlı on kez filan bıkmadan okunası romanının pek de güzel olmayan (güzellikte ablası jane'den sonra ikincidir, özellikle belirtilir), mizahı kuvvetli, aşık olsa da durumla alay etmeyi becererek acıdan sıyrılabilen, herkese azıcık üstten bakan ve her an dalga geçmeye hazır, zeki kadın karakteri. edebiyat tarihinde kendimi bu kadar özdeşleştirebileceğim bir hatun daha yoktur. severim, sayarım.
  • bbc yapımı olan pride and prejudice adlı mini dizide, jennifer ehle tarafından canlandırılmıştır.
  • zekâsı ve öngörüsü çağdaşlarından ileride olan, fakat bu özellikleri yazarı tarafından büyük ölçüde harcanan karakter. hâlbuki austen, o devirde böyle bir kızı tasvir ederek ne kadar farklı bir işe imzasını atmıştır, lakin kitabın sonlarına doğru bu özel kişiyi yine devrine uygun hâle getirip noktayı öylece koymuştur. bu yüzden, kitabı ikinci kez okuduğumda iyice fark ettim ki, austen'a sitemim hiç bitmeyecek!

    değil kardeşleri içinde, yaşadığı çevrede bile en akıllı olan, olaylara ve insanlara en mantıklı ve eleştirel bakabilen hanımdır, elizabeth. saçma sapan âdetlere ve yargılara istihzalı bir şekilde gülüp burun kıvırmaktan çekinmez. ailesinden daha iradeli ve güçlü bir karakteri vardır o yüzden. lakin hemcinsleri bir hata yaptığında, o burun kıvırdığı yargı kalıplarının etkisinde epeyce kaldığını gösteren davranışlara bürünerek karakteriyle tezata düşer maalesef. örneğin lydia'nın eylemi sonrasında kendi gelecekleri adına kapıldığı kaygılar; öncesinde, tüm bunların sebebi olan annesinin karşısına çıkıp da hatalarını yüzüne vurmaktansa ve uyarmaktansa yine gidip babasından, yani bir erkekten medet umması vs. bana göre karakterine hiç yakışmayan davranışlardır. zira elizabeth bennet, doğrularını cesaretle savunabilecek kadar farklı ve güçlü bir karakterdir, ama o cesareti en yakınındaki yanlışlığı çözmeye gelince yok sayılmıştır. dolayısıyla bu açıdan baktığımda benim gözümde sınıfta kalır, öyle iddia edildiği kadar çağının üstünde ve ötesinde göremem kendisini.

    acaba austen, ona layık gördüğü zekâya ve cesarete bu şekilde gölge düşürdüğünü fark etmiş midir? hiç sanmıyorum! zira fark etseydi, kitabın finalinde onu öylece, elini suya sabuna bulaştırmadan ve annesini falan eleştirmeden, mr. darcy'nin tüm jestlerini reveranslarla kabul ederek, ilgi sarhoşluğuyla kelebeklere dönüşmüş vaziyette bırakmazdı.

    lakin bu gibi tezatlarından dolayı elizabeth'e sitem etsem de takdir ettiğim pek çok yönü de vardır. örneğin kendisine bir nevi ihanet eden charlotte lucas gibi birini affedip evine kadar gitmiştir. bu, benim asla yapamadığım, gösteremediğim bir erdemdir. özellikle bu konuda kendisine hakkını teslim eder, saygı duyarım.

    bir de kitapta, lady catherine'e verdiği ayarlar arasında bir söz sarf eder; o sözün ardındaki gerçeği, mücadeleyi ve anlamı bire bir bildiğim için olsa gerek, altını çizip imlemişim yıllar önce:

    "kendi kendilerini yetiştirmek isteyenler, hiçbir zaman geri kalmazlar."
  • sahtekar olduğu beş kilometreden belli olan bir pezoya* inanıp, hatta gönlünü kaptırıp, darcy'nin arkasından bin çeşit dedikodu yapan, adamın suratına karşı da ekşi ekşi laflar eden bir hanımefendi. buna rağmen güçlü karakteri ve jennifer ehle güzelliği sebebiyle kendisini çekici bulduğumu itiraf etmeliyim.

    kaşar kızkardeşinin eylemleri sonrası gerizekalı annesiyle muhatap olmaması da normal, tabi ki babasına gidecekti. hikayenin sonunda darcy ile yakınlaştıklarında da yaptığı tüm haksızlıklara ve hatalara rağmen hala burnu havada idi. darcy'nin yerinde olsam aşkımdan ölürdüm de bu kadınla evlenmezdim.