şükela:  tümü | bugün
  • güzel tespitleri var : " şimdi bir kız bir kafeye girdiği zaman saçları eğer gerçekten bakımsız değilse orada ciddi bir kapitalizm mevzubahistir. tabi, neden aklımıza “ne saçı lan” diye bir soru gelmiyor? sekülerlik içimizde çünkü dostum anlıyor musun."
  • şurada yazıyor: habitus istanbul

    güzel yazıyor ama seyrek yazıyor. daha sık yazsın. öyle isterük.
  • 27.08.2014 günü üsküdar'da görüştüğüm kişi, sosyolog. çevirileri de bulunuyor. lisans: galatasaray üniversitesi, sosyoloji; y. lisans: boğaziçi'nde devam ediyor. bu dönem istanbul bilgi üniversitesi'nde dersler verecek. cahit koytak'ın yeğenidir.
  • son zamanlarda fayrap dergisi'nde sık görünmeye başladı.
  • bir neo epik icadı güzel şair.
  • başımı kaldırsam bir, şu gavur dünyadan
    şu çok yapışkan, çok sırnaşık ve sürtük
    ey bin kocadan arta kalan ekonomik kalkınma
    ey sehersiz, kuşluksuz, şafaksız uyanmalarım
    ruhü’l-kudüs dudaklarımızı okuyor uzaktan
    ne gelir elimizden türk şiirinden başka.
    -elyesa koytak-
    mekanik ve kurmaca degil.
  • vallahi bıktık bu neo-muhafazakar şairimsilerden. çevirip çevirip aynı şeyleri yazıyorlar. hepsi aynı tornadan çıkma. biraz islam, biraz resullah, üzerine biraz da postmodernizim sosu...

    hicretsizlik'i okuduğum an aklıma resulullah ile benim aramdaki farklar geldi. (bkz: ah muhsin ünlü)
    ve fakat serbest çağrıştım diyemiyorum ne yazık ki.

    ben ilk âh muhsin ünlü'yü okumuştum. ve yalan yok oldukça farklı gelmişti. bu üslubun sıfır noktası âh muhsin ünlü müdür bilmiyorum ama taklitlerinden sakınınız ya hu.

    velhasıl
    şiir meselesine bulaşmasaymış iyiymiş.
    kot pantolon, tişört, beyoğlu ve iyi günler dediği yerden bildiriyorum. stop.
  • takıldığı, mensubu olduğu edebiyat çevrelerinden zerre hazzetmem (fayrap, popülist kültür) ama "hicretsizlik" ve "izzeddin el kassam'a övgü" şiirlerini severek okudum, dinledim. hicretsizlik baya iyi şiir!
  • "başka bir ülkede batı'ya bu kadar bağımlı ve her olayda iktidarı bahane edip batı'nın menfaatlerine çalışan kültürel ve ekonomik bir sınıf, tabaka, zümre olsa ne olurdu acaba?" diye buyurmuş geleceğin mustafa ceceli adayı.

    acaba özgürlüğü avm'de, ayasofya'da veya yolun ortasında çişini tutamayıp namazı gelmek olarak anlayan bu arkadaş, "milli ve yerli" iktidarın eğitimi, sağlık sistemini, tarım ve hayvancılığı nasıl batı'nın kucağına verdiğini de idrak edebiliyor mu?

    türkiye aleyhine olan her şeyin din temalı olduğunu anladığımızda ülkede 2. aydınlanma çağı başlayacak. bir kısım şeriatçı çocuk düdüklüyor, bir kısmı darbe yapıyor, bir kısmı hırsız, bir kısmı ise zamanında türk ordusu'nu kapı dışarı edip şimdi aynı muameleyi israil'den gören filistin'in izzettin el kassam tugayları'na şiir yazıyor, utanmadan bir de türkiye aleyhine diyorlar??