şükela:  tümü | bugün
  • john coltrane zamanlarında iş yapmış bir jazz davulcusu
  • kendine has bir zaman anlayisi olan davulcu. bas davul ile farkli bir tempo calarken ride ile farkli bir tempo calabilirmis. ayrica caldigi seylerin nota olarak tam karsiliklari bulunmuyor, caldigi seyler yazilamiyor bir yerde.
  • kendisini 2 gün önce kaybettik...
  • pontiac’ta 9 eylül 1927’de doğan jones, new york’ta be bop bateristi olarak üne kavuşmuştu.
    10 çocuklu bir ailenin en küçüğü olan jones’un erkek kardeşi hank jones en iyi caz piyanistlerinden biri olmuş, diğer erkek kardeşi thad de trompette ünlenmişti.
    jones, 13 yaşlarında günde 8-10 saat çalışarak bateride iddialı olduğunu göstermiş, askerliğini yapmadan önce ve askerlikten sonra yerel orkestralarda çalmıştı.
    1950’li yılların başında, new york’a yerleşmeden önce bazı küçük gruplarda bateri çalan jones, new york’a gelince j.j johnson, donald byrd ve sonny rollins gibi ünlü müzisyenlerle çalışmış, 1960’da john coltrane dörtlüsü’ne katılarak üne kavuşmuştu.
    daha sonra bazı küçük grupları yönetmiş, joe farrell, george coleman ve wilbur little ile birçok ülkede konserler vermiş ve festivallere katılmıştı.

    bir kaç aydır solunum yetmezliğini gidermek için sahnede oksijen maskesi takıyormuş..
    ve artık yaşamıyor.. itibarıyle 76 yaşında vefat etti..
  • "caz i$te budur!" deyip dans ettigim davulcu. reza isimli parcasi mutlaka dinlenmelidir.
  • "there will never be a more pure or powerful drumming force, or a higher level of drumming intelligence and passion, than that of mr. elvin jones. elvin represented everything that was good and great about jazz and life: the swingin'est beat, the brightest smile, the warmest (and most sweat-stoked!) embrace ... elvin was the life force of our music. and as hard as it is to imagine life and jazz without his bodily presence, he lives on in the tremendous body of recorded work he left us, and in the memories of those who were lucky enough to know him or see him in person. elvin jones left the world a much better place."
    - peter erskine
  • "what do you say about a king? elvin jones' music was such a reflection of who he was as a person, a man who truly lived his life and experienced the spectrum of human emotion fully and deeply. his strong life force came through his playing and was a dynamic expression of that rhythm of life. he translated that vital heartbeat of humanity as he heard it so that when he played, you couldn't help but feel the joy. a remarkable man, a remarkable gift. thank you elvin!"
    - mike clark
  • tam adı elvin ray jones tur.
  • charles mingus'ı büyüleyen teknik, larry young'ın ardındaki ritmin ta kendisi (burada özellikle unity'yi dinleyenlerin tebessüm ederek onay vereceğini düşünüyorum), coltrane'in avant-garde denemelerinde yanından ayırmadığı silah arkadaşı; miles davis ve bud powell'ın yanında son derece naif dokunuşlarla yüreğimizi okşayabilecek; ağzında sigarayla derin nefes alarak bugün hala tam olarak nota edilemeyen bir teknikle çalan büyük usta.

    şaşırtıcıdır, on dojuzunda swing klarinetçilerinden benny goodman tarafından "big band'imde çal" sözü üzerine new york'a kısa süreliğine uğramış, ancak gencecik yaşta ne cesaretse big bandlerde kendini iyi ifade edemediğini düşündüğü için ayrılmıştır. elvin jones farklıdır, yüz metreden tanıyabilirsiniz onu. ornette coleman için ed blackwell neyse; birçok cazcı için de elvin jones o'dur diye düşünüyorum. modalden free'ye, her renginde görebilirsiniz kendisini. coltrane'in my favorite things'inde ve paul chambers quintet'la çaldığı günler hard bop konusundaki duayenliğini göstermekteyken birkaç hafta sonra lee konitz'in motion'ında cool jazz dersi vermektedir bizlere. öte yandan crescent*'in fütursuz ritmleriyle kendinden geçmekteyken yeni yeni kendini gösteren wayne shorter'ın leziz modal albümlerinde yine sırtını yasladığı isim olmaktadır.

    sevdiğim olaylarından biri de the great jazz trio'dur. hank jones, elvin jones ve ron carter yetmişlerde; village vanguard'da sağlam iş çıkarmışlardı. hatta iki bölümlük at the village vanguard'ı dinleyenlerin açılıştaki moose the mooche ve peşisıra gelen favors, 12+12'de yine jones'un ritm duyusunun sağlamlığına inanacağı gerçeği apaçık ortadadır. yetmişlerde de caz fraksiyonları konusunda kendini aşmış büyük usta, maalesef kendisini solunum yetmezliğinden götürecek sigara da hep ağzında. olsun, efsaneler ölür mü hiç?

    üstadın ileriki nesilleri etkilediği de bir gerçek. last exit'teki ronald shannon jackson'ın ritm algısı kanımca tamamen elvin jones'tan improvizedir. sonny sharrock'ın 1991'de çıkardığı nefis albümü ask the ages'ın özgür ve takip edilemez poli-ritmlerinde kim var sanıyorsunuz?

    *