şükela:  tümü | bugün
  • türklere dostluk ve hayranlık besleyen afganistan kralı.

    ülkesinin gelişmesi ve modern bir görünüme kavuşması için çalışmıştır. eğitim, sağlık, askeriye gibi alanlarda yenilikler yapmıştır. bu sebeple istibdat dolayısıyla mısır ve avrupa'da bulunan bazı jöntürkler'i afganistan'a davet etmiştir. afganistan'a giden türkler eğitim ve askeri işlemlerle ilgili danışman olarak hizmet vermişlerdir.

    emanullah han türkistan'da bulunan enver paşa'yı afganistan'a davet etmiş; aynı zamanda basmacılara el altından maddi yardımda bulunmuştur. enver paşa emanullah han'ın davetini nazikçe redderek, ruslarla çatışma yolunu seçmiştir. emanullah han hacı sami, cemal paşa gibi ittihatçılarla da görüşmüştür. afganistan'a giden türklere büyük bir ilgi ve lütuf göstermiştir.

    emanullah han, istiklal harbi veren türkiye'ye büyük bir hayranlık duyuyordu. iki devlet arasında 1 mart 1921'de bir dostluk anlaşması imzalandı. bu anlaşma tbmm'nin ilk uluslarası siyasi anlaşması olması sebebiyle önemlidir. medine müdafii fahreddin paşa türkiye'nin afganistan elçisi olarak kabil'e gönderildi. bu dönemde iki devlet arasındaki ilişkiler sürekli bir dostluk ve dayanışma zeminine oturtulmuştur. emanullah han 1928 yılında türkiye'yi ziyaret etmiş ve atatürk tarafından çok sıcak bir şekilde karşılanmıştır.
  • 1 haziran 1892 ile 25 nisan 1960 tarihleri arasında yaşamış afganistan emiri.

    emir habibullah han'ın oğluydu. babasının 1919'da öldürülmesinin hemen ardından tahta çıktı. tahta çıkma töreninde yaptığı konuşmada afganistan'ın bağımsızlığını ilan etti. ingilizler duruma müdahale etmelerine rağmen, i. dünya savaşı'ndan yıpranmış olarak çıkan ingiliz-hint ordusu ile fazla etkili olamayan afgan ordusu arasında ufak çaplı birkaç çatışma dışında bir olay yaşanmadı. 8 ağustos 1919'da ravalpindi'de afganistan'ın bağımsızlığını tanıyan bir antlaşma imzalandı.

    1921'de sscb ve türkiye ile dostluk, 1922'de iran'la saldırmazlık antlaşması yaptı. 1921 türkiye anayasası'nı örnek alarak hazırlattığı afgan anayasası 1923'te yürürlüğe girdi. kayınbiraderi ve dışişleri bakanı mahmud tarzi danışmanlığında giriştiği reform hareketleri gericilerin muhalefetiyle karşılaştı. 1928'de avrupa, türkiye, mısır ve hindistan'ı kapsayan bir ziyaretten sonra ülkesine döndükten sonra yasama reformu ve kadınlara siyasi haklar tanınması gibi yeni tasarıları açıkladı. bunun üzerine mollaların sert tepkisiyle karşılaştı.kasım 1928'de celalabad'da patlak veren bir kabile ayaklanması sırasında ünlü bir kabile lideri olan baççe-i sakov başkent kabil'i ele geçirdi ve kendisini hükümdar ilan etti. emanullah han tahtı yeniden ele geçirmeyi denediyse de başarılı olamadı ve afganistan'dan ayrılmak zorunda kaldı.sonraki yaşamını sürgünde geçirdi. 25 nisan 1960 günü zürih'de yaşamını yitirdi.
  • mustafa kemal atatürk’ü örnek alan, afganistan’ın bağımsızlığına kavuşmasını sağlayan bir lider.

    daha 26 yaşındayken, işgal altında bulunan ülkesine bağımsızlığını kazandırmak için ingilizlere karşı mücadele vermiş ve zaferle ayrılmıştır.

    kazandığı bu zaferle ülkesinde ki saygınlığı da artmıştır ve iddialı reformlara gitmiştir. bunlardan bazıları; erkek ve kız çocuklar için modern okullar açılması, çok eşliliği ve peçeyi yasaklaması, özgür basının oluşmasını sağlaması.

    bu yeniliklerden rahatsız olan gericiler tarafından dinsizlikle suçlanmış ve mollaların komplosuyla tahttan indirilmiştir.

    cemaatlerin, mollaların, şeyhlerin elinin eteğinin öpüldüğü, baş üstünde tutulduğu coğrafyalarda, ülkeyi ileriye götürecek böyle liderler hep yok edilmek istenmiştir ve bir çoğunu da yok etmişlerdir.

    işte atatürk öyle büyük bir lider ki bütün bu çapulculara rağmen ülkemizi ilerletmeyi başarmıştır.
  • kendisinin modernleştirmek ve laik bir devlet haline getirmek için çok uğraştığı memleketi maalesef gerici terör örgütü taliban'ın eline geçmiştir. ruhu şad olsun.
  • afgan halkı acaba zamanında ingiliz destekli dinci kabile maymunlarının arkasından gitmek yerine bu adamın peşinden gitseydi bugün bunlar olur muydu, çok merak ediyorum. belki sovyetleri diplomasi ile durdurabilirlerdi veya sscb saldırmaya hiç cesaret edemezdi, abd hiç afganistana bulaşmamış olurdu veya belki bir çeşit müttefik olmaya çalışırdı, bugün dünyadaki müslüman terörist imajı bile hiç oluşmamış olabilirdi. herşey çok güzel olmayabilirdi belki ama en azından bizim gibi olabilirlerdi*. sadece kendi çıkarını düşünen çöl maymunlarının peşinde gitmiş olmanın acısını 7 nesildir çekiyorlar, daha da çekmeye devam edecekler gibi.
  • atatürk'ün cumhuriyet dönemi kılık kıyafet ile ilgili kültürel(!) reformlarına ibret teşkil etmiş afgan kralı.

    feroz ahmad, the making of modern turkey adlı kitabında şöyle yazmış:

    "bir put kırıcı olarak kemal, türk kadınının statüsünde bir devrim yapma girişiminde bulunduğu takdirde, büyük bir ayaklanma tehlikesiyle karşı karşıya kalacağını biliyordu. kalabalıklara, örtünmenin ne kadar aşağılayıcı olduğuna dair uzun söylevler veriyor, ancak fesi ortadan kaldırdığı gibi peçeyi de kaldırmaya cesaret edemiyordu."

    ...

    "ancak atatürk, kadınlarla ilgili değerlerini asla ülkeye zorla kabul ettirme girişiminde bulunmadı. islami toplumda gelenek konusunda öylesine duyarlıydı ki, peçeyi yasakladığını duyduğunda afgan hükümdarı kral emanullah'ın devrileceğini önceden gördü."

    not: eseri türkçe çevirisinden okudum ancak yukarıdaki "duyarlı" kelimesini paragraf içinde anlamlandıramadım. bir yanlışlık olabilir çeviride. orjinaline bakmak lazım.

    edit: yahu niye şimdi aklıma geldi bilmiyorum ancak bu entry'de bahsettiğim ''duyarlı'' kelimesinin çevirisi üzerine geçen sene bu zamanlar bir mesaj almıştım @metainduction adlı yazar kişisinden. belirttiğim kısımdaki ''duyarlı'' kelimesinin çevirisinin dediğim uyumsuzluk hali üzerine metinin asıl dili üzerinden yaptığı değerlendirme için aşağıya mesajını kopyalıyorum olduğu gibi:

    ''iyi günler. eğer kitaba bakma imkanınız olmadıysa:

    "however much kemalists may have favoured the liberation of
    women ‘from the shackles of tradition’, they recognised the hold of
    tradition on the society they were struggling to change and the power
    of conservative forces. kemal, the iconoclast, knew that he risked a
    major upheaval if he attempted to revolutionise the status of turkish
    women. he was willing to harangue crowds against the degrading
    practice of veiling but he never dared to abolish it as he did the fez. he
    set an example by marrying an educated, westernised, liberated
    turkish woman who accompanied him around the country on his
    tours. he had his adopted daughters brought up as models of the
    kemalist woman; one became professor of history at the newlyfounded university of ankara, while the other was trained as a pilot
    on active duty who actually bombed kurdish rebels in the rebellion of
    1937. both were consciously trained to invade the traditional preserves
    of men. but atatürk never attempted to impose his own values
    regarding women on the country. he was so in tune with the forces of
    tradition in ıslamic society that he predicted the overthrow of the
    afghan monarch, king amanullah, when he learned that the latter
    had outlawed the veil.

    "in tune" yapısını duyarlıydı olarak çevirmiş çevirmen. yine birkaç yerde de tartışılabilecek kelime seçimleri var.

    " geleneksel islam toplumunun gereklerine o kadar hakimdi ki " gibi belki devam edebilir.''

    edit2: @bliss adlı kullanıcının mesajını elleşmeden ekliyorum:
    "in tune: uyumlu olarak çevrilmeli burada... yani ayni tonda... :)
    ama en guzel çeviri "bilincindeydi"... yani burada in tune olma durumu öyle olduğundan değil, bildiğinden."
  • atatürk döneminde hükümet tarafından desteklenen, modernleşme hareketi "türkiye'yi örnek alan ülke ve hükümdarlar" faslından örnek sunulan bir emirdir. afganistan'da olan bitenler gün gün gazetelere yansır. misal milliyet gazetesinde afgan destanı
  • 25 mayıs'ta amanullah han ile resim sergisi ziyaretinden bahsetmiştik.

    27 mayıs 1928

    afganistan kralı amanullah
    han'ın, ankara'dan ayrılırken hâkimiyet-i milliye
    gazetesi muhabirine demeci:

    "..gazi, dünyanın en büyük adamı ve en önemli bir askeridir. kendileriyle haberleşiyor, tanışıyor ve
    seviyordum. fakat görüştükten sonra kıymetinin
    büyüklüğünü daha iyi anladım."
  • 25 mayıs 1928

    atatürk'ün, afganistan kralı amanullah han'la beraber ankara'da resim sergisi'ni ziyareti.

    afgan kralı, 25 mayıs cuma günü, saat 15.30'da
    fahrettin ve naci paşalar ile elçi gulam ceylani
    han ve beraberindeki afgan zatları ile bir resim
    sergisini ziyaret eder. kral sergideki eserleri birer
    birer dikkatle inceledi ve sanatçılarımızı takdir
    etti. beğendikleri tablolardan da yirmi tanesini
    satın alır.

    kral saat 16.00'da beraberindekilerle gazi
    paşanın çiftliğini ziyaret etti. kraliçe de bu
    ziyarette birlikte bulundu. gazi misafirlerini
    çiftliğin kapısında karşıladı. ve saat 17.30'a
    kadar çiftliği gezdirdi. saat 18.00'da gazi
    havuzuna çıkıldı. kral ve gazi 10 dakika kadar
    sandal gezintisi yaptı. sonra çiftlik binasına
    gelerek çiftliğin mamullerinden olan peynir,
    tereyağı, yoğurt ve benzeri mamullerle kahvaltı
    yaptılar. gazimiz misafirlerimize çiftliğin
    çıkışına kadar eşlik etti ve kucaklaşarak
    misafirlerini uğurladı.
  • kafa olarak afganistan'ın atatürk'üdür
    ama atatürk kadar başarılı olamamış ve iktidarı kaybedip kaçmak zorunda kalmıştır.

hesabın var mı? giriş yap